Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Ayşe Barım'a 'hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım’dan 12,5 yıl hapis cezası verildi

Menajer Ayşe Barım
Menajer Ayşe Barım ©  X
© X
By Sait Burak Utucu
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Savcılık mütalaasında, Barım’ın firari sanık Mehmet Ali Alabora ile Gezi sürecinde yayınlanan bildiriler üzerine görüştüğü, sanatçıları koordine ettiği ve davanın ana sanıklarıyla yoğun temas kurduğu öne sürülüyordu.

Gezi Parkı eylemleri döneminde "sanatçıları yönlendirdiği" iddiasıyla 27 Ocak 2025'te tutuklanan ve 248 gün sonra tahliye edilen menajer Ayşe Barım, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla çarşamba günü 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

REKLAM
REKLAM

Barım, 28 Mayıs 2013’te Taksim’deki kentsel dönüşüm planına karşı başlayan ve kısa sürede ifade özgürlüğü ile otoriter yönetim iddiasıyla ülke çapında bir toplumsal harekete dönüşen 'Gezi Parkı eylemlerinde' sanatçıları yönlendirdiği iddiasıyla yargılanıyor.

Gezi Parkı eylemleriyle ilgili 12 yıl sonra başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Barım’ın hükmen tutuklanmasına gerek görmedi, ancak hakkındaki yurt dışı çıkış yasağı devam edecek.

Savcılık, salı günü suç vasfının “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” olarak değerlendirilmesini ve Barım hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini talep etti.

'Somut delil yokken bu mütalaanın verilmiş olmasını kabul etmiyorum'

1 Ekim’de tahliye edilen Barım, suçlamasıyla açılan davada çarşamba günü saat 10.00’da yeniden hâkim karşısına çıktı.

Savunmasında Ocak 2025’ten bu yana “anlamadığı bir süreç içinde olduğunu” söyleyen Barım, "Hayatımda hiçbir zaman siyasi bir duruş sergilemedim. Bundan sonraki süreçte ameliyatlarımı gerçekleştirmek istiyorum. Tanık beyanları lehimeyken, ortada hiçbir somut delil yokken bu mütalaanın verilmiş olmasını kabul etmiyorum. Ben suçsuzum. Vatandaşlık görevini yerine getirmeye çalışan bir kadınım," diye konuştu.

T24’ten Can Öztürk’ün haberine göre, Barım'ın protestolara katıldığının varsayılması durumu hakkında konuşan avukatı Sedat Özyurt, "Gezi Parkı’ndaki milyonlarca insan gibi hataya düşmüş olması normaldir," ifadelerini dile getirdi.

Özyurt, "Bu protestoların hükümeti devirmek amacıyla yapıldığını bilmesi mümkün değildi. Sanık demokratik bir protestoyu desteklemekteydi. Sanık, eylemlerin hukuka aykırı olduğunu o dönemlerde bilmemekteydi," diye konuştu.

Avukatlarının beyanlarına katıldığını ifade eden Barım son sözü olarak, "Beraatimi talep ediyorum," dedi.

Salı günü görülen duruşmada savcı, celse arasında esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

İddianamede Barım hakkında “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamen engellemeye teşebbüse yardım” suçundan ceza istenirken, savcı bu kez “yardım” maddesini uygulamadı ve Barım’ın doğrudan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Savunma tarafının mütalaanın yeniden değerlendirilmesi talebi, savcılık tarafından "Mütalaamız aynen geçerlidir, herhangi bir değişiklik yoktur," denilerek reddedildi.

Duruşma savcısı, 10 Şubat 2026’da sunduğu mütalaada suçlamayı ağırlaştırmıştı.

Daha önce “yardım” suçundan 30 yıla kadar hapis istenirken, son aşamada Barım’ın doğrudan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan cezalandırılması talep edildi.

Savcılığın iddiaları

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın mütalaasında, Barım’ın “sistemli ve planlı” şekilde kamuoyunda tanınan sanatçı ve oyuncular üzerinden Gezi Parkı protestolarını yaygınlaştırmaya çalıştığı öne sürüldü.

Savcılık, Barım’a bağlı sanatçıların o dönemde Twitter’da (yeni adıyla X'te) #occupyturkey ve #DirenGeziParkı etiketlerini sistematik biçimde paylaştığını, bazı sanatçıların Gezi Parkı’nda bildiri okuduğunu ve protestoların kitleselleştirilmesinin amaçlandığını iddia etti.

Ayrıca ID İletişim’in kurumsal hesapları ile şirkete bağlı sanatçıların sosyal medya paylaşımlarının koordineli olduğu savunuldu.

Savcılık, Gezi Parkı eylemleri sırasında “marjinal grupların” faaliyetlerine uygun zemin oluştuğunu ve toplumda “kaos ortamı” meydana geldiğini ileri sürdü.

Mütalaada Barım’ın, ana Gezi Davası sanıklarından Mehmet Ali Alabora ve hükümlü Çiğdem Mater Utku ile irtibatlı olduğu, sürece yön veren bir konumda bulunduğu da iddia edildi.

Duruşmalarda ifade veren sanatçı ve oyuncular, eylemlere kendi iradeleriyle katıldıklarını söyledi.

Savunma tarafı, Barım’ın sanatçılar üzerinde hiyerarşik bir yetkisi bulunmadığını ve menajerlik faaliyetlerinin suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Gezi Parkı olayları

Gezi Parkı olayları, 2013 yılında İstanbul'da Taksim Gezi Parkı’na yapılması planlanan AVM projesine karşı başlayan bir çevre protestosuyla başladı. Polisin sert müdahalesiyle birlikte bu protesto ülke çapında daha da büyüdü.

Olayların ardından birçok protestocu ve aktivist yargılandı. Bu süreçte özellikle Osman Kavala gibi isimler ağır cezalar aldı. Dava kapsamında Türkiye İşçi Partisi milletvekili olan Can Atalay, film yapımcısı Çiğdem Mater, belgeselci Mine Özerden, şehir plancısı Tayfun Kahraman gibi isimler tutuklandı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 10 Aralık 2019’da Kavala’nın derhal salıverilmesi yönünde karar verdi. Ancak Türkiye bu kararı uygulamadı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Menajer Ayşe Barım hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi

Gezi Davası soruşturması kapsamında tutuklanan menajer Ayşe Barım için 30 yıl hapis istemi

Ayşe Barım'a 'Gezi' soruşturması: Halit Ergenç ve Dolunay Soysert ifadeye çağrıldı