Oxford Economics'in kentleri ekonomi, yaşam kalitesi, nitelikli iş gücü, çevre ve yönetişim açısından değerlendirdiği endekste İstanbul 64'üncü sıraya çıktı. İlk 100 sıranın 78'ini Avrupa ve Kuzey Amerika kentleri aldı.
İstanbul, Oxford Economics'in 2026 Küresel Şehirler Endeksi'nde 75,5 puanla 64'üncü sıraya yerleşti. Geçen yıla göre 42 basamak yükselen kentin en güçlü olduğu alan beşeri sermaye oldu. İstanbul, bu kategoride 80,4 puanla dünya genelinde 11'inci sıraya çıktı ve en üst yüzde 5'lik dilimde yer aldı.
Kent, ekonomi kategorisinde 66 puanla 69'uncu, yaşam kalitesinde ise 74,6 puanla 180'inci oldu. Böylece İstanbul'un ekonomik performansı ve beşeri sermayesi, yaşam kalitesine kıyasla daha üst sıralarda yer aldı.
Çevre ve yönetişim ise İstanbul'un daha düşük sıralarda kaldığı alanlar oldu. Kent, çevre kategorisinde 65,5 puanla 480'inci sırada yer alırken, en düşük puanını yönetişimde aldı. Bu kategoride 50,4 puanla 596'ncı oldu.
İstanbul, Almanya'nın finans merkezi Frankfurt'un hemen arkasında yer aldı. Frankfurt 63'üncü olurken, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur 65'inci sıraya çıktı.
Endeks, dünyanın en büyük kentlerini ekonomik fırsatlar, yaşam kalitesi, nitelikli iş gücü, çevresel risklere karşı dayanıklılık ve yönetim istikrarı açısından değerlendiriyor.
Avrupa ve Kuzey Amerika kentleri, endekste ilk 100 sıranın 78'ini aldı. Avrupa'dan 44, ABD'den 30, Kanada'dan ise dört kent listeye girdi.
Londra dünya sıralamasında ikinci, Paris üçüncü, Dublin altıncı, Zürih ise onuncu oldu. ABD'den New York, Seattle, San Francisco, Boston ve San Jose de ilk 10'da yer aldı.
Avrupa'nın en üst sıralardaki kentleri arasında Oslo, Stockholm ve Kopenhag da bulunuyor.
Oxford Economics Kent Hizmetleri Direktörü Liam Sides, iki bölgenin farklı alanlarda öne çıktığını belirterek, "ABD kentlerini üst sıralara taşıyan, ekonomi ve beşeri sermaye kategorilerindeki güçlü puanları. Avrupa kentleri ise yaşam kalitesi, çevre ve yönetişim alanlarındaki üstün performanslarıyla öne çıkıyor," dedi.
Yaşam kalitesine, çevresel koşullara ve yönetim istikrarına öncelik verenler için Avrupa kentleri dikkat çekiyor. Paris yaşam kalitesinde, Dublin ise çevre ve yönetişim kategorilerinde güçlü bir performans sergiledi.
Yönetişim, Zürih ve Oslo'nun da en güçlü olduğu alan oldu. Oslo, bu kategoride Avrupa ve ABD'nin önde gelen kentleri arasında en yüksek puanı aldı.
Güçlü bir ekonomi ve nitelikli iş gücüne erişim arayan şirketler açısından ise ABD kentleri genel olarak avantajlı. New York, ekonomi kategorisinde endeksin en yüksek puanına ulaşırken Seattle, San Francisco ve San Jose de bu alanda üst sıralarda yer aldı. Los Angeles ise güçlü ekonomik performansını, yaşam kalitesindeki görece yüksek sıralamasıyla birleştirdi.
Londra, Avrupa'da bu tablonun belirgin istisnası oldu. Üniversiteleri, iş ortamı ve nitelikli çalışanları çekme kapasitesi sayesinde beşeri sermaye kategorisinde tüm endeksin en yüksek puanını aldı. Kentin en düşük puanı aldığı kategori ise 77 puanla yaşam kalitesi oldu.
Ortak sorun: Yüksek konut maliyetleri
Avrupa ve Kuzey Amerika'nın önde gelen kentleri, konuta ekonomik erişim konusunda ortak bir sorun yaşıyor.
Raporda, Londra, Dublin ve New York'un yüksek konut giderleriyle mücadele etmeyi sürdürdüğü belirtildi. Bu maliyetler, yüksek gelirlere rağmen kentlerin yaşam kalitesi puanlarını aşağı çekiyor.
Gelirlerin arttığı, konut giderlerinin ise daha düşük kaldığı kentler rekabet avantajı kazanabilir. Fransa'nın Toulouse kenti, kısmen daha uygun maliyetleri sayesinde Paris'teki çalışanları kendine çekiyor.
Avrupa'daki en büyük yükseliş Varşova'da
Avrupa'da en büyük sıçramayı Polonya'nın başkenti Varşova yaptı. Kent, 109 basamak yükselerek 61'inci sıraya çıktı.
Dublin ise geçen yıla göre yedi basamak yükselerek altıncı oldu. Kentin ekonomi, yaşam kalitesi ve çevre kategorilerindeki performansı iyileşti. Ancak Dublin, Avrupa'nın en pahalı konut piyasalarından biri olmayı sürdürüyor. Konuta ekonomik erişilebilirlik açısından da dünya genelinde en alt yüzde 25'lik dilimde bulunuyor.
Madrid ve Budapeşte 14'er basamak yükselerek sırasıyla 30'uncu ve 111'inci sıralara yerleşti. Helsinki 12 basamak yükselerek 26'ncı, Brüksel ise dokuz basamak yükselerek 25'inci oldu.
Berlin ve Lyon yedişer; Zürih, Oslo ve Amsterdam ise altışar basamak ilerledi.
Frankfurt bir basamak gerilerken, Roma sekiz basamak düşerek 119'uncu sıraya indi. Bu kentler arasında en sert düşüşü Lizbon yaşadı. Portekiz'in başkenti 44 basamak gerileyerek 148'inci oldu.
Avrupa'da izlenmesi gereken beş kent
Oxford Economics, Avrupa'da yükseliş potansiyeliyle izlenmesi gereken beş kent olarak Varşova, Tallinn, Eindhoven, Manchester ve Toulouse'u seçti.
Varşova, Orta ve Doğu Avrupa'nın en büyük finans, teknoloji ve iş hizmetleri merkezi haline geldi. Kent ekonomisinin gelecek beş yılda yılda yaklaşık yüzde 3 büyümesi bekleniyor. Bu oran, Avrupa kentlerinin ortalamasının neredeyse iki katı.
Polonya'nın başkenti, satın alma gücüne göre hesaplanan kişi başına ortalama gelirde de bu yıl Paris'i geride bırakıyor. Litvanya'nın başkenti Vilnius'un da on yılın sonuna kadar Paris'i geçmesi bekleniyor.
Oxford Economics, Estonya'nın başkenti Tallinn'in gelecek on yılda büyük AB kentleri arasında en yüksek gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesini kaydetmesini bekliyor.
Teknoloji ve profesyonel hizmetler, Tallinn ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. Estonya'da yapay zeka kullanımı da Orta ve Doğu Avrupa'daki benzer ülkelere kıyasla görece yüksek.
Hollanda'nın Eindhoven kenti ise Avrupa'nın önde gelen araştırma ve ileri imalat merkezlerinden biri. Kentteki Brainport teknoloji bölgesi, yarı iletkenler, yapay zeka ve yeşil teknoloji alanlarında çalışan 5 binden fazla yüksek teknoloji ve bilgi odaklı şirkete ev sahipliği yapıyor.
Oxford Economics, Eindhoven'ın sanayi üretiminin 2030'a kadar Avrupa'daki en güçlü büyüme oranlarından birine ulaşmasını bekliyor. Ancak 2040'a kadar nüfusa eklenmesi öngörülen 28 bin kişinin konut ihtiyacını karşılamakta zorluk yaşanabilir.
Manchester, 2010'dan bu yana GSYH ve verimlilik artışında Birleşik Krallık'ın diğer tüm kentlerini geride bıraktı. Oxford Economics, gelecek 25 yılda Avrupa'da en fazla yeni istihdam yaratacak beşinci kentin Manchester olacağını öngörüyor.
Bu büyümenin önemli bölümünü finans ve iş hizmetlerinin sağlaması bekleniyor. Manchester'ın bu sektörlerde Paris veya Berlin'den daha fazla yeni istihdam yaratacağı tahmin ediliyor.
Raporda Toulouse da Batı Avrupa'nın en hızlı büyüyen kentlerinden biri olarak gösterildi. Kentin havacılık ve uzay sektöründe Airbus, Thales ve Liebherr gibi şirketler bulunuyor. Artan savunma harcamaları da büyümeyi destekleyebilir.
Daha düşük yaşam maliyetleri, daha sıcak iklimi ve yüksek yaşam kalitesi, Paris'ten Toulouse'a göçü teşvik ediyor. Bu da kent nüfusunun hızla artacağı beklentisini güçlendiriyor.
Yapay zeka kent ekonomilerini dönüştürüyor
Yapay zeka alanındaki gelişmeler de kentlerin ekonomik görünümünü etkiliyor.
Sides, "Küresel yapay zeka atılımı, bu alandaki gelişmelere öncülük eden kentlerde kayda değer ekonomik büyüme sağlıyor," dedi.
ABD belirgin bir avantaja sahip olsa da bazı Avrupa kentleri de bu gelişmelerden yararlanabilecek güçlü bir konumda. Londra, endeksin en yüksek beşeri sermaye puanına, önde gelen üniversitelere ve büyük bir dijital ekonomiye sahip.
Eindhoven güçlü bir yapay zeka ve ileri imalat merkezi olarak öne çıkarken Tallinn de gelişen bir teknoloji üssü konumunda.
Dünya genelinde ise yapay zeka donanımlarına artan talep, Taipei'nin 12 basamak yükselerek 48'inci sıraya çıkmasına katkıda bulundu. Tayvan'ın başkenti, yarı iletken sektörünün merkezinde yer alıyor ve TSMC'nin büyük üretim tesislerine ev sahipliği yapıyor.
Kuala Lumpur'un 14 basamaklık yükselişinde de teknoloji sektörü, nitelikli iş gücü ve büyüyen veri merkezi sektörü etkili oldu.
Çin'in teknoloji merkezlerinden Shenzhen ise 93'üncü sıradan ilk 100'e girdi. Kent; Huawei, Tencent ve elektrikli araç üreticisi BYD'nin yanı sıra robotik ve yapay zeka alanlarında çalışan şirketlere de ev sahipliği yapıyor.
Oxford Economics, Shenzhen ve Bengaluru gibi bu teknolojilere öncülük eden kentlerin, söz konusu imkânları etkili biçimde kullanmaları halinde hızlı büyüme sağlayabileceğini belirtti.
Büyümenin ağırlığı Asya'ya kayıyor
Avrupa ve Kuzey Amerika sıralamadaki ağırlığını korusa da Asya, kent ekonomilerindeki büyümenin başlıca itici gücü haline geliyor.
Asya kentleri, büyük nüfuslarını verimlilik ve gelirdeki hızlı artışlarla birleştirirken teknoloji, ileri imalat ve finansal hizmetlerde de gelişiyor.
Çin ve Hindistan kentlerinin, dünya kentlerinin toplam GSYH'sinden aldığı payın 2050'ye kadar Avrupa'nın payını aşması bekleniyor.
Şanghay ekonomisinin tek başına gelecek yıl San Francisco'yu geride bırakacağı öngörülüyor. Oysa yüzyılın başında Şanghay'ın ekonomisi, San Francisco'nun yalnızca dörtte biri büyüklüğündeydi.
Vietnam'ın Ho Chi Minh kentinin ekonomisinin ise 2050'ye kadar neredeyse Berlin'in büyüklüğüne ulaşması bekleniyor. Bugün kent ekonomisi, Berlin'in yarısından daha küçük.