Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Afganistan: Taliban'ın dönüşü

Access to the comments Yorumlar
 Anelise Borges
euronews_icons_loading
Witness
Witness   -   ©  Euronews

Tarihçi Will Durant, kayıt altına alınmış 3 bin 421 yıllık süre zarfında yalnızca 268 yılda dünyada herhangi bir savaş yaşanmadığını hesapladı.

Afganistan'da savaş yeni bir anlamı ifade ediyor.

Son 40 yılda ülke, savaşın harap ettiği bir devletin sembolü haline geldi.

1979'da Sovyetler Birliği'nin işgalinden, 1990'larda Taliban'ın ilk gelişinden, bugün yeniden ortaya çıkan siyasi ve güvenlik kaosuna kadar dünya liderleri Afgan halkının ülkesini yeniden inşa edebileceği, huzur içinde yaşayabilecekleri bir ortam yaratma konusunda başarılı olamadı.

Yıllar boyunca milyarlarca dolar taahhüt edildi. Sayısız barış görüşmeleri yapıldı. Savaşmak ve barışı korumak için on binlerce asker görevlendirildi. Buna rağmen Afganistan uçurumun kenarında olan bir ülke olmaya devam ediyor.

2021'de dünya, ABD'nin çekilme fiyaskosu ve Taliban'ın yeniden iktidara gelişine şahit oldu.

Taliban'ın Kabil'in kontrolünü ele geçirmesinden kısa bir süre sonra, grubun yeniden iktidara gelmesinin Afganistan ve halkı için ne anlama geldiğini anlamak için bu ülkeyi ziyaret ettim.

TANIK

'TANIK: Taliban'ın Dönüşü' belgeseli Afganistan'ın kontrolünü ele geçiren Taliban'ın ilk haftalarına ışık tutuyor. Bu tarihi ana tanık olmak için Afganistan'a gittim.

Kabil'deki günlerim boyunca, yeni hükümetin komutanları ve yetkililerinin yanı sıra Taliban muhafızları ile de konuşabildim ve grubun etnik, dini, dilsel ve ideolojik çizgilerle neredeyse her şekilde bölünmüş olan bu karmaşık ulusa, kapsayıcı ve güç paylaşımlı bir yönetim sağlamadığı konusundaki vaadini öne çıkardım.

Bu belgesel ayrıca, Afganistan'da iktidardayken 'terör estiren' şeriat kanununun katı bir yorumunu uyguladıktan sonra Taliban'ın uygulamak istediği adalet yöntemini sorguluyor.

ZAFER

20 yıllık savaşın ardından Taliban zafer elde ettiğine inanıyor. Taliban hareketinin, Afganistan'ın geleceğinde önemli bir rol oynayacağı kesinleşti.

Ancak Taliban'ın önündeki zorluklar neredeyse görevleri kadar göz korkutucu. Tam bir ekonomik çöküşle karşı karşıya kalan ülkenin, kurumlarını ve altyapıyı yeniden inşa etmesi gerekiyor.

Ülke, çoğu ABD'de bulunan yaklaşık 9 milyar dolarlık döviz rezervinden ve varlıklarının yüzde 90'nından mahrum bırakılmış durumda.

Artık Afganistan İslam Emirliği olarak bilinen devlet, memurların maaşını ödeyemiyor.

Bankalar, ülkenin para birimi olan Afgan Afganisi'nin küçük bir miktarını halka dağıtabiliyor.

Gıda, yakıt ve gaz gibi temel ihtiyaç malzeme fiyatlarının yükseldiği bir zamanda, milyonlarca Afgan nakit sıkıntısı çekiyor.

Kabil, Taliban'ın 15 Ağustos'ta iktidarı ele geçirmesinden bu yana komşu ülkelerden ithal ettiği elektrik faturalarını da ödeyemedi.

Yabancı ülke çalışanlarının yanı sıra yüksek mevkili memur, teknokrat ve iş insanı ülkeyi terk etti.

GELECEK

Taliban defalarca Afganistan'ın sorunlarına çözüm bulma ve ülkeyi daha müreffeh ve adil bir geleceğe yönlendirme konusunda söz vermiş olsa da, çoğu kişi grubun ülkenin en ciddi sorunlarından bazılarını çözme yeteneğinden şüphe ediyor.

Kabil'de geçirdiğim süre boyunca bana çok sık sorulan sorulardan biri şuydu: "Savaşmasını biliyorlar ama gerçekten ülke yönetebilirler mi?"

Bu soruya cevap verme kabiliyetinde değilim, en azından şimdilik.