Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Üç AB üyesi, Covid-19 kurtarma paketini nasıl kullanmayı hedefliyor?

Access to the comments Yorumlar
 Oleksandra Vakulina
euronews_icons_loading
Üç AB üyesi, Covid-19 kurtarma paketini nasıl kullanmayı hedefliyor?
©  euronews

Salgınla mücadele politikaları, Avrupa Birliği (AB) başkentlerinde, 2020’nin bahar aylarından bu yana hararetli bir şekilde tartışılıyor. AB'yi rahatlamak ve ekonomilerin direncini artırmak için Marshall Planı’ndan 5 kat daha büyük olan kurtarma paketi ortak bir çözüm olarak hayata geçirildi. Ancak bu paket yeterli mi? Bu soruyu, Bratislava’da düzenlenen GlobSec 2021’de, Avusturya, Slovakya ve Çekya’dan siyasilere sorduk.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Çekya Başbakan Yardımcısı, Sanayi ve Ticaret Bakanı Karel Havlicek ve Slovakya Başbakanı Eduard Heger konuğumuz oldu.

Sasha Vakulina, euronews: İlk sorum bu kurtarma ve direnç mekanizmasıyla ilgili. Oldukça sık tartışıldı bu konu. Sizce bu kurtarma paketi ekonomilerin canlanması ve toparlanması için yeterli mi?

Sebastian Kurz, Avusturya Başbakanı: "Benim görüşüm yeterli olduğu yönünde. Bence yeterli de olmak zorunda. Ekonomilere can suyu vermek için çok büyük yatırım yapmak zorundaydık. Ancak aynı zamanda birliğin kalıcı bir borç yükü altına girmesine de karşıyız. Yani bunun birkaç kez daha tekrarlanmasını istemiyoruz. Şu an içinde bulunduğumuz durum için gerekliydi. Fakat sürekli tekrar edebileceğimiz bir paket olmamalı."

Sasha Vakulina, euronews: Şüpheyle yaklaşanlar azaldı diyebilir miyiz?

Sebastian Kurz, Avusturya Başbakanı: "Evet, şüpheler azaldı çünkü rakamlar üzerinde anlaştık. Hukukun üstünlüğünü ve diğer kriterleri de içeren, daha kapsamlı bir paket üzerinde uzlaşma sağlandı. Ana hedefimizin, dijitalleşmeye ve ekonomiyi daha güçlü ve sağlam kılan yeşil ekonomiye yatırım yapmak olduğu hususunda da fikir birliği içindeyiz. Bu fonun tek seferlik olması, yani kalıcı bir harcama olmaması için de uzlaştık ki bu bizim için en önemli noktaydı."

Sürekli kurtarma paketinden bahsedip reformları hayata geçirmezsek, parayı harcamış olur ancak bir etkisini göremeyiz

Sasha Vakulina, euronews: Sayın Başbakan Heger, siz ne düşünüyorsunuz? Sizce bu bütçe yeterli mi? Sizin ülke içi politikalarınızın olmazsa olmazı nedir?

_Eduard Heger, Slovakya Başbakanı: "Eğer hükümetin kasasından harcama yapıp borç yükünü büyük miktarda artıracaksanız, reformlara ya da reformlara bağlı alanlara yatırım yapmalısınız. Zira reformun sağlıklı bir kamu finansmanı sağladığını, daha fazla borca girmenizi engellediğini biliyoruz. Reformlara yatırım, ekonominin büyümesine yardımcı olup borcun hangi alanlarda azalabileceğine de aracı olur. Vergi reformu, eğitim reformu, emeklilik reformu... hangisi olursa olsun her ülkenin ihtiyacına göre refomlar tartışılmalı. Sürekli bu kurtarma paketinden bahsedip reformları hayata geçirmezsek, parayı harcamış ve yatırım yapmış olur ancak sonucunda olması gerektiği kadar bir etkisini göremeyiz."

Karel Havlicek, Çekya Başbakan Yardımcısı ve Sanayi ve Ticaret Bakanı: "Çekya’da, salgından önce belirlediğimiz önceliklerimiz vardı zaten. Ülke çapında önceliklerimizi gözden geçirdik ve araştırma-geliştirmeye yatırım yapmaya başladık. Artık masallar ülkesi değiliz. Geleceğin ülkesi olarak Çekya’yı daha iyi temsil etmek istiyoruz. Ucuz biranın, muhteşem manzaraların ve Charles Köprüsü'nün olduğu bir ülke değil, bilginin, inovasyonun, bilimin ve üniversitelerin ülkesi olarak tanınmak istiyoruz. Bu kurtarma paketi de inovasyon stratejisi temeline oturtuldu. Yeterli mi diye sorarsanız, bizim açımızdan yeterli."

Sasha Vakulina, euronews: "Sizin vizyonunuzda neler var? Avrupa toplumlarındaki siyasi dayanışma, halihazırda gündemde olan ve tartışılan ekonomik reformlara nasıl yansıyacak?"

Eduard Heger, Slovakya Başbakanı: "Halkın, kapanma sürecinden sıkıldığını ve bıktığını hissedebiliyoruz. Herkes bir kriz döneminden geçiyor. Hükümetlere yardım etmek zorundaydık. Ancak dünyanın diğer bölgelerine yardım etmemiz gerektiğinin kamuoyunda da tartışıldığını unutmamalıyız."

"Dayanışmanın anlamını daha genel kapsamda anlatmalıyız, yerel politikalarda bile ne anlam ifade ettiğini ayrıntılı bir biçimde anlatmamız gerekiyor. İlk kez Amerika Birleşik Devletleri’nden duyduğumuz ‘Önce Amerika’ gibi söylemler bence bencillik. Gelişmiş ülkelerin bencil olması bana göre çok, çok tehlikeli.

Yüksek sosyal standartların temelinde rekabetin ve ekonomik büyümenin yattığını hatırlamamız gerekiyor

Sebastian Kurz, Avusturya Başbakanı: "Avrupa Birliği’nin dayanışma vizyonunu ben de paylaşıyorum, ki eminim tüm üye devletler de bu konuda hemfikirdir. Avrupa Birliği içinde bazen, Çin, ABD ve diğer ülkeler gibi dünyanın farklı noktalarıyla rekabet halinde olduğumuzu unutabiliyoruz. Ekonomik büyüme oranlarına bakacak olursak, sadece yüksek yaşam standardı olan bir müzeye dönüşmekten kaçınmalıyız. Dayanışmanın, kamu yatırımlarının ve yüksek sosyal standartların temelinde rekabetin ve ekonomik büyümenin yattığını kendimize sürekli hatırlatmamız gerekiyor. Birleşik Krallık örneğine bakalım; geçen yıl çok kötü bir yıl geçirdiler ancak bu yıl ekonomide yüzde 7 oranında büyüme bekliyorlar. Çin’e bakacak olursak, onlar da müthiş bir ekonomik büyüme içindeler. Bence bizim odaklanmamız gereken husus birlik ve beraberlik olmalı. Dayanışma da 27 ülkenin tamamının başarılı bir şekilde birlikte hareket etmesiyle mümkün."

Sasha Vakulina, euronews: "Küresel çapta hem başarılı hem de olabildiğince rekabetçi olup, diğer yandan da Avrupa Birliği içinde dayanışmadan da geri durmadan nasıl olacak, blok içinde bu dengeyi nasıl sağlayacaksınız?"

Karel Havlicek, Çekya Başbakan Yardımcısı: "İkisi bir arada etkili olur. Bir yandan, mali açıdan çok iyi iş çıkarıp diğer yandan sosyal sorumluluklarınızı yerine getirebilirsiniz. Sürdürülebilir bir çevre açısından dengeyi tutturmalısınız. Ve bana göre büyük bir potansiyele sahibiz, üye ülkeler arasında iş birliği için müthiş bir potansiyel var."

Sasha Vakulina, euronews: "Seyircilerimiz arasından Jamie Prentis soruyor: Harcamaların en az yüzde 37’si yeşil ekonomiye geçiş için ayrılmalı. Bu kadar katı kurallar varken, tüm sürecin sadece 'söyleneni yerine getirmekten ibaret' olmayacağını nasıl garanti edeceksiniz? Ve yeşil ekonomiye geçiş için yeterli olacağından nasıl emin olacaksınız?"

Önemli olan belirlenen çerçevede kaynakları nereye aktaracağınız

_Eduard Heger, Slovakya Başbakanı: _"Bu sadece şartları yerine getirmeden ibaret değil. Önemli olan belirlenen çerçevede kaynakları nereye aktaracağınız. Bazı ülkeler çok gelişmiş durumda. Dolayısıyla bu yüzdelik payı kullanmak onlar için çok kolay. Hatta daha fazlasını bile aktarabilirler. Slovakya gibi ülkelere bakacak olursak, biz tarihte sıkışıp kalmış gibiyiz. 20’nci yüzyıldan 21’nci yüzyıla geçmek için doğru yatırımları yapma imkanımız yoktu. Nereye, ne kadar harcadığımızı gözden geçirmek zorundaydık. Emisyonları düşürme doğrultusunda ilerledik. Bir de binalarının yapısından dolayı, çok fazla enerji tüketmek zorunda kalan aileler için programlar hazırladık. Fonun büyük bir kısmını emisyonları azaltabilecek alanlara aktardık. Enerji tüketimi için faydalı oldu. Dolayısıyla harcamaları sadece şartları yerine getirmek olarak görmüyorum."

Sasha Vakulina, euronews: "Avrupa Parlamentosunun bir kamuoyu araştırmasına göre Avrupalılar sağlık sektörüne daha fazla yatırım yapıldığını görmek istiyor. Salgından geçtiğimiz şu dönemde bu anlaşılır bir durum. Avustruya’da birçok insan iklim krizi ve çevre koruması demiş. Çekya’da ekonomik iyileşme ve yeni istihdam alanları halkın öncelikleri arasında. Slovakya’da ise istihdam ve sosyal hizmetler. Ülkenizle ilgili bu yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz?"

Sebastian Kurz, Avusturya Başbakanı: "Bu anket sonucundan haberim yoktu ama bence gayet iyi çünkü biz de bu konualara ağırlık veriyoruz. Halk mutluysa ben de mutluyum. Fonun yüzde 40’ından fazlasını yeşil enerjiye, yüzde 40’ından biraz fazlasını da dijitalleşmeye harcıyoruz. Yani doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Ancak çoğu insan için zaten şu an her şey biraz yüzeysel. Üye ülkeler arasında bir uçurum var mı emin değilim, çünkü rakamları bilmiyorum."

Karel Havlicek, Çekya Başbakan Yardımcısı: "Bildiğiniz gibi Çekya’nın kendine has bir ekonomik çevresi, ekonomik yapısı var. Özellikle de enerji sektörü açısından bakıldığında, merkezi ısıtma sistemlerinin yüzde 60’ı kömür tüketimine bağlı. Elektriğin yüzde 45’i kömürden kaynaklanıyor. Bu, tüm kaynaklarımızı düşük emisyonlu enerjilere harcamamız gerektiği anlamına geliyor. Şu an başlangıçta, çok zorlu bir noktadayız. Tabi ki gelecek yenilenebilir enerjide ve nükleer enerjide. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nin desteğine de ihtiyacımız var.

Mesela bir 10-15 yıl sonra aynı durum endüstriyel alan için de geçerli olacak. Avrupa’da en çok sanayileşmiş ilk üç ülkeden biriyiz. Dolayısıyla endüstri sektörünü, sanayi altyapısını tamamen değiştirip düşük emisyon teknolojilerine geçmeliyiz. Ulaşımda da aynı şekilde.. Çekya’da karbon emisyonunun yüzde 20’si ulaşımdan kaynaklanıyor."

Bu karamsar döneme rağmen geleceğimiz için yatırım yapmalıyız

Eduard Heger, Slovakya Başbakanı: "Biz sağlık sektörüne ve hastanelerimize yatırım yapıyoruz çünkü bu alanda ihtiyaç olduğunun farkındayız. Bu ihtiyaçtan dolayı anketin sonuçları bu yönde çıkmış olabilir. Fakat aynı zamanda inovasyona da büyük paralar yatırıyoruz. İnovasyon projelerine 600 milyon eurodan fazla bütçe ayırdık, çünkü geleceği inovasyonda görüyoruz.

Biz sanayi ülkesiyiz. Otomotiv sektörü ekonomimizin bel kemiği, bu sektörü geliştirip büyütmeyi, yatırımları ve girişimleri desteklemeyi hedefliyoruz. Komşumuz ve dostumuz olan diğer ülkelerin de bunu yaptığını görüyoruz. Dolayısıyla sabırsızlıkla beklediğimiz, gelecekteki iş birliklerinin temeli atılmış oluyor. Yani bu karamsar döneme rağmen geleceğe yatırım yapmalıyız."

Sasha Vakulina, euronews: "Bir anketten daha bahsetmek istiyorum. Eurobarometre verilerine göre Avrupa Birliği vatandaşlarının yüzde 43’ü, salgınla mücadelede hükümetlerinin politikalarından memnun. Yüzde 43 iyi bir rakam. Daha yüksek olmaz mıydı, tabi ki olabilirdi. Şunu sormak istiyorum. Bu bahsettiğimiz fonlar halkın iktidarlara olan güvenini ve memnuniyetini artırmak için nasıl kullanılmalı?"

Sebastian Kurz, Avusturya Başbakanı: "Ben sadece kendi ülkem adına konuşabilirim. Salgın tabi ki ağır bir darbe vurdu. O kadar insanın işini kaybettiğini görmek korkunç bir durum. Avusturya’nın bir çok bölgesi etkilendi. Gayri safi yurt içi hasılamızın yüzde 15’i turizmden geliyor. Şimdi bu sektörler toparlama yolunda. Turizm canlanıyor, insanlar işlerine geri dönüyor. Önümüzdeki aylarda ve yıllarda çok olumlu gelişmeler göreceğimizi düşünüyorum. Bu kurtarma paketi de halen planlama aşamasında, harcamaya geçildiğinde toparlanmamıza çok daha yardımcı olacaktır."

Halen, ilerleyen dönemlerde Covid-19 ile birlikte nasıl yaşamamız gerektiğini çözmeye çalışıyoruz

Eduard Heger, Slovakya Başbakanı: "Yüzde 43, iyi mi kötü mü… neyse o, daha da iyi olabilir."

Sasha Vakulina, euronews: "Bardağın neresinden baktığınıza göre"

Eduard Heger, Slovakya Başbakanı: "Çok doğru. Önemli olan bizim vazgeçmememiz. Henüz görevimiz bitmedi. Halen, ilerleyen dönemlerde Covid-19 ile birlikte nasıl yaşamamız gerektiğini çözmeye çalışıyoruz. Aşılama programları çok önemli. Eğer koronavirüsten tamamen kurtulmak istiyorsak tüm dünyanın aşılanması gerektiğini biliyoruz. Şu an ulaştığımız seviye Avrupa’da hayat kalitesini daha da artıracak düzeyde. Yani kesinlikle durmamalı, rehavete kapılmamalı ve ilerlemeliyiz."

Seyirci sorusu: "Şartlılık ilkesi sadece yapısal reformlarla ilgili mi yoksa, AB dünya genelinde de standartları belirleyen bir güç olduğundan, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü ve LGBT hakları gibi konuları da kapsamalı mı? Ne düşünüyorsunuz?"

Sebastian Kurz, Avusturya Başbakanı: "Önemli bir tartışma konusu olduğuna katılıyorum ve bu konuyu gündeme getiren küçük ülkelerden biriyiz. Eğer Avrupa Birliği’nin bir üyesi, diğerlerinden büyük miktarda fon alıyorsa bunun şartı hukukun üstünlüğünün korunması olmalı. Daha fazla koşullar olabilirdi ama en azından hukukun üstünlüğü noktasında anlaşmaya vardık."

Eduard Heger, Slovakya Başbakanı: "Şartlar arasında bu tür koşulların bulunması için bir neden göremiyorum. Biz Avrupa Birliğiyiz. Daha önce de söylediğim gibi en yaşanılası yerdeyiz. Demokratik bir ortamdayız. Hukukun üstünlüğü de önem sırasında ilk sırada. Çünkü hiçbir demokrasi, hukukun üstünlüğünün tam anlamıyla korunmadığı bir ortamda gelişemez. Dolayısıyla bunun bir temel olduğunu düşünüyorum. Eğer farklı görüşler varsa da bunları tartışmamız ve arkasıda yatan nedenleri anlamaya çalışmamız gerekiyor. Ancak AB'nin egemen ülkelerden oluştuğunu da unutmamalıyız. Slovakya’yı ve içinde bulunduğu mevcut durumu ele alacak olursak, biz ülkemizi hukukun üstünlüğü temeline oturtmak istiyoruz. Slovakya’nın, hukukun üstünlüğüne sağlam köklerle bağlı demokratik bir ülke olmasını istiyoruz."

Karel Havlicek, Çekya Başbakan Yardımcısı: "Elimizde bir fırsat var. Planlarımızı, tek bir ülkenin değil, Avrupa’nın hedeflerine dönüştürebileceğimiz müthiş bir girişim fırsatı. Aynı bir iş planında olduğu gibi bir tarafta yükümlülüklerin, diğer tarafta elimizdeki kaynakların, varlıkların yazılı olduğu bir bilanço tablosu gibi düşünün."

_Seyirci sorusu: "_Adım Yana. Kaliforniya Üniversitesi'nde profesörüm. Çevre ve inovasyon konularının konuşulduğunu çok duyduk ancak ben bölgesel eşitsizlikler, gelir dağılımındaki orantısızlık ve sektörel adaletsizlikle ilgili planlarınızı merak ediyorum. Bildiğiniz üzere, ilaç sanayi gibi bazı sektörler bu salgının kazananı olurken, diğerlerinde büyük kayıplar yaşandı. Bu tür sorunların üstesinden gelmek için nasıl bir yol izleyeceksiniz?"

Eduard Heger, Slovakya Başbakanı: "Evet, bu salgın çok dengesizdi. Slovakya bir sanayi ülkesi. Rakamların kötüye gitmemesi bizim yararımıza oldu. İlk başlarda gayri safi yurt içi hasılanın neredeyse yüzde 10 oranında azacalağını öngörüyorduk ama sonucunda bu rakam yüzde 5’e bile çıkmadı. Bölgesel adaletsizliğe gelince, bu, hallolması zor bir mesele. Samimi olmam gerekirse, bu sorunun basit bir yanıtı yok. Bence bu sorunun kestirme bir çözümü de yok. Biz Slovakya’da bunu 20 yıldır yaşıyoruz, gelen her hükümet bu sorunla mücadele etti. 20 yılın sonuna gelindiğinde problem daha da büyümüştü. Altyapı, eğitim, ülke geneline yatırım ve uzmanlaşma.. bunların hepsi çok mühim. Hepsine aynı önemi gösterek adım adım ilerlemek gerekiyor."

Teminatlı kredi, banka kredisi gibi programlar artık bitmeli. Çünkü artık emek piyasasını düzenleyip dengeyi sağlamalıyız

Sebastian Kurz, Avusturya Başbakanı: "Salgının kazananlarına gelince… Dijital ve teknoloji alanındaki şirketler kesinlikle pandeminin kazananları arasında. Bence Avrupa genelinde, hatta daha ötesinde bu şirketlerin vergilendirilmesinin daha iyi yapılması için çözüm yolları bulmalıyız. Diğer yandan mümkün olabildiği kadar insanın işine geri dönmesi için çabalıyoruz. Uzun vadede işsiz olanları istihdam etmek için 9 milyon nüfuslu küçük bir ülkede, mesleki eğitim programlarına 700 milyon euroluk yatırım yaptık."

Karel Havlicek, Çekya Başbakan Yardımcısı: "Özellikle Orta Avrupa ülkelerindeki işsizlik oranlarından bahsettiniz. Çekya’da bu oran oldukça düşük seviyelerde. Salgının kaybedenleri perakendeciler ve küçük esnaflar oldu. O nedenle biz de farklı kaynaklarla bu sektörleri destekliyoruz. Özellikle, hizmet sektörü gibi, restoran ve esnaflar gibi küçük ve orta ölçekli işletmelere yardım sağlıyoruz. Ancak şu aşamada, bu alanlardaki yardımları sonlandırıp yenilerine başlamamız gerekiyor. Yatırım desteği, inovasyon desteği gibi yeni yardım türlerine odaklanmamız gerekiyor. Teminatlı kredi, banka kredisi gibi programlar artık bitmeli. Çünkü artık emek piyasasını düzenleyip dengeyi sağlamalıyız."