İsrailli Bakan, 'Mevcut durum onların tercihi. Biz yine de daha farklı ve yapıcı bir gelecek umuyoruz' diyerek ilişkilerin iyileştirilmesinin 'Türk tarafının atacağı adımlara bağlı' olduğunu belirtti.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik köprülerin tamamen yıkılmadığını ve sürdüğünü ancak mevcut tablonun bir 'normalleşme' olarak adlandırılamayacağını belirtti. Azerbaycan merkezli APA ajansına özel bir mülakat veren Saar, Ankara-Tel Aviv hattındaki ilişkilerdeki gerilemenin faturasını Türkiye’nin siyasi tercihlerine kesti.
Türkiye ile geçmişteki stratejik iş birliği dönemlerine atıfta bulunan Saar, ilişkilerin son on yılda dramatik bir şekilde aşındığını vurguladı. Saar, "Türkiye ile zaten teknik düzeyde bir ilişkimiz var; bu yüzden 'yeniden normalleşme' gibi bir kavramdan bahsetmek yersiz. Ancak bu ilişkilerin niteliği, Türkiye’nin tercihi doğrultusunda bozuldu," dedi.
İsrail’in gerilimi tırmandırma amacı gütmediğini savunan Bakan, "Nedenler üzerine spekülasyon yapabiliriz ancak gerçek şu ki mevcut durum onların tercihi. Biz yine de daha farklı ve yapıcı bir gelecek umuyoruz, fakat bu tamamen Türk tarafının atacağı adımlara bağlı," dedi.
Saar, mülakatta dikkat çekici bir detayı da paylaştı ve yaklaşık bir ay önce, iki ülke arasında olası kriz anlarında iletişimi sağlayacak bir mekanizma kurulması için üst düzey bir görüşme gerçekleştiğini açıkladı. Ancak geçmişte bu tür süreçlerde aktif rol oynayan Azerbaycan’ın arabuluculuk kanalının, son dönemde işlevini yitirdiğini ve devre dışı kaldığını ekledi.
Stratejik ortaklıktan diplomatik tıkanıklığa
Türkiye–İsrail ilişkileri, 1949 yılında Türkiye'nin İsrail'i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olmasından bu yana inişli çıkışlı bir seyir izledi.
1990’larda iki ülke arasında askeri eğitim, savunma sanayii ve istihbarat paylaşımı zirve noktasına ulaştı. Bölgesel 'tehditlere' karşı 'stratejik ortaklık' modeli benimsendi.
Ancak 2010'da Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine düzenlenen ve 10 Türk vatandaşının hayatını kaybettiği baskın, ilişkileri tarihinin en düşük seviyesine indirdi. Diplomatik temsil maslahatgüzar seviyesine çekildi.
2016’da sağlanan uzlaşı süreciyle ilişkiler normalleşme yoluna girse de 2018’de ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve Gazze sınırındaki protestolar nedeniyle elçiler tekrar karşılıklı olarak geri çekildi.
Tüm bunların ardından 2022'de İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Ankara ziyaretiyle 'yeni bir dönem' ilan edildi ve büyükelçiler yeniden atandı. Ancak bu süreç, Ekim 2023’te Gazze'de Hamas ve İsrail arasında başlayan çatışmalarla birlikte yerini tekrar derin bir sessizliğe ve sert eleştirilere bıraktı.
Türkiye, ülkedeki protestolar sonrası İsrail'in Gazze operasyonlarını gerekçe göstererek 2024 Mayıs ayı itibarıyla bu ülkeyle tüm ithalat ve ihracat işlemlerini durdurduğunu açıkladı. Muhalefetin ve sokak protestolarının ardından gelen bu hamle, on yıllardır devam eden ticari bağların ilk kez bu denli keskin bir şekilde kopması anlamına geliyordu.
Son olarak ise iki ülke arasındaki tartışma konularından birisi Suriye'deki yeni durum. İsrail, Beşar Esad'ın düşüşü sonrası Suriye'de birçok noktaya hava operasyonu düzenlemişti. Ayrıca Suriye'nin güneyinde işgal altında tuttuğu toprakları genişletmişti.
Ancak iki ülke arasında bu ay başında istihbarat paylaşımı, askeri gerilimin azaltılması, diplomatik ilişkiler ve ticari fırsatların koordinasyonuna yönelik bir iletişim mekanizması kurulması kararlaştırıldığı bildirildi. ABD arabuluculuğunda bu ay başında Paris'te iki taraftan üst düzey yetkililer arasında gerçekleşen görüşmelerde üç ülke ortak mutabakat imzaladı. Bu görüşmelere Türkiye'nin katıldığı iddia edilmişti.