Fransa'da aylardır süren siyasi tıkanıklığın ardından 2026 bütçesi, hükümetin iki gensoru önergesini atlatmasıyla kesinleşti. Başbakan Lecornu, bütçeyi meclis oylaması olmadan geçirmek için anayasal yetkisini kullandı.
Fransa'da aylardır devam eden siyasi belirsizlik süreci, 2026 devlet bütçesinin pazartesi akşamı nihai olarak kabul edilmesiyle yeni bir evreye girdi.
Bütçenin yasalaşması, parlamentoda hükümete karşı verilen iki ayrı gensoru önergesinin reddedilmesinin ardından gerçekleşti.
Muhalefetin sunduğu önergeler, Başbakan Sebastien Lecornu'nun cuma günü anayasanın 49.3. maddesini işletme kararına bir tepki olarak gündeme gelmişti.
Söz konusu madde, hükümete milletvekillerinin oylaması olmaksızın yasa çıkarma yetkisi tanıyor.
Aşırı sağcı Ulusal Birlik ve Sosyalistler dışındaki sol partiler tarafından sunulan her iki önergenin de başarısız olmasıyla bütçe otomatik olarak kabul edilmiş sayıldı.
Başbakan Lecornu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Fransa'nın nihayet bir bütçeye kavuşmasından duyduğu rahatlamayı dile getirdi. Metnin sadece hükümetin dayatması olmadığını savunan Lecornu, süreci şu ifadelerle değerlendirdi: "Bu metin hükümetin metni değil, tüm gruplardan gelen değişiklikleri içeren bir parlamenter uzlaşının sonucudur."
Lecornu ayrıca, bütçenin anayasaya uygunluğunun denetlenmesi için Anayasa Konseyi'ne sunulduğunu belirtti.
2024'teki erken seçimlerin ardından oluşan parçalı parlamento yapısı, ülkenin bozulan kamu maliyesini düzeltme çabalarını sekteye uğratmış ve bütçe krizi daha önce iki başbakanın görevinden olmasına yol açmıştı.
İstikrarlı bir çoğunluğun bulunmaması nedeniyle Lecornu, tasarıyı oylamasız geçirme yolunu seçti.
Meclisteki görüşmelerde tansiyon yükselirken Başbakan, muhalefetin bir kısmını "kalıcı bir düzensizlik" yaratmakla ve "sorumsuzlukla" suçladı.
Aşırı sağcı Ulusal Birlik partisi ise milletvekillerini hükümeti düşürmeye çağırarak ekonomi planını şu sözlerle hedef aldı: "Bu bir ceza ve yoksunluk bütçesidir."
Bütçe planı, hükümet kanadında da tam bir mutabakat sağlamış değil. Bazı merkez ve sağ görüşlü milletvekilleri, kamu açığını 2025'teki yüzde 5,4 seviyesinden 2026'da yüzde 5'e düşürme hedefinin gerçekçiliğini sorguluyor. Plan kapsamında işletmelere, büyük şirket karlarından alınacak ve 7 milyar euro getiri sağlaması beklenen ek vergi dahil olmak üzere çeşitli vergi artışları getiriliyor. Devlet açığının ise geçen yılla hemen hemen aynı seviyede, yaklaşık 132 milyar euro olması öngörülüyor.
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un kampından milletvekili Agnes Pannier-Runacher, yüksek vergilerin ekonomik aktiviteye zarar verebileceği uyarısında bulunarak eleştirilerini şöyle dile getirdi: "Bu bütçe geleceği hazırlamıyor. Bazı şirketler yeni mali tedbirler netleşene kadar işe alımları dondurmuş durumda."
Sol kanatta ise bölünmeler derinleşti. Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ve Yeşiller, Sosyalist Parti'yi gensoru önergesini desteklemeye zorlasa da Sosyalistler bu adımı atmayarak hükümetin düşmesini engelledi.
Sosyalistler bu duruşları karşılığında, emeklilik yaşını 62'den 64'e çıkaran ve halkın büyük tepkisini çeken emeklilik reformunun askıya alınması gibi kritik bir taviz elde etti. Bu düzenleme, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar ertelendi.
LFI koordinatörü Manuel Bompard ise Sosyalistlerin elde ettiği kazanımları şu sözlerle küçümsedi: "Bunlar anlamsız tavizlerdir."
Avrupa Birliği ve kredi derecelendirme kuruluşlarının artan baskısı altındaki Fransa için borçların kontrol altına alınması ve bütçe disiplini, siyasi bir öncelik olmaya devam ediyor.