Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Orta Doğu'da gerilim tırmanırken Mısır diplomasi atağına geçti

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, artan gerilim ortamında Abu Dabi ziyareti kapsamında BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed ile görüştü.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, artan gerilimler eşliğinde Abu Dabi ziyaretinde BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed ile bir araya geldi ©  WAM
© WAM
By Mohamed Elashi
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Mısır, Körfez ülkelerine destek ve İran ile gerilimi azaltma çabaları kapsamında diplomatik temaslarını artırıyor.

Mısır; İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışmada yaşanan son gerilimlerle birlikte, Körfez liderleriyle görüşmeler yaparak ve tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunarak diplomatik alanda daha aktif hale geldi.

REKLAM
REKLAM

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi'nin hafta içinde Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’a gerçekleştirdiği ziyaretler, Kahire’nin saldırı altında olan Körfez ülkeleriyle dayanışma gösterme çabasını ortaya koyarken, onların güvenliğinin Mısır’ın kendi güvenliğinin de parçası olduğunu vurguladı.

Mısır'ın bölgedeki diplomasi atağı, saldırıların enerji altyapısını da hedef alması ve gerilimin bölgenin geneline yayılabileceğine dair endişelerin artmasıyla birlikte, tansiyonun daha tehlikeli bir hal aldığı bir döneme denk geldi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi, Doha’daki görüşmeler sırasında Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile bir araya geldi.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi, Doha’daki görüşmeler sırasında Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile bir araya geldi. QNA

Kahire, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik “kabul edilemez ve haksız” saldırılarını kınarken, durumu kontrol altına almak için bölgesel ve uluslararası aktörlerle temaslarını sürdürüyor.

Mısır ayrıca, tırmanmayı sınırlandırma çabalarının parçası olarak, Sisi ile İranlı yetkililer arasında son dönemde yapılan görüşmeler de dahil olmak üzere, İran’la da temas halinde kalmayı sürdürdü.

Ancak bu artan angajmana rağmen, analistlere göre ülkenin rolü sınırlı kalıyor.

Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü kıdemli araştırmacısı H. A. Hellyer, “Mısır, kapasitesini aşmadan önemini hatırlatmaya çalışıyor,” diyor.

Hellyer, Doha ziyaretinin Kahire’nin bağımsız bir liderlik üstlenmekten ziyade Körfez ülkeleriyle eş güdüm arzusunu gösterdiğini belirtiyor.

Bunu “taktiksel bir angajman” olarak nitelendiren Hellyer, Mısır’ın bölgesel diplomaside varlığını korurken yerine getiremeyeceği taahhütlerden kaçındığını söylüyor.

Aktif diplomasi

Mısır’ın son adımları, liderlikten ziyade eş güdüme odaklanıyor.

Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, çeşitli Körfez başkentlerini dolaşarak dayanışma mesajı verdi ve çatışmanın sürmesi halinde bölgenin “patlama” noktasına yaklaştığı uyarısında bulundu. Kahire aynı zamanda, askeri olarak devreye girmesinin kendisinden istenmediğinin altını çiziyor.

Bunun yerine Mısır, Körfez ülkeleri, Batılı ortaklar ve daha sınırlı ölçüde de İran ile kanalları açık tutan diplomatik bir bağlantı noktası olarak konumlanıyor.

Ancak bu, ara buluculuk anlamına gelmiyor.

Hellyer, “Mısır’ın İsrail ile İran arasında anlamlı bir ara buluculuk yürütecek ağırlığı yok,” diyor.

Ona göre Mısır’ın rolü, Arap ülkeleri arasındaki koordinasyonu kolaylaştırmak ve mesajları iletmekle sınırlı; bunu da “ara buluculuktan çok yararlı bir buluşturuculuk” olarak tanımlıyor.

İnce bir denge siyaseti

Kahire’nin tutumu ince bir denge siyasetine işaret ediyor. Bir yandan Mısır, Körfez ortaklarıyla net biçimde aynı çizgide durarak onların güvenliğine desteğini yineliyor ve topraklarına yönelik saldırıları kınıyor.

Öte yandan İran’la doğrudan bir cepheleşmeden kaçınıyor; bunun yerine diplomasiyi yeniden devreye sokma çağrısı yapıyor ve iletişim kanallarını açık tutuyor.

Bu durum, ülkelerin krizi içine çekilmeden sınırlı tutmaya çalıştığı daha geniş bir bölgesel yaklaşımı yansıtıyor.

Hellyer, “Körfez ülkeleri, Mısır’ın aynı çizgiye gelmesini, Arap dünyasının daha geniş ölçekli temkinli duruşunun pekişmesi olarak memnuniyetle karşılayacaktır,” diyor.

Bu yaklaşımın, büyük riskler almadan sahada kalmaya dayandığını da ekliyor.

İsrail açısından Mısır’ın rolü muhtemelen “özden çok usule ilişkin” görülürken, İran’ın da Kahire’yi inandırıcı bir muhatap olarak görmesi beklenmiyor.

“Mısır sonuçları şekillendirmekten çok algıları yönetiyor,” diyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

ABD, Orta Doğu'ya ek asker ve savaş gemileri konuşlandırıyor

LNG piyasasında 'Körfez' alarmı: Tedarik kesintilerinin etkisi aylarca sürecek

Körfez’de finansal alarm: İran tehdidi sonrası küresel bankalar güvenlik önlemlerini artırdı