Eurostat’ın ekonominin evrelerini izleyen İş Döngüsü Saati, Euro Bölgesi’nde belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor. Tahvil piyasalarında Fransa’nın mali sorunları, yüksek seyreden enflasyon ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz artırımları öne çıkıyor.
Avrupa tahvil piyasalarında yılın büyük bölümünde gündem enflasyon oldu. Fiyatlar yükselmeye devam ederken Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz artırımlarını sürdürdü, yatırımcılar ise hükümetlere borç vermek için daha yüksek getiri talep etti. Ancak bu sonbaharda tartışmalara yeni bir kavram girmiş olabilir: resesyon.
Ekonominin farklı evrelerini gerçek zamanlı olarak izleyen Eurostat’ın İş Döngüsü Saati (Business Cycle Clock), üçüncü çeyreğin sonunda Avro Bölgesi’nde belirgin bir yavaşlamaya işaret etti.
İtalya gibi bazı ülkelerin resesyona girmiş olabileceği değerlendirilirken Almanya ve Fransa da ekonomik daralma riskiyle karşı karşıya.
Peki, tahvil piyasası ekonomik daralmanın başlangıcını fiyatlamaya başladı mı?
Tahviller resesyon sinyalini nasıl verir?
Yatırımcılar ekonomik koşulların kötüleşmesini beklediklerinde genellikle iki adım atar.
İlk olarak, paralarını Avrupa’da Almanya gibi en güvenli borçlanıcılara yönlendirirler.
İkinci olarak, ekonomiyi desteklemek amacıyla merkez bankasının yakında faiz indirimine gideceğini öngörürler.
Her iki eğilim de Almanya’nın borçlanma maliyetlerini aşağı çeker. Gerçekten bir resesyon yaklaşsaydı Alman tahvil getirilerinin düşmesi beklenirdi.
Almanya'nın 10 yıllık tahvil getirisi perşembe öğleden sonra yüzde 3,49 seviyesindeydi; yıl başında yaklaşık yüzde 2,85'ti. 28 Eylül'de yüzde 3,65'e ulaşarak yaklaşık 17 yılın zirvesine çıktı.
İki yıllık getiri, yatırımcıların Avrupa Merkez Bankası'ndan ne beklediğini yakından yansıtır ve şu anda yüzde 3,07 seviyesinde.
Bu oran, ECB'nin yüzde 2,50'lik mevduat faizinin hayli üzerinde. Basitçe söylemek gerekirse, yatırımcılar hâlâ faizlerin düşmesini değil, yükselmesini bekliyor.
Kredi derecelendirme kuruluşu KBRA'nın Avrupa kamu borcu birimi başkanı Ken Egan, Euronews Business'a, “Piyasalar gerildiğinde yatırımcıların doğal referansı hâlâ Bund'lar, dolayısıyla Almanya'ya göre spreadlerin açılması tam da beklenebilecek bir şey,” diye konuştu.
“Ama tam bir güvenli limana kaçış görüntüsü yok; çünkü Bund getirileri kayda değer biçimde gerilemiş değil,” dedi.
Nedeni enerji.
Orta Doğu'daki savaş petrol ve gaz fiyatlarını yukarı itti. Eurostat'a göre Euro Bölgesi'nde enflasyon, ağustosta yüzde 3,2 iken eylülde yüzde 3,8'e sıçradı; sadece enerji fiyatları, bir önceki yıla kıyasla neredeyse yüzde 19 arttı.
ECB bu yıl haziran ve eylül aylarında iki kez faiz yükseltti. Para piyasaları, aralıka kadar kabaca bir artış daha fiyatlıyor.
Asıl stres Fransa'da, ancak yayılıyor
Tahvil piyasası resesyonu fiyatlamıyorsa baskı nerede?
En net yanıt: Fransa.
Fransa'nın 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 4,88; bu da Almanya'nın ödediğinden yaklaşık 1,39 puan daha yüksek. Eylül başında fark yaklaşık 0,87 puandı.
Bu farka spread deniyor. Yatırımcıların Almanya yerine başka bir ülkeye borç vermek için talep ettiği ek getiri anlamına geliyor ve tahvil piyasasının güveni ölçme biçimi olarak görülebilir.
Fransa artık 10 yıllık borçlanmada yüzde 4,60 getiriyle İtalya'dan bile daha fazla ödüyor. Paris ayrıca Atina'dan da yaklaşık yarım puan daha yüksek faiz veriyor.
Euro tarihinin büyük kısmında bu tablo akla dahi gelmezdi.
Fransa'nın bütçe açığının bu yıl ülkenin ekonomik çıktısının yüzde 5,4'üne ulaşması bekleniyor. Son altı yıldır AB'nin yüzde 3'lük eşiğinin üzerinde seyrediyor.
Hükümet 1 Ekim'de 43 milyar euroluk yeni tasarruf paketi açıkladı, ancak bunu parlamentoda kabul ettirmekte zorlanıyor.
The Economist'in hesabına göre, Fransız borcunu mevcut faiz seviyelerinde istikrara kavuşturmak için GSYH'nin yüzde 4'ünden fazla sıkılaşmaya ihtiyaç var. Bu da milletvekillerinin şu an görüştüğü tasarrufların yaklaşık on katına denk geliyor.
Stresin odağında Fransa var, ama baskı yayılarak artıyor.
Eylül başından bu yana İtalya'nın Almanya'ya göre spreadi yaklaşık 0,84 puandan 1,12 puana genişledi.
Perşembe günü İtalya'nın 10 yıllık tahvil getirisi, bir ara yüzde 4,75'e dokunarak son bir yılın en yüksek seviyesini gördü.
İspanya'nın Bund'lara karşı spreadi de genişleyerek yaklaşık 61 baz puana çıktı; ülke 29 Kasım'da yapılacak erken genel seçime gidiyor.
Egan'a göre bu hareket “karma” görünüyor ve ne kadarının Fransa'ya özgü olduğunu tam olarak ayırmak zor.
“Getirilerdeki daha geniş çaplı yükselişin önemli kısmı enerji şokunu ve daha sıkı AMB politikası beklentilerini yansıtıyor, ama Fransa'nın bunun üzerinde açıkça ek bir mali ve siyasi primi var,” dedi.
Bu stagflasyon mu?
Gerçek bir resesyon riskinin belirgin izleri olurdu: Almanya'nın kısa vadeli Schatz tahvilinin iki yıllık getirisi ECB'nin yüzde 2,50'lik mevduat faizinin altına iner, Bund getirileri düşerken Fransa, İtalya ve İspanya spreadleri birlikte açılır ve para piyasaları 2027 için beklenen faiz artırımlarını faiz indirimleriyle değiştirirdi.
Bunların hiçbiri şu ana kadar gerçekleşmedi.
“Geleneksel uyarı işareti, ters getiri eğrisidir,” diyen Egan, şöyle devam etti:
“Ancak resesyon fiyatlanmaya başladıktan sonra, piyasalar faiz indirimlerini öne çektikçe eğri genelde 'bull steepener' şeklinde dikleşmeye başlar.”
Başka bir deyişle, yatırımcılar faiz indirimlerine oynarken kısa vadeli getiriler uzun vadeli olanlardan daha hızlı düşer.
Egan, bu süreçte Bund getirilerinin de gerilemesi, çevre ülke tahvilleri ve kredi piyasasında spreadlerin daha geniş çapta açılması, satın alma yöneticileri anketlerinin ise “net biçimde daralma bölgesine” geçmesi gerektiğini söyledi.
“Şu anda bu koşulların tamamı gerçekten mevcut değil,” dedi ve Bloomberg'in bir yıllık euro bölgesi resesyon olasılığını yüzde 20 olarak gösteren göstergesinin “keskin değil, yükselmiş bir risk düzeyine işaret ettiğini” belirtti.
Piyasaların şu anda fiyatladığı tablo, bunun yerine stagflasyona, yani ekonominin ivme kaybettiği ama enflasyonun tırmanmaya devam ettiği bir senaryoya daha yakın görünüyor.
Böyle bir senaryo, AMB'yi iyi bir seçenek bırakmadan köşeye sıkıştırır.
Faizleri daha da artırmak, hem borçlu hükümetleri hem de zayıflayan ekonomiyi sıkıştırır. Çok erken durmak ise enflasyonun kalıcı hâle gelmesi riskini doğurur.
Kış, işler düzelmeden önce tabloyu daha da kötüleştirebilir.
Gas Infrastructure Europe verilerine göre Avrupa'da gaz depoları, ekim ayı başında yüzde 72 dolulukla 2011'den beri tutulan istatistikler içinde yılın bu dönemi için en düşük seviyedeydi ve beş yıllık ortalamanın yaklaşık 15 puan altındaydı. Sert bir kış, hâlihazırda gergin olan enerji piyasasını daha da sıkıştırabilir.
“AMB açısından zorluk şu: enflasyon, ekonomi gözle görülür biçimde aşırı ısınmadan yeniden hedefin üzerine çıktı,” diyen Egan, şöyle devam etti:
“Enerji maliyetlerindeki artış etkisini göstermeye devam ederken piyasa getirileri ve finansman maliyetleri zaten kısıtlayıcı seviyelerde kalırsa, kurban giderek zayıf talep ve büyüme olabilir.”
Şimdiye kadar yatırımcılar, enflasyon korkusuyla Avrupa çevre ülkelerinin tahvillerini satıyordu.
Eğer bir yandan resesyon endişesiyle Bund alımına yönelip diğer yandan Fransız tahvillerinden çıkmaya devam ederlerse, ECB kendisinin on yıldır kaçınmaya çalıştığı ikileyle yüz yüze kalacak.