Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF), gelecek hafta Davos’ta dünya iş ve siyaset elitlerini bir araya getirecek yıllık toplantısı öncesinde yayımladığı Küresel Riskler Raporu, yaptırımlardan gümrük tarifelerine uzanan jeoekonomik çatışmanın en büyük tehdit olduğunu ortaya koydu.
Dünya Ekonomik Forum’un (WEF) çarşamba günü yayımladığı Küresel Riskler Raporu 2026’ya göre, büyük güçler arasındaki tırmanan ekonomik çatışma bu yıl küresel istikrar için en büyük tehdit olarak görülüyor.
Yaptırımlar ve gümrük vergileri gibi araçların kullanılmasını ifade eden jeoekonomik çatışma, 2026 için küresel riskler sıralamasında yanlış ve yanıltıcı bilgilerin yayılması, toplumsal kutuplaşma, aşırı hava olayları ve devletler arası silahlı çatışmaların önüne geçti.
Her yıl yayımlanan rapor, iş dünyası, akademi, sivil toplum ve kamu dâhil olmak üzere farklı sektörlerden bin 300’den fazla lider ve uzmanın görüşlerine dayanıyor.
Rapora göre, ankete katılanların yarısı önümüzdeki iki yılın çalkantılı veya fırtınalı geçeceğini öngörüyor. Bu oran, geçen yılki raporda yüzde 36 seviyesindeydi.
Katılımcıların yüzde 40’ı iki yıllık görünümün en iyi ihtimalle istikrarsız olacağını belirtirken, yalnızca yüzde 9’u istikrar, yüzde 1’i ise sakin bir dönem beklediğini belirtti.
Önümüzdeki on yıla ilişkin tablo ise daha da karamsar: Katılımcıların açık çoğunluğu, uzun süreli küresel istikrarsızlık yaşanacağını düşünüyor.
Rapor, Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos’ta düzenlenecek yıllık toplantısından birkaç gün önce yayımlandı. Toplantının gündeminde, jeopolitik ve ekonomik risklerin yönetimi ile üretken yapay zekâ gibi teknolojilerin sorumlu kullanımı önemli başlıklar arasında yer alacak.
WEF Genel Direktörü Saadia Zahidi, "Küresel Riskler Raporu, rekabet çağının jeoekonomik çatışmadan denetimsiz teknoloji kullanımına ve artan borçluluğa kadar küresel riskleri daha da ağırlaştırdığı ve bu risklerle başa çıkma konusundaki ortak kapasitemizi değiştirdiği bir dönemde erken uyarı sistemi işlevi görüyor,” dedi.
Zahidi, "Ancak bu risklerin hiçbiri kaçınılmaz değil," diye ekledi.
Artan jeopolitik ve ekonomik riskler
WEF raporunda jeoekonomik çatışma, kısa vadeli risk sıralamasında ilk sıraya yerleşti. Ankete katılanların yüzde 18’i, 2026’da küresel bir krizi tetiklemesi en muhtemel riskin jeoekonomik çatışma olduğunu belirtti.
Bu risk, önümüzdeki iki yıl için etki şiddeti açısından da ilk sırada yer aldı ve geçen yıla kıyasla sekiz basamak yükseldi. Devletler arası silahlı çatışma 2026 için ikinci sırada bulunurken, iki yıllık görünümde beşinci sıraya geriledi.
WEF’e göre, artan rekabetler ve uzayan çatışmalar ortamında jeoekonomik çatışma; tedarik zincirlerini, küresel ekonomik istikrarı ve ekonomik şoklara karşı ortak yanıt kapasitesini tehdit ediyor.
Bu bulgular, ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington’un ticaret politikasını altüst ettiği ve gümrük tarifelerini kullanarak küresel ölçekte sarsıntı yarattığı bir yılın ardından geldi.
Neredeyse tüm ülkelerden yapılan ithalata uygulanan çift haneli gümrük vergileri, küresel ticareti sekteye uğrattı ve dünya genelinde hem tüketicilerin hem de işletmelerin bütçeleri üzerinde baskı yarattı.
Öte yandan jeopolitik cephede, ankete katılanların yüzde 68’i önümüzdeki on yılda “çok kutuplu ya da parçalanmış bir düzen” beklendiğini WEF’e bildirdi.
Bu oran, 2025 bulgularına kıyasla hafif bir artışa işaret ediyor.
Ekonomik riskler, iki yıllık görünümde genel olarak en büyük artışı gösterdi.
Ekonomik durgunluk ve enflasyon riskleri sekizer basamak yükselerek sırasıyla 11’inci ve 21’inci sıraya çıkarken, varlık balonunun patlaması tehdidi yedi basamak artışla 18’inci sıraya yükseldi.
WEF’e göre, artan borçluluk endişeleri ve olası varlık balonları, jeoekonomik gerilimlerle birleştiğinde küresel piyasalarda yeni bir oynaklık dönemini tetikleyebilir.
Teknolojik tehditlerden iklim kaygılarına
Yanlış ve yanıltıcı bilginin yayılması, iki yıllık görünümde en büyük küresel riskler arasında ikinci sırada yer alırken, siber güvensizlik altıncı sıraya yerleşti.
Yapay zekânın olumsuz sonuçları, WEF raporunda en sert yükselişi gösterdi. Bu risk, iki yıllık ufukta 30’uncu sıradan önümüzdeki on yıl için beşinci sıraya tırmanarak, yapay zekânın işgücü piyasaları, toplumlar ve güvenlik üzerindeki etkilerine dair artan endişeleri yansıttı.
Toplumsal kutuplaşma, bu yıl dördüncü en büyük tehdit olarak değerlendirilirken, 2028’e uzanan görünümde üçüncü sırada yer aldı.
Eşitsizlik, hem iki yıllık hem de on yıllık görünümde yedinci sıradaki yerini korudu ve üst üste ikinci yıl en fazla birbirine bağlı risk olarak tanımlandı.
Kısa vadeli kaygıların uzun vadeli hedeflerin önüne geçmesiyle birlikte, çevresel riskler iki yıllık görünümde sıralamada geriledi.
Aşırı hava olayları, iki yıllık görünümde ikinci sıradan dördüncü sıraya gerilerken; kirlilik altıncı sıradan dokuzuncu sıraya düştü.
Dünya sistemlerindeki kritik değişimler yedi basamak, biyolojik çeşitlilik kaybı ise beş basamak geriledi.
Buna karşın 10 yıllık perspektifte, çevresel tehditler en ağır riskler olarak değerlendirildi. Bu dönemde ilk üç sırayı aşırı hava olayları, biyolojik çeşitlilik kaybı ve Dünya sistemlerindeki kritik değişimler aldı.
Katılımcıların dörtte üçü, çevresel görünümün çalkantılı veya fırtınalı olacağını öngördüğünü söyledi. Bu oran, tüm risk kategorileri arasında en olumsuz beklentiye işaret ediyor.
WEF Genel Direktörü Saadia Zahidi, bu yıl 21’incisi yayımlanan Küresel Riskler Raporu’nun, küresel risklerin yönetiminde iş birliğinin vazgeçilmez olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Zahidi, "Bu raporda öne çıkan zorluklar, jeopolitik şoklardan hızlı teknolojik değişime, iklim istikrarsızlığından toplumsal gerilimlere ve ekonomik risklere kadar uzanıyor. Hem karşı karşıya olduğumuz potansiyel tehlikelerin boyutunu hem de bundan sonra ne olacağını şekillendirme konusundaki ortak sorumluluğumuzu gözler önüne seriyor," dedi.