Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Yeni yıl, eski gerilimler: Venezuela’dan İran’a uzanan kriz hattı

Ali Hamaney ve Nicolas Madur Tahran'da buluştu
Ali Hamaney ve Nicolas Madur Tahran'da buluştu ©  khamenei.ir
© khamenei.ir
By Babak Kamiar
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Dış baskılar, iç huzursuzluk ve müttefik kayıplarının eş zamanlı yaşanması, İran’ı son yılların en karmaşık siyasi ve ekonomik dönemlerinden birine sürüklemiş durumda.

ABD’nin yeni yılın ilk günlerinde Venezuela’ya yönelik düzenlediği saldırılar ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılması, 2026’ya girilirken küresel jeopolitiğin yeniden sert bir hatta oturduğunu gösterdi.

Washington’un Caracas’a yönelik hamlesi, yalnızca Venezuela’daki siyasi dengeleri değil, İran’dan Ortadoğu’ya ve Afrika’ya uzanan daha geniş bir güç mücadelesini de yeniden gündeme taşıdı.

Cumartesi gününe girilen gece gerçekleştirilen saldırılar, birçok gözlemci için sürpriz oldu. İran, Suriye ve Afrika’daki gelişmelerle birlikte ele alındığında, ABD’nin küresel ölçekte daha sert ve doğrudan bir çizgiye yöneldiği yorumları öne çıktı.

Yeni yıl, tanıdık mesajlar

Caracas’a yönelik saldırılar ile Maduro’nun kaçırılması, Nijerya’nın kuzeyinde hükümetin talebi üzerine yapıldığı belirtilen ve IŞİD bağlantılı grupları hedef alan askeri operasyonlar aynı dönemde yaşandı. Diğer yanda İran'da protestolar sürüyor. Trump, göstericiler üzerinden bu ülkeye yönelik olarak da askeri tehditler savurmuş durumda.

Bazı analistler, bu üç ülkenin de -İran, Venezuela ve Nijerya- önemli petrol üreticileri olduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, küresel enerji piyasalarının hassas olduğu bir dönemde ABD’nin petrol denkleminde daha aktif bir rol üstlenmek ve hatta OPEC üzerindeki etkisini artırmak isteyip istemediği sorusunu gündeme getiriyor.

Trump, resmi açıklamasında ülkeyi kendilerinin yöneteceğini belirtip petrole de el atacaklarını söyledi. Venezuela petrol sektöründen yetkililer ülkenin dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ana tesislerinin zarar görmediğini, üretim ve rafinajın sürdüğünü açıkladı.

Diğer yandan Maduro’nun düşüşü yalnızca Venezuela iç siyasetinde yaşanan bir sarsıntı olarak görülmüyor. Bu gelişme, Tahran açısından da özel bir önem taşıyor. Venezuela, son yıllarda İran’ın yakın müttefikleri arasında yer almış; iki ülke arasında ekonomik, petrol ve güvenlik alanlarında kapsamlı işbirlikleri kurulmuştu.

Bu ilişkiler, Mahmud Ahmedinejad döneminde eski Venezuelalı lider Hugo Chávez ile kurulan yakın bağlardan başlayarak İran’ın Venezuela’daki ekonomik ve lojistik planlarına kadar uzanıyordu. Çoğu zaman Devrim Muhafızları’yla bağlantılı yapılar üzerinden gerçekleştirilen ve milyarlarca doları bulan yatırımlar, ideolojik yakınlık ve ABD karşıtlığı temelinde şekillenmişti.

Maduro yönetiminin sona ermesiyle birlikte, bu yatırımların ve İran’ın tahsil edilemeyen alacaklarının akıbeti belirsizliğe girdi. Bu belirsizlik, İran’ın zaten ağır bir ekonomik kriz ve döviz sıkıntısıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor.

İran’da protestolar ve dış gelişmelerin gölgesi

Bu gelişmeler, İran’da sokak protestolarının yeni bir evreye girdiği bir döneme denk geldi. Trump’tan gelen destek mesajları eşliğinde protestolar birçok kente yayılmış durumda.

Son gösteriler ani ya da öngörülemez değil. Derin ekonomik kriz, geçim koşullarının çökmesi, kronik enflasyon, ulusal paranın sürekli değer kaybı ve alım gücündeki sert düşüş, toplumsal hoşnutsuzluğun uzun süredir birikmesine yol açtı.

Buna, yapısal yolsuzluk algısı ve sınıfsal uçurumun derinleşmesi eklendi. Bu uçurum yalnızca gelir farkıyla sınırlı değil; yaşam tarzı, fırsatlara erişim ve hatta yöneticilerin halka hitap dilinde de kendini gösteriyor. Zaman zaman bu dil, siyasi ve ekonomik elitin davranışlarıyla açık bir çelişki yaratıyor.

Latin Amerika’da stratejik bir müttefikin aynı dönemde çökmesi ile İran’daki huzursuzluğun tırmanması, hem içeride hem dışarıda tesadüf olarak görülmüyor. Özellikle son dönemde İsrail'le yaşanan 12 günlük çatışma ve bazı analistlerin İran’ın savunma yapısında “güvenlik açığı” olarak nitelediği durum, İran liderliğinin kırılganlığına dair spekülasyonları artırdı.

Bu çerçevede İran lideri Ali Hamaney, protestocular ile “sistemi hedef alanlar” arasında ayrım yaparak geri adım atmayacağı mesajını yineledi. Hamaney, cumartesi sabahı şehit aileleriyle yaptığı toplantıda, “düşmanı diz çöktüreceğini” söyledi.

Moskova’nın müttefikleri

Suriye ve Venezuela örnekleri, Rusya’nın müttefiklerine sağladığı desteğin sınırlarını da yeniden tartışmaya açtı. Her iki ülke de Moskova’nın siyasi ve askeri desteğini almasına rağmen, kısa sürede büyük sarsıntılar yaşadı.

Bu durum, büyük güçler arasında daha geniş jeopolitik pazarlıkların yapıldığı ve bölgesel müttefiklerin kaderinin bu pazarlıklarda belirlenebileceği yorumlarını güçlendirdi. İran da bu denklemin dışında değil.

Son yıllarda Rusya’ya daha bağımlı hale gelen İran, Moskova ile uzun vadeli işbirliği anlaşmaları imzaladı. Ancak birçok uzmana göre bu anlaşmalar Kremlin açısından bağlayıcı bir stratejik değer taşımıyor. Çıkar dengesi değiştiğinde Tahran’ın gözden çıkarılabileceği görüşü dile getiriliyor.

Beşar Esad ve Vladimir Putin
Beşar Esad ve Vladimir Putin AP

Son çatışma sırasında Rusya’nın İran’a desteği büyük ölçüde siyasi ve diplomatik düzeyde kaldı. Moskova, İsrail ve ABD ile gerilimi tırmandırmaktan kaçındı. Bu tutum, İran’da Rusya’nın önceliğinin kendi çıkarları olduğu yönündeki algıyı bir kez daha güçlendirdi.

Buna rağmen Tahran, yaptırımlar ve uluslararası izolasyon nedeniyle Moskova’ya yaslanmayı sürdürüyor. Enerji, askeri işbirliği, nükleer dosya ve Batı’ya karşı denge arayışı, bu ilişkiyi kaçınılmaz kılıyor.

Ekonomi, geç kalan vaatler ve büyüyen kriz

Tüm bu gelişmeler, yaptırımlar, yüksek enflasyon ve alım gücündeki sert düşüş nedeniyle zorlanan İran ekonomisinin üzerinde ağır bir baskı oluşturuyor. Eleştirmenlere göre yetkililerin yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik vaatleri, kalıcı çözümlerden çok geçici pansumanlar niteliğinde.

Son yıllarda İran’la yakın ilişkiler kurmuş yönetimlerin — Suriye’de Beşar Esad, Venezuela’da Maduro — düşmesi, Tahran açısından kaçınılmaz soruları da beraberinde getiriyor. Bu gelişmeler yalnızca iç dinamiklerin sonucu mu, yoksa büyük güçlerin müttefiklerine yaklaşımında bir değişimin işareti mi?

Yanıtlar belirsizliğini koruyor. Ancak dış baskılar, iç huzursuzluk ve müttefik kayıplarının eş zamanlı yaşanması, İran’ı son yılların en karmaşık siyasi ve ekonomik dönemlerinden birine sürüklemiş durumda.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Maduro: Venezuela, ABD ile uyuşturucu kaçakçılığı konusunda görüşmelere hazır

İsrail: 'İran, bir sonraki çatışmada aynı anda 2.000 füze fırlatmayı hedefliyor'

Avrupa ülkeleriyle İran arasındaki nükleer yaptırım görüşmeleri sonuçsuz kaldı