Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

BM’nin plastik üretiminin sınırlanması için hazırladığı sözleşmeye kim karşı?

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
Plastik atıklar
Plastik atıklar   -   ©  Caleb Jones/Copyright 2019 The Associated Press. All rights reserved.

Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ülkeler, 28 Şubat - 2 Mart tarihleri arasında Kenya'nın başkenti Nairobi'de plastik atıkla mücadeleye yönelik hazırlanan ilk küresel anlaşmayı müzakere edecek ve özellikle okyanuslara yayılan plastik atıklara çözüm arayacak.

Dünya genelinde tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanılması ve üretilmesine yönelik getirilmesi istenen kısıtlamalar toplantıların ana gündem maddesini oluşturacak.

2015'teki Paris İklim Sözleşmesi’nden bu yana çevre korunması alanında belki de en iddialı proje, Nairobi’de hayata geçirilmek isteniyor.

Avrupa Birliği'nin (AB) 27 üyesi de içinde olmak üzere 50’den fazla ülke plastik üretiminin sınırlanması için uluslararası bir sözleşme hazırlanmasını istiyor.

Sözleşmeye kim karşı?

Dünyadaki büyük petrol ve kimya şirketleri için plastik üretimine getirilecek kısıtlama ciddi bir sorun. Petrol ve kimya sanayi gelecek 20 yıl içinde dünya çapında plastik üretimini ikiye katlamayı hedefliyor.

ExxonMobil, Royal Dutch Shell ve Dow gibi bu alanda söz sahibi şirketler plastik üretiminin kısıtlanmasını öngörecek küresel bir anlaşmaya destek veriyor gözükseler de kapalı kapılar ardından bunun tam tersi bir kampanya yürüttükleri biliniyor.

Bu şirketlerin temsilcileri, konferansa katılacaklara plastik üretimini kısıtlamaya yönelik bir anlaşmaya karşı çıkmalarını tavsiye eden lobi çalışmaları gerçekleştiriyor.

Reuters’in bu konudaki araştırmasına göre, bu şirketler müzakerelere katılacak heyetlerin üyeleriyle yaptıkları toplantılarda veya onlara gönderdikleri mesajlarda çok farklı bir tutum izliyor.

Sözleşmeyi istemeyenlerin başını kim çekiyor?

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) petrol ve kimya sanayi şirketlerini bünyesinde barındıran Amerika Kimya Konseyi (ACC), bu alandaki lobi çalışmalarına adeta öncülük ediyor.

Merkezi Washington’da bulunan ACC, plastik üretiminin kısıtlanmasına yönelik bir sözleşmeden uzaklaşılabilmesi için büyük şirketlerden oluşan karşı bir cephe oluşturmayı hedefliyor.

ACC’nin 21 Ekim’de katılımcılara gönderdiği elektronik yazışmalarda bu niyet açıkça belli oluyor.

Reuters’e göre ACC, plastik üretiminin kısıtlanması yerine plastiğin faydaları konusunda hükümetleri ikna ederek, sözleşmenin odak noktasını değiştirmeye çalışıyor.

Plastik modern hayatın artık vazgeçilmez bir parçası ve başta otomobil sektörü olmak üzere mutlaka kullanılması gereken bir ürün.

Ancak, BM konferansının ana odak noktası gıda ambalajları, bakkal poşetleri ve teslimat ambalajları gibi atılabilir plastikler.

Tek kullanımlık plastiklerin toplam üretimdeki payı ne?

2017 yılındaki bir araştırmaya göre tek kullanımlık plastikler, tüm plastik üretiminin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor.

ACC uzun bir süredir tek kullanımlık plastiklerin, daha ağır olan ve taşınması için daha fazla fosil yakıt gerektiren cam ve karton gibi seçeneklere oranla dünya için daha yararlı olduğunu savundu.

Bazı iklim bilimcileri, bu görüşün hatalı olduğuna dikkat çekerek, geri dönüştürülmesi zor, bozulması yavaş ve toplaması, gömmesi ve yakması pahalı olan plastik çöpleri yönetmenin çok büyük bir toplumsal maliyeti olduğu uyarısında bulunuyor.

Sözleşme istemeyenlerin lobi faaliyetleri hızlandı

ABD’deki ACC ile Avrupa’daki “Plastics Europe” hükümet yetkilileriyle görüşerek plastik üretiminin kısıtlanmasının önüne geçebilmek için yoğun lobi faaliyetleri gerçekleştiriyor.

Karşı lobinin başlıca gerekçeleri neler?

ACC lobi faaliyetleri çerçevesinde plastik üzerindeki potansiyel üretim sınırlamalarına karşı tavrını açık bir şekilde dile getirirken, başlıca şu gerekçeleri öne sürüyor:

“Kısıtlamalar yürürlüğe girerse, artan gıda israfı ve gelişmekte olan dünyada temiz suya daha az erişim yüzünden küresel eşitsizlik daha da artacak”.

Buna karşılık büyük tüketici markaların, gelirlerini artıran ancak plastik atık kirliliğini de yükselten bir adım olarak, son yıllarda yoksul ülkelerde temel malları satmak için tek kullanımlık plastik ambalajlar kullandıkları biliniyor.

Covid-19 salgını nasıl gerekçe gösteriliyor?

Bu arada, Covid-19 salgınını da gerekçe göstermeyi ihmal etmeyen “Plastics Europe”, halk sağlığını bahane ederek BM delegelerinin atılabilir plastiklere yönelik üretim sınırlaması veya yasaklama yapmaması yolunda lobi faaliyetleri yürütüyor.

AB yetkililerine 16 Aralık’ta yapılan  bir sunumda, Covid-19 salgınında tek kullanımlık maskeler, eldivenler ve su şişeleri için yüksek talep göz önüne alındığında, bu tür kısıtlamaların "istenmeyen sonuçlar" doğurabileceği iddia edildi.

Plastik üretiminin kısıtlanmasını istemeyen bu sektörün temsilcileri, BM delegelerinin bunun yerine atık toplama, geri dönüşüm ve yeni ortaya çıkan atıktan yakıt teknolojisi elde edilmesi gibi konulara yoğunlaşmasını savunuyor.

Plastiğin yüzde kaçı geri dönüştürüldü?

2017 yılındaki bir araştırmaya göre, şimdiye kadar üretilen tüm plastiğin sadece yüzde 9'u geri dönüştürülebildi. Geri kalanı yakılarak ya çöplüklere atıldı veya çevreyi kirletmeye bırakıldı.

2019’da Ipsos tarafından 28 ülkede 20 bin kişi arasında düzenlenen bir ankete katılanların yüzde 70’i tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması yolunda görüş bildirdi.

BM’nin Nairobi’de yapacağı toplantıda özellikle okyanuslara atılan plastik atıkları ortadan kaldırmayı hedefleyen bir anlaşma yapma teşvik edilecek.

Denizlerdeki plastik kirliliği, hayvanların yaşam alanlarını tehdit ederken, plastikle kontamine olmuş deniz ürünlerini yiyen insanlar için oluşan riskin tehlikesi ise hala bilinmiyor.

Denizlere yayılan plastiğin çoğu nereden geliyor?

Diğer yandan denizlere yayılan plastiğin çoğu nehirlerden geliyor. 2017 tarihli bir rapora göre yüzde 95'e varan oran, sekizi Asya'da olmak üzere yalnızca 10 nehir sisteminden geliyor.

Bunların çoğunun ise plastikleri geri dönüştürmek veya elden çıkarmak için gelişmekte olan ülkelere gönderen gelişmiş ülkelerden kaynaklandığı belirtiliyor. Öte yandan Çin, yıllarca dünyanın plastik atıklarının neredeyse yarısını ithal ettikten sonra 2018'de çöp ithalatını yasakladı.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), plastik atıkların okyanusların her köşesine ulaştığını belirterek, mikroskobik boyuttaki tek hücreli planktonların en küçüğünden, en büyük balinalara kadar denizdeki canlılarda artık plastik atık görüldüğü uyarısında bulundu.

WWF raporuna göre, her yıl 19 ila 23 milyon ton plastik atık dünya sularına bırakılıyor. Rapor, tek kullanımlık plastiklerin, denizlerdeki kirliliğin yüzde 60’ını oluşturduğunu ortaya koydu. 2021 yılında 555 balık türünde yapılan araştırmada bunlardan 386 türün içinde plastik atık görüldü.