Ece Güner, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 'suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma', 'görevi kötüye kullanma' ve 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçlamalarıyla kısa süre önce tutuklanmıştı.
AHBAP soruşturması kapsamında tutuklanan Avukat Ece Güner, avukatları aracılığıyla kamuoyuna açık bir mektup yayımladı. Güner, mektubunda AHBAP Genel Başkanı Haluk Levent'e ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Güner, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "görevi kötüye kullanma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla kısa süre önce tutuklanmıştı.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarına yansıyan incelemelerde, Güner ile dernek çalışanları ve Haluk Levent arasında milyonlarca liralık para trafiği tespit edilmişti. Güner dernek çalışanlarına gönderdiği paraları Haluk Levent'e şahsi borç olarak verdiğini savunmuştu.
Parayı yaklaşık bir yıl sonra peyderpey geri aldığını beyan etse de, savcılık söz konusu para trafiğini "fonların şeffaf olmayan yönetimi" kapsamında değerlendirmişti.
Mektubunda Güner, "Sadece ve sadece o günler kahramanlaştırılmış, 'iyilik meleği' Haluk Levent’e güvendim," dedi ve ekledi:
"Ben bu işten bir kuruş kâr etmedim. Tam tersine bir yıl kan kustum, stres yaşadım, tekrar antidepresan ilaçlara başlamak zorunda kaldım."
'Bu kadar inandırıcı birine rastlamamıştım'
Güner mektubunda ayrıca, "Hiç Haluk Levent kadar iyi hikâye anlatan ve inandırıcı olan birine rastlamamıştım. Sanırım zaten büyük dolandırıcıların ortak özelliği budur; en akıllı insanları bile inandırma," dedi.
"Mağdur profili şöyle; 1) çoğu kadın, 2) hepsi yalnız kadınlar, 3) hepsi hayatında belli travmalar yaşamış ve duygusal açıdan istismara müsait ve dikkat; hepsi uzun yıllar yurt dışında yaşamış veya halen yaşıyor. Örneğin, ben Haluk Levent’in hapis yattığını bilmiyordum Fransa’da büyüdüğüm için. Nezarethanede konuştuğum diğer çok para veren kadın da yurt dışından gelme; yani birçok gerçeğe benim gibi 'Fransız!'"