Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Javier Bardem ve Ken Loach’tan Bollore karşıtı bildiriye destek

Vincent Bolloré, 13 Mart 2024 Çarşamba günü Paris'teki Ulusal Meclis'te bir parlamento soruşturma komisyonunun oturumuna katılıyor
Vincent Bolloré, 13 Mart 2024 Çarşamba günü Paris’teki Ulusal Meclis’te bir parlamento soruşturma komisyonunun duruşmasına katılıyor. ©  Thibault Camus/Copyright 2024 The AP. All rights reserved.
© Thibault Camus/Copyright 2024 The AP. All rights reserved.
By Serge Duchêne & AFP
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Javier Bardem, Ken Loach, Mark Ruffalo, Aki Kaurismaki ve Yorgos Lanthimos, Vincent Bollore’nin sinema üzerindeki etkisine karşı hazırlanan bildiriyi imzalayan isimler arasında yer aldı. Bildiriyi imzalayanların sayısı ise 3 bin 500’e yaklaştı.

“Zapper Bollore” kolektifi, İspanyol oyuncu Javier Bardem, İngiliz yönetmen Ken Loach ve Amerikalı oyuncu Mark Ruffalo’nun, muhafazakar iş insanı Vincent Bollore’nin sinema dünyası üzerindeki etkisine dair endişe bildiren metne imza atanlar arasına katıldığını duyurdu.

REKLAM
REKLAM

Metnin öncülüğünü yapan isimler, Vincent Bollore’nin Fransız film endüstrisi üzerindeki “yaygın ve ideolojik” olarak tanımladıkları nüfuzunu eleştiriyor. Açıklamada, medya ve kültürel gücün giderek daha fazla Breton milyarderin kontrolünde yoğunlaşmasına dikkat çekiliyor.

İlk imzacı grup arasında oyuncular Adele Haenel, Juliette Binoche, Blanche Gardin, Swann Arlaud ve Jean-Pascal Zadi’nin yanı sıra fotoğrafçı ve belgesel yönetmeni Raymond Depardon ile yönetmen ve senarist Arthur Harari de yer alıyordu.

“Zapper Bollore” girişiminin açıkladığı yeni imzacılar arasında ise bu kez Fransız isim bulunmuyor. Hollywood’un önde gelen oyuncularına ek olarak, Filistinli yönetmen Annemarie Jacir, Fin yönetmen Aki Kaurismaki, Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos ve Brezilyalı Walter Salles gibi uluslararası sinemacılar da listeye dahil edilmiş durumda.

Canal+ krizi Cannes’a sıçradı: İfade özgürlüğü tartışması büyüyor

Kolektife göre bildiriyi şimdiye kadar sektörden 3 bin 460 profesyonel imzaladı. Bu sayı, Canal+ Başkanı Maxime Saada’nın pazar günü yaptığı açıklamadan önce 600’dü. Saada, Canal+’ın ana hissedarı Vincent Bollore olan yapının sinema üzerindeki “aşırı sağın etkisi”ni kınayan metnin imzacılarıyla artık çalışmak istemediğini söylemişti.

Maxime Saada’nın Cannes Film Festivali’nin ortasında yaptığı çıkış, sinema dünyasında geniş yankı uyandırdı; çok sayıda oyuncu ve yönetmen, bunun ifade özgürlüğüne yönelik bir tehdit oluşturabileceği endişesini dile getirdi.

Perşembe günü Canal+ camiasının simge isimlerinden oyuncu Alain Chabat, Agence-France Press'ye (AFP) yaptığı açıklamada grup patronunun bu “iki paralık baskısını” eleştirdi.

“Buna verilebilecek bir sürü başka tepki vardı” diyen, Quentin Dupieux’nün yarışma dışı gösterilen "Vertige" filminin başrol oyuncusu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama insanların bir görüş dile getirmesine ya da en azından, haklı ya da haksız bir endişe taşımasına karşı böyle iki paralık bir baskı eklemeye gerek yoktu.”

Ancak "Asterix et Obelix: Mission Cleopatre" filminin yönetmeni, bu bildirinin Canal+ ekiplerini incitmiş olabileceğini “anladığını” da ifade etti. Chabat, grubun “içinde gerçek bir çeşitlilik olduğu için birbirine benzemeyen filmler ürettiğini” vurguladı.

Alain Chabat’la birlikte Quentin Dupieux imzalı animasyon film "Vertige"de rol alan oyuncu Jonathan Cohen ise AFP’ye verdiği röportajda, bildirinin imzacılarına dair “meşru bir korkuyu” anladığını söyledi.

Kendisi de Canal+’da yayımlanan mizah dizisi "La Flamme"in ortak yaratıcılarından olan Jonathan Cohen, Canal+ grubunun ekiplerinin –aralarında sinema satın alma direktörü Laurent Hassid ve Maxime Saada’nın da bulunduğu– “koruyucu bir rol üstlendiğini” ve “şimdilik Fransız sinemasının çoğulluğunu üreten bir tür ada haline geldiğini” ifade etti.

Yayıncılık ve sinema dünyasının arkasındaki derin cepler: Bollore

Nitekim Canal+, 2025'te 189 Fransız filmini finanse eden 150 milyon euronun ardından, Fransız sinemasına 2026'da 160 milyon, 2027'de ise 170 milyon euro yatırmayı taahhüt etti. Ancak bu tutarlar, önceki yıllarda yatırılan 220 milyon euroya kıyasla düşüş anlamına geliyor.

Genel olarak bakıldığında, Vincent Bollore'nin satın almalar listesi kültür dünyasının adeta bir “kim kimdir” dökümü gibi.

Bollore adını taşıyan grup, 31 Aralık 2025 itibarıyla 10,6 milyar euro tutarında bir katılım portföyünü yönetiyor.

Bu portföyde özellikle şunlar yer alıyor:

• Dünya müzik sektörünün lideri Universal Music Group'un yüzde 18,4'ü,

• Küresel bir görsel-işitsel grup olan Canal+'ın yüzde 30,4'ü,

• Yayıncılık, seyahat perakendesi ve medyada lider konumdaki Louis Hachette Group'un yüzde 30,4'ü,

• Dünyanın en büyük iletişim gruplarından Havas'ın yüzde 30,4'ü,

• İçerik, medya ve eğlence sektörlerinde borsada işlem gören ve görmeyen varlıklardan oluşan bir portföy yöneten Vivendi'nin yüzde 29,3'ü.

Yayıncılık dünyası Bollore'ye açık bir cephe almış durumda

Breton milyarder Vincent Bollore’ye yönelik protesto bildirileri yeni bir durum değil.

Nitekim nisan ayında, Grasset yayınevi başkanı Olivier Nora’nın görevden alınmasının ardından yüzü aşkın yazar, yayınevinden ayrıldıklarını açıkladı. Ortak bir mektupta, Vincent Bollore’nin kültür ve medya üzerindeki etkisini “orantısız” olarak nitelendirerek, onu “kültür ve medyada her yere otoriterlik dayatmakla” suçladılar.

Medya patronu, Grasset ve diğer büyük yayınevlerinin sahibi olan Hachette grubunu 2023'te satın aldı. Ayrıca ücretli televizyon kanalları Canal+ ve CNews'in, Europe 1 radyo istasyonunun ve Elle gibi dergilerin de sahibi.

Ardından, Leila Slimani, Virginie Despentes ve Emmanuel Carrere'in öncülük ettiği 300'den fazla yazar ve yayıncı, sektörlerinde bir “vicdan hükmü”nün hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

“Artık bir sınır çizmenin zamanı geldi. Bu sınırın bir adı var: Vicdan hükmü. Gazeteciler için var. Şirketleri zayıflatmak için değil, girişim özgürlüğü ile insanın tasvip etmediği bir şeye hizmet etmeme özgürlüğü arasında asgari bir dengeyi yeniden kurmak için yaygınlaştırılmalı” ifadeleri, bildiriyi imzalayan 308 isim tarafından 19 Nisan Pazar günü yayınlandı.

Muhafazakâr milyarder ise kendisine ait gazetelerden birinde kaleme aldığı köşe yazısıyla yanıt verdi. Siyasi müdahaleye karşı çıkanların ayrılığının ardından, lafı dolandırmadan, Fransa’nın en prestijli yayınevlerinden biri için yeni yazarlar bulacağını ifade etti.

Ailesinin servetinin bir bölümünü muhafazakâr değerlerle uyumlu bir medya imparatorluğuna yatıran, dindar bir Katolik olan Bollore, yayınevi içinde ortaya çıkan “gürültü” karşısında şaşkınlığını dile getirdi. Suçu ise “kendini her şeyin ve herkesin üstünde gören, birbirini seçen ve kollayan küçük bir oyuncu grubuna” yükledi.

Bu üslup, Fransız kültür ve sinema dünyasıyla kurulabilecek olası diyaloğa dair pek de iyimser bir tablo sunmuyor. Üstelik sektörün önemli bir bölümünün Vincent Bollore’nin ekonomik etkisine doğrudan ya da dolaylı biçimde bağlı olduğu düşünüldüğünde.

Ek kaynaklar • franceinfo

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

'Hödük': Trump, ekranlara veda eden Stephen Colbert’i hedef aldı

Girit, 2026’nın en iyi gastronomi destinasyonları arasında gösterildi

Rosalia, Sam Fender ve Lily Allen Ivor Novello Ödülleri’nde öne çıktı