Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Katar tarihi ve arkeolojik hikayesini nasıl anlatıyor?

 Scheherazade Safla, Miranda Atty
euronews_icons_loading
Katar tarihi ve arkeolojik hikayesini nasıl anlatıyor?
©  euronews

Katar'ın başkenti Doha'da bulunan Musheireb Müzesi, tarihi 4 evden oluşuyor. Müzedeki sergiler Katar'ın dönüşümünün temellerini sergiliyor.

Tarihi 20. yüzyıl başlarına uzanan bu yapılar, Doha kent merkezinin gelişiminin bir parçası. Buradaki Bin Jelmood Evi, Katar'da toplumsal tarihin keşfedilebileceği alanlardan biri.

Bin Jelmood Evi'nin misyonlarından biri, köle insanların Katar'a yaptığı kültürel ve ekonomik katkıyı onurlandırarak dünyanın bu kısmında anlatılmayan bir tarihi gün yüzüne çıkarmak. Odalar ve koridorlar uygarlık tarihinin bu dönemini anlamaya yardımcı oluyor.

Müzeyi gezdiğimizde, geçmişe dair derin bir bilgi ediniyoruz. Müze, turistler ve yerel halk için tarihle yüzleşmenin önemini kanıtlıyor.

Radwani Evi'nde ise Katarlıların geleneksel olarak nasıl yaşadığını ve şehirdeki ilk arkeolojik kazı alanlarından birini görmek mümkün.

'Geçmiş ve bugün arasında köprü kurmaya çalışıyoruz'

Şirket Evi'nde (Company House) petrolün keşfedilişi ve elektriğin gelişiyle yaşanan değişime şahit olunuyor. Burası ülkenin ilk petrol şirketine ev sahipliği yapıyordu.

Musheireb Müzesi'nin sergi müdürü Fahad Al-Turky, müzenin misyonunu şöyle anlatıyor: "Hikayeyi petrolün öncülerinin perspektifinden anlatmak ve insan öğesine yoğunlaşmak, yeni nesillere her zaman lüks içinde yaşamadığımızı gösteriyor ve sabır ile dayanıklılık ruhunu anlatıyor. Şimdi, Doha'nın neye benzediği ve nasıl geliştiğine dair büyüklerimizden duyduğumuz hikayelerden, sözlü aktarımlardan daha fazlasını biliyoruz. Böylelikle geçmiş ve bugün arasında köprü kurmaya çalışıyoruz."

Müzede arkeolojik kazılardan elde edilen yüzlerce eser sergileniyor. Müzenin erken dönem tarih ve arkeoloji küratörü Alexandrine Guerin, "El Hor gibi büyük arkeolojik sitelerden çok fazla model oluşturduk. Milattan önceki ilk milenyumdan 7. yüzyılda İslam'ın doğuşuna kadar olan süreci kapsıyor. Tüm katta yaklaşık olarak 900 obje düzenledik. Bazı vitrinlerde sadece beş obje var çünkü bu dönemden çok fazla arkeolojik alan bulamadık. Diğer vitrinde 100'den fazla obje var." şeklinde konuşuyor.

El Zübare: Katar'ın UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren ilk sit alanı

El Zübare Katar'ın en büyük arkeolojik alanı ve UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi'ne giren ilk sit alanı. Burası 18. ve 19. yüzyılda hareketli bir ticaret kentiydi. Arkeolojik kalıntılar, bir zamanlar Basra Körfezi'nde siyasi ve kültürel bir merkez olan kentin kanıtlarını gösteriyor.

El Zübare, bu kıyı bölgesinin tarihini keşfetmek isteyen çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor.

Sit alanı, avlulu evlerin, balıkçı kulübelerinin, dar sokakların, camilerin ve sarayların kalıntılarını içeriyor. Çölden gelen bir kum tabakası kenti korumuş ve bunların doğal olarak ayakta kalmasını sağlamış.

Sokakların düzeni ve binaların dizilişi, kentin özenli bir biçimde tasarlandığını gösteriyor. Çevredeki surlar ise ihtiyaç duyulan korumayı sağlamak üzere inşa edilmiş.

El Zübare Hisarı, 1938 yılında Şeyh Abdullah bin Jassim bin El Tani tarafından, karmaşık bir savunma sisteminin bir parçası olarak yaptırıldı. El Zübare, her biri ülkenin hem deniz hem de tatlı su kaynakları üzerinde kontrol sağlaması için Katar kıyılarına taktiksel bir biçimde sıralanmış çok sayıda kaleden yalnızca biri.

Hisar şimdi, inci ticareti yapılan bu kentte günlük yaşama dair bilgi sağlayan bir ziyaretçi merkezine ev sahipliği yapıyor.

Yerleşim alanı bir zamanlar inci ticaretinin bölgedeki merkeziydi. Daha sonra ise çeşitli Körfez güçlerinin saldırılarıyla 1811'de tamamen yerle bir oldu. Kent yeniden yerleşime açıldı ancak 20. yüzyıl başlarında terk edildi. Şimdi ise kayıp bir dönemin arkeolojik kalbi haline geldi.