Trablus Temyiz Mahkemesi, 2011 devrimini bastırmakla suçlanan Kaddafi rejiminin 31 eski yetkilisini beraat ettirdi. Karar, 2015’te çok sayıda idam cezasıyla sonuçlanan davayı kapatmış oldu.
Libya’da bir temyiz mahkemesi, Muammer Kaddafi rejiminin 31 eski yetkilisini, 2011 devrimi sırasında protestocuları bastırmakla ilgili suçlamalardan beraat ettirdi. Karar, 2014’te başlayan ve üç yıl sonra geniş çapta eleştirilen idam cezalarıyla sonuçlanan davayı kapatmış oldu.
Pazartesi günkü karar, Kaddafi’nin 42 yıllık iktidarını sona erdiren 2011 ayaklanması sırasında göstericilerin şiddet kullanılarak bastırılması emrini vermek ve bu emirleri uygulamakla ilgili suçlamaları kapsıyor.
Sanıklar toplu olarak, silahsız protestocuların öldürülmesi, iç savaşa teşvik, yağma, yıkım ve soykırım dahil 37 ayrı suçlamayla karşı karşıyaydı.
Beraat eden sanıklar arasında eski istihbarat şefi Abdullah el-Senussi, eski Başbakan Bağdadi el-Mahmudi, Mansur Dav, Muhammed Ebu el-Kasım el-Zavi ve Muhammed Ahmed el-Şerif de bulunuyor.
Mahkeme, karar açıklanmadan önce hayatını kaybeden bazı sanıklar hakkındaki yargılamaları ise ayrı olarak düşürdü. Bu isimler arasında eski Dış Güvenlik Ajansı Başkanı Ebu Zeyd Dorda ve eski Başbakan Yardımcısı Abdülhafız el-Zlitani de yer aldı.
Muammer Kaddafi’nin oğlu ve 2015’te idama mahkum edilen ilk sanıklardan biri olan Seyfülislam Kaddafi hakkındaki suçlamalar da bu yıl şubat ayında öldürülmesinin ardından düşürüldü.
28 Temmuz 2015’te Trablus’taki bir mahkeme, aralarında el-Senussi, Seyfülislam Kaddafi, el-Mahmudi ve Dorda’nın da bulunduğu dokuz sanığı suçlu bulmuş ve kurşuna dizilerek idam edilmelerine hükmetmişti. 23 sanığa hapis cezası verilmiş, dört kişi ise beraat etmişti.
Dava, insan hakları örgütleri tarafından hızla kınanmıştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu, yargılamanın adil yargılanma ihlalleriyle dolu olduğunu, silahlı çatışma ve kurumsal çöküş ortamında yürütüldüğünü belirtmişti.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2011’de hem Seyfülislam Kaddafi hem de el-Senussi hakkında yakalama kararı çıkarmış ve bu isimleri Lahey’de yargılamak istemişti.
Ancak Trablus yönetimi, ulusal yargılamaların öncelikli olması gerektiğini mahkeme önünde başarıyla savununca UCM’nin sanıklara erişimine izin verilmemişti.
İdam cezaları Libya Yüksek Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme temyiz başvurusunu kabul ederek mahkumiyet kararlarını bozdu ve dosyayı Trablus Temyiz Mahkemesi’ne geri gönderdi.
Müzakereler dört yıldan uzun süre devam etti ve pazartesi günü beraat kararıyla sonuçlandı.
Beraat kararına rağmen, kararda adı geçen bazı kişiler ayrı davalarla karşı karşıya. 2012’de Moritanya’dan Libya’ya iade edilen el-Senussi, Ebu Selim Cezaevi katliamı davasında yargılanmaya devam ediyor. Bu ayrı dava, Haziran 1996’da Trablus’taki cezaevinde yaklaşık 1.200 mahkumun öldürülmesiyle ilgili.
İnsan hakları örgütleri, mahkumların bir isyanın ardından topluca vurulduğu Ebu Selim katliamının, Kaddafi döneminin hâlâ hesap verilmemiş en ağır suçlarından biri olduğunu uzun süredir savunuyor.
Beraat kararı, Libya içinde sert tepkilere yol açtı. Çok sayıda mağdur ve aileleri, 15 yıldır hesap verilmesini bekliyordu. İnsan hakları grupları, kırılgan ve bölünmüş bir yargı sistemi ortamında gelen kararın, 2011 ayaklanması sırasında işlenen suçlarda cezasızlığı pekiştirme riski taşıdığı uyarısında bulundu.
Libya’daki Şubat 2011 devrimi barışçıl protestolar olarak başladı ve kısa sürede silahlı çatışmaya dönüştü. Kaddafi, 20 Ekim 2011’de isyancı savaşçılar tarafından yakalanarak öldürüldü.
Ülke o tarihten bu yana bölünmüş durumda. Başbakan Abdülhamid Dibeybe liderliğindeki uluslararası alanda tanınan Ulusal Birlik Hükümeti Trablus’ta bulunurken, doğuda General Halife Hafter ve Parlamento Başkanı Akile Salih ile uyumlu rakip bir hükümet ve parlamento yer alıyor. Silahlı milisler ise ülke genelinde toprak ve kaynaklar için rekabet ediyor.