PKK lideri Abdullah Öcalan yeni mesajında, örgüte kongre toplayıp kendini feshetme ve silah bırakma çağrısını 'Cumhuriyet'le barışmanın ilanı' olarak niteledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), PKK lideri Abdullah Öcalan'ın geçtiğimiz yıl yaptığı "örgütü feshetme ve silah bırakma" çağrısının yıl dönümü münasebetiyle cuma günü Ankara’da basın açıklaması gerçekleştirdi.
"Yeni bir siyaset dönemi" vurgusu yapan Öcalan, "Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. […] Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyoruz," dedi. Öcalan, "her kesimi" sorumluluk almaya ve bu yönde imkân yaratmaya davet etti.
Öcalan'ın mesajlarının, DEM Parti İmralı heyetinin 16 Şubat 2026'da İmralı’da gerçekleştirdiği görüşmeden aktarıldığı belirtildi.
Öcalan'ın ve DEM Parti kanadının "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı" olarak ifade ettiği çağrı, 27 Şubat 2025'te ilk kez okunmuş ve Öcalan, PKK'ya silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısı yapmıştı.
Geçen yıl yapılan çağrıya "Cumhuriyet'le barışmanın ilanı" olarak niteleyen Öcalan bu çağrıyı, "Demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür," sözleriyle tanımladı.
Geride kalan bir yılda "şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğinin ve gücünün" ortaya konduğunu ifade eden Öcalan, "Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur," dedi.
Hukuk sorunu ve 'özgür yurttaşlık' mesajı
Türkiye’de yaşanan “pek çok sorunun” kaynağının “demokratik bir hukukun yokluğu” olduğunu savunan Öcalan, çözümün “demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk” yaklaşımıyla mümkün olabileceğini belirtti.
Mesajında, yeni dönemin ancak demokrasiye alan açacak güçlü hukuki güvencelerle ilerleyebileceği vurgulandı.
Öcalan ayrıca, sürecin dili ve üslubuna da dikkat çekti. Mesajında yeni dönemin “buyurgan ve otoriter” bir dil üzerine kurulmaması gerektiğini savunan Öcalan, karşılıklı “doğru ifade etme” ve “doğru dinleme”yi merkeze alan; tarafların kendilerini anlatabildiği bir yaklaşımın esas alınması çağrısında bulundu.
Mesajında vatandaşlık tanımına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Öcalan, "Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır," dedi.
Öcalan, “dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı” temel alan bir “özgür yurttaşlık" anlayışını savunan Öcalan, "Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir," dedi.
'Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz'
Mesajında, "Türk ve Kürt birliği" vurgusu yapan Öcalan, "Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz; bu diyalektiğin tarihsel bir özgünlüğü vardır,” ifadelerini kullanan Öcalan, Cumhuriyet’in kuruluşuna işaret ederek “kuruluş dönemindeki temel metinlerin Türk ve Kürt birliğini ifade ettiğini" söyledi.
27 Şubat çağrısını "birlik ruhunun canlandırılması girişimi" ve "Demokratik Cumhuriyet talebi" olarak tanımlayan Öcalan, "Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır," dedi.
Süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katkılarının önemli olduğunu belirtti.
Sürece “olumlu katkı yapan” diğer siyasi, sosyal ve sivil aktörlerin çabalarını da “kıymetli” bulduğunu ifade eden Öcalan, geçtiğimiz sene hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder’i ise "saygı ve özlemle" andı.
Hatimoğulları: İktidar 27 Şubat çağrısına uygun kararlar almalıdır
Ankara’daki basın açıklamasında geçen yıl yapılan çağrıya ve şimdiye kadar gelinen sürece ilişkin değerlendirmede bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "O gün yalnızca bir açıklama yapılmadı; tarihsel bir eşik aşıldı, tarihi bir dönemin kapısı aralandı,” dedi.
İktidara da çağrı yapan Hatimoğulları, "Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır. Artık 27 Şubat çağrısının içeriğine ve tarihsel ağırlığına uygun kararlar alınmalıdır” ifadelerini kullanarak, "Gecikmeden politika üretilmeli, net bir yol haritası belirlenmeli, somut ve güven verici adımlar atılmalıdır,” çağrısı yaptı.
Öcalan’ın ilk çağrısı
İmralı Cezaevi’nde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, bir yıl önce 27 Şubat 2025’te “Barış ve Demokratik Toplum” başlıklı bir çağrı yapmıştı.
Öcalan, açıklamasında örgüte, "devlet ve toplumla bütünleşme" hedefiyle kongre toplayıp karar alma çağrısında bulunarak, "tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir" ifadelerini kullanmıştı.
Söz konusu çağrı, Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin öncülüğünde başlayıp iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreçte siyasi açıdan kritik bir eşik olarak yorumlanmıştı.
DEM Parti ise aynı dönemi “Barış ve Demokratik Toplum” süreci olarak tanımlamıştı.
PKK, bu çerçevede 12 Mayıs 2025’te silahlı faaliyetlere son verildiğini ve örgütsel yapının feshedildiğini duyurdu.
Sürecin sahadaki en sembolik adımlarından biri ise 11 Temmuz 2025’te geldi: Bir grup PKK’lı, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin kontrolündeki Süleymaniye’de düzenlenen törenle silahlarını yaktı. Bu sembolik tören, silahlı mücadelenin sona erdirilmesine ilişkin sürecin önemli bir aşaması oldu.
Süreçte son durum
PKK’nın fesih kararı ve sembolik silah yakma töreninin ardından, "yeni çözüm süreci" kapsamında TBMM’de Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kuruldu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un girişimiyle oluşturulan komisyon, ilk toplantısını 5 Ağustos 2025’te yaptı. 51 milletvekilinden oluşan komisyonda İYİ Parti dışında Meclis’teki tüm partiler temsil edildi.
Komisyon, hedeflerini "terörün ülke gündeminden tamamen çıkarılması", "toplumsal bütünleşmenin sağlanması" ve "demokratik standartların yükseltilmesi" olarak belirledi.
Süreçte dikkat çeken adımlardan biri de komisyon üyelerinden AK Parti'li Hüseyin Yayman, MHP’li Feti Yıldız ve DEM Parti’li Gülistan Kılıç Koçyiğit’in 24 Kasım 2025’te Abdullah Öcalan’ı cezaevinde ziyaret etmesi oldu.
CHP ise bu heyete üye vermeyeceğini açıkladı..
Yaklaşık altı ay süren çalışmaların ardından nihai rapor, 18 Şubat Çarşamba günü 47 kabul 1 çekimser ve 2 ret oyu ile komisyonda kabul edildi.
Yedi başlıktan oluşan raporda "Kürt sorunu" ifadesi yer almazken, yalnızca “terör sorunu” tanımı kullanıldı.
"Umut hakkı" ile ilgili tartışmaların sürdüğü dönemde raporda bu ifade doğrudan geçmezken, AİHM ve AYM içtihatlarına atıf yapıldı. Ayrıca "terör suçu" tanımının ifade özgürlüğünü genişletecek şekilde düzenlenmesi ve TCK ile TMK’da bu çerçevede değişiklik yapılması istendi.
Raporda "kritik eşik" olarak PKK’nın silah bırakması gösterildi. Silah bırakmanın güvenlik birimlerince “teyit ve tescilinin" yeni dönemin hukuk ve politika çerçevesi için başlangıç olacağı vurgulandı.
Rapora kabul oyu veren DEM Parti ise kapsamlı bir muhalefet şerhi yayımladı.
DEM Parti koyduğu şerh ile ortak rapor taslağında kullanılan "terör" merkezli tanımı reddederek meselenin güvenlik değil, kimlik ve hak-özgürlükler temelli siyasal bir sorun olduğunu savundu.
Parti, bu nedenle çözümün silah bırakma sonrası düzenlemelerle değil, demokratikleşme, anadil hakları ve kapsayıcı bir dil üzerinden kurulması gerektiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan raporun sürece “ivme” kazandıracağını söylerken, Kurtulmuş da uygulamanın takipçisi olacaklarını belirtti.
Bu açıklamaların ardından gözler, rapor sonrası Meclis’e gelmesi beklenen sürece özgü geçici nitelikteki “müstakil yasa” düzenlemesine çevrildi. Olumsuz bir gelişme olmazsa taslağın önümüzdeki ay Meclis’e gelmesi bekleniyor.
'Statü açığı'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çarşamba günü partisinin grup toplantısının ardından salondan ayrılırken bir gazetecinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gündeme taşıdığı "PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?" sorusuna Adalet Bakanlığı'nı işaret ederek yanıt verdi.
Erdoğan, “İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından ilerletiliyor,” demekle yetindi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 24 Şubat’ta partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, İmralı'da tutuklu bulunan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı "silah bırakma çağrısı"na atıfta bulunarak" İmralı için statü çağrısı yaptı.
Bahçeli, "Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?” diye sormuştu.
Bahçeli, konuşmasının devamında ise, “Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?” ifadelerini kullanmıştı.
MHP lideri, söz konusu tartışmanın yürütülmesi ve kısa sürede sonuca bağlanması çağrısında bulunmuştu.