Karar, eyaletlerin posta yoluyla oy pusulası gönderirken yıllardır kullandıkları yöntemleri sürdürmesine olanak tanıyor. Posta oyları, kullanılan oyların yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
ABD Yüksek Mahkemesi pazartesi günü, Başkan Donald Trump’ın ara seçimlerde posta yoluyla kullanılan oyları kısıtlama girişimini reddetti. Oy verme sürecinin başlamış olduğu seçimler öncesindeki karar, son günlerde yürütülen yoğun hukuk mücadelesini sona erdirdi.
Karar, eyaletlerin posta yoluyla kullanılacak oy pusulalarını yıllardır uyguladıkları yöntemlerle seçmenlere göndermeyi sürdürmesine olanak tanıyor. Posta oyları, kullanılan oyların yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
Yüksek Mahkeme çoğunluğuna göre Trump yönetiminin kısıtlamaları bu yıl uygulamaya koyma girişiminin mahkemede başarısız olma ihtimali yüksek. Ancak kısa acil durum kararında gerekçeye ayrıntılı biçimde yer verilmedi.
Yargıçlar Samuel Alito ve Clarence Thomas karara karşı çıktı.
Alito, karşı oy yazısında ABD Posta Servisi’nin "posta hizmetlerini düzenleme konusunda geniş yetkiye sahip olduğunu" ve Trump’ın öngördüğü kısıtlamaları uygulama yetkisinin de muhtemelen bulunduğunu savundu.
Yargıç Brett Kavanaugh ise kısıtlamaların ara seçimlerde yürürlüğe girmemesi gerektiği görüşüne katıldı. Ancak konunun daha sonra yeniden Yüksek Mahkeme önüne gelmesi hâlinde Trump yönetimi lehine karar verebileceğinin işaretini verdi.
Karar, Trump’ın seçim güvenliğini sağlamak açısından hayati önemde olduğunu sürekli savunduğu bir konuda ağır bir yenilgi anlamına geliyor. Ancak posta yoluyla kullanılan oylarda yaygın usulsüzlük yapıldığına ilişkin neredeyse hiçbir kanıt bulunmuyor.
Trump yönetimi, Kongre’de çoğunluğu hangi partinin elde edeceğini belirleyecek kritik kasım seçimlerinden önce kısıtlamaların önünü açmasını Yüksek Mahkemeden istemişti.
Trump, bu yıl da dahil olmak üzere kendi oyunu kullanırken posta yönteminden yararlanmasına rağmen uzun süredir bu uygulamaya karşı çıkıyor. Trump ayrıca 2020 seçimlerinde Joe Biden’a yenilmesini gerçeğe aykırı biçimde posta oylarına bağlıyor.
Posta yoluyla oy pusulaları seçmenlere gönderilmeye başlandı
ABD’li seçim yetkilileri, ara seçimlere haftalar kala sistemin tamamen değiştirilmesinin mümkün olmadığını belirtti.
Alabama, Kuzey Carolina ve Wisconsin eyaletleri, yeni sistem henüz devreye girmemişken geçen hafta posta yoluyla oy kullanacak seçmenlere pusulalarını göndermeye başladı.
Trump yönetiminin planı, eyaletlerin standart bir zarf kullanmasını ve oy kullanma hakkına sahip seçmenlerin listelerini çevrim içi bir sisteme yüklemesini öngörüyordu. Posta Servisi, şartlara uymayan eyaletlerde oy pusulalarını dağıtmayı reddedebilecekti.
Yönetimin girişimi, oy pusulalarının tamamını postayla gönderen eyaletlerde seçim sürecini ciddi biçimde aksatabilirdi.
Washington eyaletinin Demokrat Partili Eyalet Sekreteri Steve Hobbs, karar sayesinde "gerçekçi olmayan posta yoluyla oy kullanma şartlarını karşılamak için seçim süreçlerini altüst etmeden güvenli ve doğru bir seçim düzenlemeye yönelik çalışmaların" sürebileceğini söyledi.
Oyların büyük bölümünün posta yoluyla kullanıldığı Arizona’nın Demokrat Partili Eyalet Sekreteri Adrian Fontes, "Güçlü seçimler düzenlerken erişim ile güvenliğin birbirini dışladığı düşüncesini reddetmeye devam etmemiz hayati önem taşıyor," dedi.
Eyaletin en üst düzey seçim yetkilisi olarak görev yapan Utah Vali Yardımcısı Deidre Henderson da sosyal medya paylaşımında, Yüksek Mahkemenin kararıyla "Utahlıların 2026 seçimlerinin normal biçimde ilerleyeceğine güvenebileceğini" belirtti.
Beyaz Saray ile Adalet Bakanlığı yorum taleplerine hemen yanıt vermedi. Yönetim daha önce kısıtlamaları seçim güvenliğini sağlamayı amaçlayan makul değişiklikler olarak savunmuştu.
Eyalet yetkilileri ve seçmen hakları örgütleri itiraz etti
Demokrat Partili eyalet yetkilileri ile seçmen hakları örgütleri kısıtlamaları mahkemeye taşıdı.
Davacılar, ABD Başkanı’nın seçim kurallarını belirleme konusunda anayasal yetkisinin bulunmadığını ve düzenlemelerin "önemli bir seçimin arifesinde posta yoluyla oy kullanmayı neredeyse tamamen ortadan kaldıracağını" savundu.
Bir ihbarcı tarafından hazırlanan raporda ise henüz faaliyete geçmeyen çevrim içi sistemdeki sorunlar nedeniyle milyonlarca oy pusulasının gönderilemeyebileceği belirtildi. Rapora göre tek bir barkod hatası, bir grup oy pusulasının tamamının iptal edilmesine yol açabilirdi.
Mahkeme belgelerine göre bazı eyaletler, kısa süre içinde yeniden yüz yüze oy kullanma sistemine dönebilecek altyapıya sahip değil.
Davacılar arasında yer alan Kadın Seçmenler Birliği, planlanan kısıtlamaları "oy kullanma sürecine müdahale etmeye yönelik olağanüstü bir girişim" olarak nitelendirdi ve düzenlemelerin seçimleri kaosa sürükleyebileceğini belirtti.
Birliğin Üst Yöneticisi Celina Stewart, "Seçmenler hiçbir zaman siyasi bir güç savaşının ortasında bırakılmamalı," dedi.
Trump tarafından aday gösterilen bir yargıcın verdiği ihtiyati tedbir kararı da dahil olmak üzere alt mahkemeler, yönetimin planının uygulanmasını durdurmuştu.
Trump yönetimi ise federal hükümetin Posta Servisi üzerindeki denetiminin, posta oylarının işlenmesine ilişkin kuralları belirleme yetkisi verdiğini ve eyaletlerin yeni şartlara uyabileceğini savunarak Yüksek Mahkemeye başvurmuştu.
Federal hükümet, Yüksek Mahkemede daha önce usule ilişkin bir karar elde etmişti. Ancak yargıçlar, planın hukuka uygunluğu konusunda son karara kadar görüş bildirmemişti.