İran Merkez Bankası’nın ithalatçılara ve üreticilere sunduğu sübvansiyonlu dolar kurunu sert biçimde düşürmesiyle, ülkedeki ekonomik durumun daha da kötüleşmesi bekleniyor.
İran’da kötüleşen ekonomik koşullara karşı öfkeli protestocular, salı günü başkent Tahran’daki Büyük Çarşı’da oturma eylemi düzenlerken, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, salı günü yaptığı açıklamalarda krizin yetkililerin kontrolünü hızla aşabileceğine de işaret etti.
Pezeşkiyan, televizyondan yayımlanan konuşmasında, “Hükümetin tüm bunların altından tek başına kalkmasını beklememeliyiz. Hükümetin açıkça böyle bir kapasitesi yok,” diye konuştu.
Salı günü büyük ölçüde kepenklerin kapalı olduğu Büyük Çarşı’daki eylem, ülkede kronikleşen hiperenflasyon nedeniyle ulusal para birimi riyalin dolar karşısında tarihi dip seviyelere gerilemesiyle, protestoların sürebileceğine işaret eden son gelişme oldu.
Aralık ayında başlayan ve giderek yayılan protestolarda en az 36 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Aralık ayında 1 doların 1,4 milyon riyale kadar çıkması protestoları tetiklemişti. Salı günü ise kur 1,46 milyon riyale kadar yükseldi ve dolar karşısında yaşanan bu değer kaybının duracağına dair bir işaret görülmedi.
1979’daki İslam Devrimi öncesinde riyal görece istikrarlıydı ve 1 dolar yaklaşık 70 riyal seviyesinde işlem görüyordu. İran’ın dünya güçleriyle 2015’te imzaladığı nükleer anlaşma döneminde ise 1 dolar 32 bin riyal karşılığında el değiştiriyordu.
Öte yandan İran Merkez Bankası’nın ithalatçılara ve üreticilere sağlanan sübvansiyonlu döviz kurlarını keskin biçimde düşürmesi, ekonomik tablonun daha da kötüleşebileceğine işaret ediyor.
Bu durumun, önümüzdeki günlerde esnafın zamları tüketicilere yansıtmasına yol açması bekleniyor. Yıllardır ülkeyi hedef alan uluslararası yaptırımlar nedeniyle halkın yaşam birikimleri ise halihazırda büyük ölçüde erimiş durumda.
Kur değişimi daha fazla sıkıntıya işaret ediyor
Son günlerde İran Merkez Bankası, ilaç ve buğday dışındaki tüm ürünler için uygulanan tercihli, sübvansiyonlu dolar–riyal kurunu sona erdirdi.
İran hükümeti, nükleer programı ve diğer başlıklar nedeniyle uygulanan uluslararası yaptırımlara rağmen temel ürünlerin tedarikini sürdürmek amacıyla bu kuru ithalatçılara ve üreticilere sunuyordu.
Ancak birçok şirketin, kurlar arasındaki farktan yararlanarak artan kârları cebe indirdiği, sıradan İranlıların ise birikimlerinin dolar karşısında hızla eridiğini izlemek zorunda kaldığı belirtiliyor.
Para birimindeki değer kaybı ve kurdaki bozulma, mağazalardaki ürün bulunurluğunu ve fiyatları doğrudan etkiledi.
Devlete bağlı haber ajansı IRNA, ortalama bir şişe yemeklik yağın fiyatının iki katına çıktığını bildirdi.
Birçok kişi, tedarikçilerin ve esnafın zararla satış yapmaktan çekinmesi nedeniyle rafların boş kaldığından şikâyet ediyor. Peynir ve tavuk fiyatları da keskin biçimde artarken, ithal pirincin bazı mağazalarda bulunamadığı aktarılıyor.
Mesud Pezeşkiyan, konuşmasında değer kaybının nedenleri arasında enflasyon, yaptırımlar ve diğer ekonomik sorunları gösterdi.
Daha zor günlerin kapıda olabileceği uyarısında bulunan Pezeşkiyan, “Gerçekçi kararlar almazsak, ülkeyi bizzat biz krize sürükler ve sonra da sonuçlarından şikâyet ederiz,” dedi.
Protestocu ölümleri Trump'ın odağında
ABD merkezli Human Rights Activists News Agency, protestolara ilişkin son can kaybı sayısını 36 olarak açıkladı.
Kuruma göre 29 protestocu, dört çocuk ve İran güvenlik güçlerinden iki kişi hayatını kaybetti; 1.200’den fazla kişi gözaltına alındı.
Gösterilerin, İran’ın 31 eyaletinin 27’sinde 270’ten fazla noktaya yayıldığı bildirildi.
İran içindeki aktivist ağlara dayanan grubun, geçmişteki toplumsal olaylarda verdiği rakamların büyük ölçüde doğru çıktığı belirtiliyor.
İran Devrim Muhafızları’na yakın olduğu düşünülen Fars Haber Ajansı ise pazartesi gecesi yaptığı haberde, gösteriler sırasında yaklaşık 250 polis ile Muhafızlar’a bağlı gönüllü Besic gücünden 45 kişinin yaralandığını aktardı.
Artan can kayıpları, ABD’nin olası müdahalesi ihtimalini de gündeme getiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü İran’ı uyararak, Tahran’ın “barışçıl protestocuları şiddetle öldürmesi” halinde ABD’nin “yardıma geleceğini” söyledi.
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise cumartesi günü, “ayaklanmacıların yerlerine oturtulması gerektiğini” ifade etti.
Trump’ın nasıl ve ne ölçüde müdahil olacağı belirsizliğini korurken, açıklamaları sert ve anında tepkilere yol açtı; teokrasi içindeki yetkililer Orta Doğu’daki ABD askerlerini hedef alma tehdidinde bulundu.
Söz konusu açıklamalar, cumartesi günü gerçekleştirilen bir ABD askeri operasyonunda, Tahran’ın uzun süredir müttefiki olan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanmasının ardından daha da önem kazandı.