İran savaşı, bölgede birçok Arap ve Müslüman liderin ABD ve İsrail ile açık iş birliği yapmasını zorlaştırdı. Söz konusu ülkeler, ABD ve İsrail’i bölgede 'saldırgan aktörler' olarak gören geniş bir kamuoyu baskısıyla da karşı karşıya bulunuyor.
Gazze için planlanan Uluslararası İstikrar Gücü (International Stabilisation Force for Gaza -ISF), şubat ayında ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Kurulu’nun ilk toplantısında duyurulmuştu. Ancak aradan geçen üç aya rağmen, asker göndereceğini taahhüt eden beş ülkeden hiçbiri kayda değer bir katkı sağlayamadı.
İsrail ile Gazze merkezli Hamas arasındaki kırılgan ateşkesi güçlendirme çabaları da tıkanmış durumda. Hamas’ın silah bırakmayı reddettiği, İsrail’in ise militan hedefler olduğunu belirterek saldırılarını sürdürdüğü ve bu operasyonlarda sıklıkla sivillerin de hayatını kaybettiği bildiriliyor.
Öte yandan İran savaşı, Arap ve Müslüman liderlerin ABD ve İsrail ile açık iş birliği yapmasını daha da zorlaştırdı. Bölgede birçok ülke bu iki aktörü “saldırgan” olarak değerlendirirken, ortaya çıkan küresel enerji krizi de kaynaklar üzerinde ek baskı oluşturdu.
Planlanan güce yönelik en büyük darbe ise 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısından yaklaşık bir hafta sonra geldi. Endonezya, taahhüt ettiği 8 bin askerin gönderilmesini süresiz olarak askıya aldı.
Bu plan kapsamında bin askerin nisan ayında, kalan kısmının ise haziran ayında konuşlandırılması öngörülüyordu.
Endonezya’nın taahhüdü, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un da yer aldığı grup içinde açık ara en büyük katkı olarak öne çıkıyordu. ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers’ın ise Barış Kurulu toplantısında yaptığı açıklamaya göre, kurulması planlanan güce komuta etmesi öngörülüyordu.
Endonezya, planlarını, Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin’in geçen hafta “Washington’da dikkat dağınıklığı nedeniyle yeterli bir bağlılık görülmediği” yönündeki açıklamasının ardından askıya aldı. Bakan, “Henüz uygulamaya ilişkin herhangi bir yönerge almadık,” dedi.
Sjamsoeddin parlamentoda yaptığı konuşmada, “Yeni dinamikler ortaya çıktı. ABD ile İran arasındaki çatışmanın yoğunluğu çok yüksek seviyede sürüyor. Bu nedenle Barış Kurulu (BoP) geri planda kaldı. Barış Kurulu geri planda kalınca, Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) de geri planda kaldı,” ifadelerini kullandı.
Uzmanlara göre Endonezya’nın kararında iç politik faktörler de etkili olmuş olabilir. Cakarta’daki Ekonomi ve Hukuk Çalışmaları Merkezi’nden (CELIOS) Orta Doğu/Kuzey Afrika masası direktörü Muhammad Zulfikar Rakhmat, bu görüşü dile getirdi.
Dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi olan Endonezya’da İran savaşı son derece popüler değil. Çatışma nedeniyle yükselen fiyatlar ekonomiyi zor durumda bırakırken, Barış Kurulu girişimine yönelik ciddi bir şüphecilik de bulunuyor.
Rakhmat, “Sokaktaki insanlarla konuşursanız, Gazze’ye gerçekten yardım edeceğine inanan çok az kişi olduğunu görürsünüz,” dedi. Ekonominin kırılganlığı nedeniyle Orta Doğu’ya asker gönderilmesine yönelik endişelerin de arttığını ekledi.
Endonezya daha önce, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki çatışmalarda Birleşmiş Milletler Lübnan Misyonu’nda görev yapan dört barış gücü askerini kaybetmişti. Bu durumun da kamuoyunda uluslararası askeri misyonlara yönelik desteği zayıflattığı belirtiliyor.
Taahhüt edilen ancak konuşlandırıldığı bilinmeyen kuvvetler
Kazakistan, Gazza İstikrar Gücü'ne desteğinin, bir sahra hastanesi ile tıbbi birimler göndermek de dahil olmak üzere "insani yardım bileşeni" ile sınırlı olacağını söyledi. Dışişleri Bakanlığı yorum talebine yanıt vermedi.
Arnavutluk Savunma Bakanlığı da asker taahhüdü konusunda yorum yapmayı reddederek bunun "dinamik ve devam eden bir süreç" olduğunu söyledi.
Bu ayın başlarında Genelkurmay Başkanı Korgeneral Arben Kingji gazetecilere yaptığı açıklamada, ordunun "keşif faaliyetlerine katıldığını" ancak henüz asker gönderilmediğini söyledi.
İstikrar gücü karargahının bir parçası olarak sadece birkaç askerin gönderileceğini söyleyen bakan, sayı vermeksizin başka katkıların da değerlendirileceğini sözlerine ekledi.
20 asker göndermesi beklenen Kosova nisan ayında yaptığı açıklamada, "hazırlıkların son aşamasında" olduğunu söylemişti. Savunma Bakanlığı güncelleme talebine yanıt vermedi.
Fas Dışişleri Bakanlığı da cevap vermedi. Barış Kurulu'nun açılış toplantısında Dışişleri Bakanı Nasır Burita, kurulun "Gazze İstikrar Gücü'nün ortak askeri komutanlığına üst düzey askeri yetkililer" atayacağını söyledi.
Barış Kurulu ateşkesin durmasından Hamas'ı sorumlu tuttu
ABD ordusunun Merkez Komutanlığı yorum yapmayı ya da Jeffers'ı röportaj için müsait kılmayı reddederek tüm soruları Barış Kurulu'na yönlendirdi.
Barış Kurulu sözcüsü Brad Klapper da Endonezya'nın kararı ya da gücün geleceği hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve bunun yerine Trump'ın kurulun direktörü olarak atadığı eski Bulgaristan Savunma Bakanı Nickolay Mladenov'un 21 Mayıs'ta BM'de yaptığı açıklamalara işaret etti.
Mladenov, Hamas'ın silahsızlanmasını ve İsrail'in geri çekilmeye başlamasını öngören ateşkesin ikinci aşaması üzerinde anlaşma sağlanıp uygulamaya geçilmeden uluslararası gücün operasyonlara başlayamayacağını söyledi. İsrail birlikleri Gazze'nin yaklaşık yüzde 60'ını kontrol ediyor.
Mladenov çıkmazdan Hamas'ı sorumlu tutarak, Hamas'ın silahsızlandırılmasının "müzakere edilemez" olduğunu ve İsrail'in çekilmesi ve yeniden inşası da dahil olmak üzere diğer cephelerde ilerleme kaydedilmesini engellediğini söyledi.
Mladenov bu ay Kudüs'te yaptığı açıklamada,"Sokaklarda silahlı gruplar dolaşırken, tünellerde saklanırken ve silah stoklarken bir gelecek inşa edemezsiniz," dedi.
"Her köşede milisler varken yeniden yapılanmayı sağlayamazsınız."
Hamas gecikmelerden İsrail'i sorumlu tutuyor
Hamas, İsrail'in ateşkesi defalarca ihlal ederek uygulanmasını engellediğini söylüyor ve Mladenov'u İsrail'in yanında yer almakla suçluyor.
Yerel sağlık yetkililerine göre İsrail saldırıları ateşkesten bu yana 880'den fazla Filistinlinin ölümüne neden oldu. İsrail ateşkes ihlallerine karşılık verdiğini açıkladı.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan ve kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerle ilgili olarak isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan Mısırlı bir yetkiliye göre Hamas ayrıca İsrail'in ateşkesin başlamasından bu yana ele geçirdiği bölgelerden çekilmesini talep ediyor. Mısır uzun süredir Hamas ile arabuluculuk yapıyor.
Yetkili, güç sözü veren ülkelerin birçoğunun Hamas'ın silahsızlandırılması konusunda bir anlaşma olmadan asker göndermeyi reddettiğini söyledi.