UFO mu HAARP mı? Bilim insanları deprem ışıklarını nasıl açıklıyor?

Depremi oluşturan enerji birikimi, kayaçları oluşturan bazı minerallerin elektriksel özelliklerinde değişime neden olmakta
Depremi oluşturan enerji birikimi, kayaçları oluşturan bazı minerallerin elektriksel özelliklerinde değişime neden olmakta © AA
By euronews
Haberi paylaşınYorumlar
Haberi paylaşınClose Button

UFO ve HAARP gibi dış müdahale kaynaklı olmaları en fazla öne çıkan komplo teorileri arasında yer alıyor. Fakat bilim insanları ve yetkililer bunun doğru olmadığını vurguluyor.

REKLAM

Kahramanmaraş depremleri ve son olarak Hatay'daki depremler öncesinde veya sırasında gökyüzünde görüldüğü aktarılan mavi ışıklar konuyla ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Bu ilk kez yaşanan bir durum değil ve dünya genelinde yaşanan depremlerden sonra da bu tür iddialar sürekli olarak gündeme getiriliyordu. 

UFO ve HAARP gibi dış müdahale kaynaklı olmaları en fazla öne çıkan komplo teorileri arasında yer alıyor. Fakat bilim insanları ve yetkililer bunun doğru olmadığını vurguluyor.

'1 saniyeden kısa ve sessiz ise deprem ışığı olma ihtimali yüzde 95'

Bu konuda daha önce de bilimsel çalışmalar yapılsa da son yıllarda giderek artan kameralar ve yaygınlaşan kayıt teknolojileri sayesinde artık daha fazla delil üzerinde inceleme imkanı oluşuyor.

TÜBİTAK tarafından iki ayda bir yayınlanan Türk Yer Bilimleri Dergisi'nin (Turkish Journal of Earth Sciences) 2019 Ocak sayısında Prof. Dr. Ülkü Ulusoy ve Neil Whitehead imzalı makalede Şili, Yeni Zelanda, Romanya, Peru ve Van depremlerinden elde edilen görüntüler incelenerek ışıkların oluşumu, şekli ve nedenleri üzerinde çalışma yapıldı.

Meksika'da meydana gelen bir depremde görülen ışıklar

Ulusoy ve Whitehead, bir ışığın deprem sarsıntıları devam ederken görülmesi, herhangi bir sese eşlik etmemesi, yarım dairesel bir yapıda olması ve 1 saniyeden az sürmesi halinde konvansiyonel bir ışık olmadığının söylenebileceğini ve yüzde 95 ihtimalle deprem ışığı olarak sınıflandırılabileceğini belirtiyor.

Makalede farklı iddialara yer verilirken UFO ve HAARP gibi komplo teorilerinin yanısıra elektrik hatlarındaki yüklenme ya da patlamalar ele alınıyor. Farklı yerlerde elektrik hatlarındaki parlamaların incelendiği makalede deprem ışıklarının, oluşumu itibarıyla enerji iletim hatlarındaki ışımalardan farklı olduğu ortaya konurken, deprem ışığı iddialarının elektriğin icadından öncesine de uzandığına vurgu yapılıyor.

Görsellerin deprem ışıklarının varlığını onayladığı vurgulanan makalede mavi ve turkuaz renklerin videoda açık bir şekilde görüldüğü belirtiliyor. Makalede ayrıca bu renk yelpazesinin oluşmasında mavi rengin iyonize azot, yeşil rengin oksijen ve daha nadir olsa da kırmızı rengin iyonize olmayan azottan kaynaklanabileceği ve ışığın çekirdeğine uzaklığına bağlı olarak farklı tonlarda olabilecekleri belirtiliyor.

Deprem ışıkları merkez üsten kilometrelerce uzakta oluşabiliyor

Tübitak'ın yayınladığı Bilim ve Teknik dergisinin Ekim 1999 sayısında yer verilen bir makalede ise "Ortaya çıktıkları yer ve dönemler, deprem ışıklarının, fay hareketleriyle bir ölçüde ilişkili olduklarını gösteriyor. Tibet rahiplerine göre, tanrıları dağların tepesinde onlara kendini gösteriyor. Daha batıdaysa, bunların, ziyaretimize gelen uzaylılar olduklarına inananlar var. Sismolojinin eski devlerinden Perry Byerly, öğrencilerine, deprem ışıklarının, sismolojinin en karanlık alanı olduğunu anlatırmış. Çünkü, dokunanın eli yandığı için, hemen herkes araştırma yapmaktan uzak durmuş. 1930’dan önce sadece sanat, din ve edebiyatta incelenmişler. 1960-1970’lerde, depremlerle ilişkileri belgelenmeye başlamış. 1980-1990’da ilk kez laboratuvarlara girmişler," ifadeleri yer alıyor.

Amerikalı bilim insanları John S. Derr ve Michael A. Persinger'e göre deprem ışıkları, deprem merkezinin onlarca ya da yüzlerce kilometre uzağında da görülebiliyor. 

Prof. Marcel Ouellet, Kanada Quebec'de yaşanan 6,5 büyüklüğündeki Saguenay depreminin üç hafta öncesinden başlayıp, izleyen iki ay boyunca süren 50 deprem ışığı olayının kaydını bir araya getirilebilmiş.

Bunlar, France St-Laurent tarafından 6 türe sınıflandırılmış: Sismik yıldırım, ışık şeritleri (auroralara benziyorlar), ışıklı küresel kütleler (plazmalara ya da küresel yıldırımlara benziyorlar), toprak yüzeyinde ateş gözleri, toprak yüzeyinde alevler, taçsı nokta boşalmaları.

Plazma benzeri ışık olayları, yer yüzeyinin biraz yukarısında, çoğunlukla tekrarlayan birkaç metre çaplı ışık kümeleri biçiminde görülmüş. 

Yaygın olarak rastlanan renkleri, kavuniçi, sarı, beyaz ve yeşil. Gözlemlerin yüzde 70'i deprem merkez noktasına 35 kilometreden daha yakın olsa da, bazıları 150 km kadar uzakta, biri de 1000 km uzakta kaydedilmiş.

Haberi paylaşınYorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Deprem dayanışması Yunanistan ve Türkiye'nin kardeş olduğunu bir kere daha gösterdi

Bilim insanları, depremler sayesinde yeryüzünün merkezinde bir 'iç çekirdek' keşfetti

Amerikalı Yerbilimci Michael Hamburger Hatay depremini değerlendirdi