ABD ordusunun Venezuela’daki operasyonundan saatler sonra Trump’a yakınlığıyla bilinen sağcı podcaster Katie Miller'ın, X’te Grönland haritasını ABD bayrağıyla kaplı şekilde paylaşarak, 'SOON' (Yakında) ifadesini kullanması tepki çekti.
ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonu ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun beraberinde eşi ile New York'a götürülmesi, Washington’un Grönland üzerindeki niyetlerine dair kaygıları yeniden gündeme taşıdı. Saldırının hemen ardından ABD’deki aşırı sağ çevrelerden gelen paylaşımlar Danimarka’da tepkiye yol açtı.
Venezuela’daki operasyondan saatler sonra, ABD Başkanı Donald Trump’ın eski danışmanı Stephen Miller'ın eşi olan sağcı podcast yayıncısı Katie Miller, sosyal medya platformu X’te Grönland haritasını ABD bayrağıyla kaplı şekilde paylaşarak, “SOON” (yakında) ifadesini kullandı. Paylaşım kısa sürede başta Danimarka kamuoyundan olmak üzere büyük tepki topladı.
NATO ittifakının bir parçası olan mineral bakımından zengin bölgenin ilhak edilmesi tehdidi, Danimarkalılar arasında anında büyük bir öfkeye yol açtı.
Kopenhag'ın ABD Büyükelçisi Jesper Moller Sorensen, Miller'ın paylaşımına iki ülke arasındaki ilişkilere dair "dostane bir hatırlatma" ile yanıt verdi.
Miller'ın paylaşımı alıntılayan Sorensen, Danimarka ile ABD’nin uzun yıllara dayanan savunma işbirliğine dikkat çekerek, “Bizler yakın müttefikleriz ve bu şekilde birlikte çalışmaya devam etmeliyiz. ABD’nin güvenliği aynı zamanda Grönland’ın ve Danimarka’nın güvenliğidir. Grönland zaten NATO'nun bir parçasıdır," ifadelerini kullandı.
Danimarka’nın 2025 yılında savunma harcamalarını artırarak 13,7 milyar dolarlık ek bütçe ayırdığını anımsatan Sorensen, bu kaynağın Arktik ve Kuzey Atlantik’te kullanılacağını da vurguladı.
“Danimarka Krallığı’nın toprak bütünlüğüne tam saygı bekliyoruz,” diye ekledi.
Danimarka Savunma İstihbarat Servisi kısa süre önce yayınlanan yıllık raporunda, ABD'nin ekonomik gücünü "iradesini ortaya koymak" için kullandığını ve hem dosta hem de düşmana karşı askeri güç tehdidinde bulunduğunu belirtti.
Savunma odaklı düşünce kuruluşu Defense Priorities’ten askeri analiz direktörü Jennifer Kavanagh, AFP’ye yaptığı değerlendirmede, "ABD’nin Grönland’a birkaç yüz ya da birkaç bin asker konuşlandırması zor olmaz ve bunu durdurabilecek net bir güç de yok," dedi.
Venezuela örneğinin şu soruyu gündeme getirdiğini belirten Kavanagh, "Eğer ABD bir lideri meşruiyetini yitirmiş ilan edip, gidip onu görevden alabiliyor ve ardından ülkeyi yönetebiliyorsa, diğer ülkeler bunu neden yapamasın?" ifadelerini kullandı.
ABD'nin 2003'teki Irak işgali başta olmak üzere, Birleşmiş Milletler onayı olmaksızın gerçekleştirdiği müdahalelere değinen Kavanaugh, "O zamanlar diğer ülkeler için bir emsal teşkil etme meselesi yoktu çünkü onlar bu düzeyde bir askeri güce öykünemezlerdi ve ABD, bunu deneyen hemen hemen herkesi durdurabilirdi. Fakat artık bu durum geçerli değil," dedi.
Trump’ın ilk döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde görev yapan Atlantic Council uzmanı Alexander Gray'e göre, Venezuela olayı, ABD'nin en azından Latin Amerika'ya yönelik daha sert bir tutum izleyeceğinin habercisi.
Dünya genelindeki deniz seviyesi yükselmesinin ana kaynaklarından biri olarak küresel ısınmanın etkilerinin en belirgin gözlemlendiği bölgelerin başında gelen Grönland, özellikle son gelişmeler ışığında stratejik bir cazibe merkezi olma özelliğini sürdürüyor.
Yaklaşık 57 bin kişinin yaşadığı Grönland, 600 yıldan uzun bir süredir Danimarka Krallığı'nın bir parçası ancak 1979'da önemli ölçüde özerklik kazandı. Danimarka savunma ve dış politika ile ilgilenirken Grönland iç işlerinin çoğunu kontrol ediyor.
Son yıllarda yerel siyasette güç kazanan tam bağımsızlık arayışı, Danimarka’dan alınan yıllık ekonomik yardımlara olan ihtiyacı sonlandırmayı hedeflerken, Nuuk yönetimi bu hedefin anahtarını adanın henüz işlenmemiş devasa doğal kaynaklarında görüyor.
Küresel ortalamadan 4 kat daha hızlı eriyen buz tabakası, iklim krizi açısından ciddi bir risk teşkil etse de buzulların çekilmesiyle kritik mineral ve nadir toprak elementi yataklarının erişilebilir hale gelmesi, bölgeyi ulusal kimlik inşası ile ekonomik sürdürülebilirlik arasında hassas bir denge kurmaya yöneltiyor.
Adanın barındırdığı bu potansiyel ve Kuzey Kutbu'ndaki yeni ticaret rotalarının merkezinde yer alan stratejik konumu, küresel güçlerin de dikkatini çekti. ABD'nin stratejik hamleleri, adanın egemenlik hakları ve doğal kaynaklarının kontrolü üzerindeki tartışmaları yeniden küresel gündemin üst sıralarına taşıdı.
Trump, ikinci döneminin ilk aylarından bu yana mineral zengini ve stratejik konumdaki Kuzey Atlantik adası üzerinde ABD egemenliği kurulması çağrısını defalarca yineledi. Trump, Grönland’ın kontrolünü ele geçirmek için askeri güç kullanımı seçeneğini dışlamadığını net bir şekilde ifade etti.
22 Aralık'ta yaptığı açıklamada Trump, "ulusal güvenlik" gerekçesiyle Grönland'e ihtiyaç duyduklarını belirterek, "Madenleri için değil, güvenlik için istiyoruz. Çin ve Rus gemileri orada cirit atıyor," diye konuştu.
Mayıs ayında NBC’ye verdiği röportajda da, "Bunu dışlamıyorum. Grönland’a çok ihtiyacımız var. Uluslararası güvenlik için gerekli," ifadelerini kullandı.
ABD’nin en kuzeydeki askeri üssü Pituffik’in Grönland’da bulunması ve bölgenin savunma ile maden kaynakları açısından stratejik önemi, Washington’un ilgisinin temel nedenleri arasında gösteriliyor.
Geçen sene ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Grönland’daki ABD askeri üssünü ziyaret ederek, Danimarka’yı bölgeye yeterince yatırım yapmamakla suçlamıştı.
ABD, Çin ve Rusya’nın Arktik bölgedeki nüfuz mücadelesi sürerken, Grönland hem jeopolitik konumu hem de yeraltı kaynakları nedeniyle küresel rekabetin merkezinde yer alıyor.
ABD bölgedeki askeri varlığını, özellikle Thule (yeni adıyla Pituffik) Hava Üssü üzerinden tahkim ederken, Trump kısa süre önce Louisiana Valisi Jeff Landry’yi Grönland için özel temsilci olarak atadı.
Landry, Trump'ın Venezuela operasyonunu memnuniyetle karşıladı. Cumartesi günü X'te yaptığı paylaşımda, "Şerif yardımcısı ve başsavcı olarak görev yaptığım süre boyunca, yasadışı uyuşturucuların Amerikan aileleri üzerindeki yıkıcı etkilerini gördüm. Yılda 100 binden fazla opioid kaynaklı ölümle, bir başkanın nihayet uyuşturucuyla mücadelede gerçek adımlar attığını görmekten minnettarım," dedi.
Çin’in "Kutup İpek Yolu" stratejisiyle adadaki altyapı projelerine ilgi göstermesi, adanın küresel satranç tahtasındaki rolünü pekiştirdi. Rusya’nın Kuzey Kutbu’ndaki askeri hareketliliği de eklenince, daha önce "düşük gerilimli" bir bölge olarak bilinen Grönland, artık NATO’nun savunma stratejilerinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyor.
Danimarka ve Grönland’dan net mesaj
Bu açıklamaların ardından Danimarka Savunma İstihbarat Servisi, geçen ay ABD’yi ilk kez “güvenlik riski” olarak tanımladı.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ise ortak açıklamalarında şu vurguyu yaptı: “Ulusal sınırlar ve devletlerin egemenliği uluslararası hukuka dayanır. Başka ülkeleri ilhak edemezsiniz.”
Nielsen daha önce ABD yönetminin Grönland ile ilgili açıklamalarını “saygısızca” şeklinde nitelendirmiş, Grönland’ın "satılık olmadığını" vurgulamıştı.
Danimarka ve Grönland liderleri ortak açıklamalarla ulusal sınırların ve devlet egemenliğinin uluslararası hukukun temel ilkeleri olduğunu belirterek, Grönland’ın Grönlandlılara ait olduğunu defalarca kez yineledi.
Euronews’in daha önce aktardığı anketlere göre, Grönland’ın 57 bin nüfusunun büyük çoğunluğu Danimarka’dan bağımsızlık istiyor ancak ABD’nin parçası olmayı istemiyor. Ada, 2009’dan bu yana referandum yoluyla bağımsızlık ilan etme hakkına sahip.