Bize Ulaşın
Reklam

Sinemada süre enflasyonu: Filmler neden giderek uzuyor?

"Odysseus"
"Odysseus" -  ©  AP
© AP
By Buse Keskin & AP
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Sinemada filmler giderek uzuyor: Geniş dağıtımlı yapımların ortalama süresi 1980’den bu yana 106 dakikadan 114 dakikaya çıktı. 'The Odyssey' gibi uzun filmler gişede başarı yakalarken, bazı yönetmenler hikâyelerin daha kısa ve öz anlatılması gerektiğini savunuyor.

Christopher Nolan’ın “The Odyssey” filminden yeni ödül sezonunun iddialı yapımlarına kadar sinemada uzun filmler giderek yaygınlaşıyor. Araştırmalar, geniş dağıtımlı filmlerin ortalama süresinin son 45 yılda sekiz dakika arttığını gösterirken, yönetmenler uzun anlatıların sinema deneyimini güçlendirdiğini savunuyor. Ancak bazı sinemacılar, hikâyelerin daha kısa ve öz anlatılmasından yana.

REKLAM
REKLAM

Sinemaseverlerin film öncesinde artık yalnızca oyuncu kadrosunu ve eleştirileri değil, filmin kaç dakika sürdüğünü de merak etmesi boşuna değil. Veriler, sinema filmlerinin gerçekten uzadığını ortaya koyuyor.

Araştırmacı Stephen Follows’un 1980-2025 yılları arasında sinemalarda gösterime giren 36 bin 431 filmi inceleyerek yaptığı araştırmaya göre, geniş dağıtımlı filmlerin ortalama süresi 106 dakikadan 114 dakikaya yükseldi.

Bu eğilim, özellikle büyük bütçeli yapımlarda ve ödül sezonunun iddialı filmlerinde dikkat çekiyor. Christopher Nolan’ın “The Odyssey” filmi 173 dakika sürerken, ödül yarışında öne çıkan “La Bola Negra” 159, “You Can See Everything” ise 174 dakikalık süreleriyle iki buçuk saati aşıyor.

Yakında gösterime girecek “The Hunger Games: Sunrise on the Reaping” de 158 dakikalık süresiyle serinin en uzun filmi olmaya hazırlanıyor.

Uzun süreler izleyicileri sinemadan uzaklaştırmış görünmüyor. “The Odyssey”, 1,8 milyar dolarlık gişe geliriyle yılın en çok hasılat elde eden ikinci filmi olurken, Oscar yarışının da öne çıkan yapımları arasında gösteriliyor.

Yayın platformları sinemayı daha büyük bir deneyime dönüştürüyor

Filmlerin uzamasının arkasındaki nedenlerden biri, dijital yayın platformlarının sinema sektörü üzerindeki etkisi. Evde büyük ekranlar ve dijital içeriklere erişim kolaylaştıkça, sinemalar izleyiciyi koltuğundan kaldıracak daha kapsamlı deneyimler sunmaya yöneliyor.

“Avengers” filmlerinin yönetmenleri Joe ve Anthony Russo da bu dönüşümün farkında. Serinin yeni filmi “Avengers: Doomsday”in yönetmenlerinden Joe Russo, sinema deneyiminin değiştiğini ve izleyicileri evlerinden çıkarmak için filmlerin birer etkinliğe dönüşmesinin önem kazandığını söylüyor.

Russo, uzunluğun da bu deneyime katkıda bulunabileceğini belirterek izleyicilerin sinemaya verdikleri paranın karşılığını aldıklarını hissetmelerinin önemine dikkat çekiyor.

Henüz resmî süresi açıklanmayan “Avengers: Doomsday”in yaklaşık iki buçuk saat olması bekleniyor. Bu süre, üç saatlik “Avengers: Endgame”den daha kısa olsa da Marvel Sinematik Evreni’nin geniş hikâyesini bir araya getirecek.

Ancak Russo’ya göre daha uzun bir film, otomatik olarak daha iyi bir film anlamına gelmiyor.

“Daha kısa bir sürede de güçlü bir etki yaratabilirsiniz. Önemli olan hikâyenin neye ihtiyaç duyduğu” diyen Russo, senaryonun üç buçuk saat sürmesinin de iki buçuk saat sürmesinin de mümkün olduğunu belirtiyor.

Bazı yönetmenler için yavaş anlatı bir tercih

Uzun filmler yalnızca süper kahraman yapımlarına özgü değil. Japon yönetmen Ryusuke Hamaguchi de insan ilişkilerine ve gündelik yaşama odaklanan filmlerinde uzun anlatım sürelerini tercih ediyor.

Hamaguchi’nin 2021 yapımı “Drive My Car” filmi yaklaşık üç saat sürmüş ve En İyi Film dalında Oscar’a aday gösterilen ilk Japon filmi olmuştu.

Yönetmenin son filmi “All of a Sudden” ise 197 dakikalık süresiyle bu eğilimi sürdürüyor. 25 Kasım’da ABD’de gösterime girmesi planlanan filmde Virginie Efira, Paris’teki bir bakım evinin yöneticisini canlandırıyor. Karakterin daha insancıl ancak daha fazla zaman gerektiren bir bakım yöntemi uygulamaya çalışması, çalışanlar arasında tartışmalara yol açıyor.

Hamaguchi, film anlatısında olayları sürekli ileri taşımak amacıyla bazı gelişmeleri zorlamanın kendisini rahatsız ettiğini söylüyor. Yönetmene göre sinemada olduğu kadar bakım hizmetlerinde de zamana ve insan ilişkilerine alan açmak önemli.

Hamaguchi, bakım hizmetlerinde kullanılan “Humanitude” yaklaşımını araştırırken sinema sektörüyle ortak sorunlar bulunduğunu fark ettiğini belirtiyor. Yönetmenin yaklaşımında, daha yavaş ilerleyen anlatı yalnızca bir biçim tercihi değil, filmin ele aldığı insani meselelerle de bağlantılı.

90 dakikalık filmler tarihe mi karışıyor?

Bütün yönetmenler daha uzun filmlerin daha güçlü bir deneyim sunduğu görüşünü paylaşmıyor. Polonyalı yönetmen Paweł Pawlikowski, son üç filmini de 90 dakikanın altında tuttu.

Pawlikowski, David Lean’in 1962 yapımı ve 327 dakika süren “Lawrence of Arabia” filmini örnek göstererek uzun bir anlatının, hikâyenin ölçeğiyle uyumlu olduğunda etkileyici olabileceğini söylüyor. Ancak bazı filmlerde gereğinden fazla final bulunduğunu ve uzunluğun yönetmenlerin kendilerini gösterme çabasına dönüşebildiğini savunuyor.

Yönetmenin son filmi “Fatherland” yalnızca 82 dakika sürüyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da yolculuğa çıkan Nobel ödüllü yazar Thomas Mann ile kızı Erika’yı konu alan filmde Hanns Zischler ve Sandra Hüller rol alıyor.

Pawlikowski, kısa ve öz anlatımın günümüzde alışılmışın dışında kaldığının farkında. Yönetmene göre bir hikâyeyi en etkili unsurlarına indirgemek, sinemada da sanatın diğer alanlarında olduğu gibi güçlü bir sonuç verebilir.

Filmlerin giderek uzaması, sinemanın geleceğine ilişkin farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor. Bazı yönetmenler izleyicilere daha kapsamlı ve sürükleyici deneyimler sunmayı hedeflerken, bazıları bir hikâyenin etkisini artırmak için daha fazla zamana değil, daha fazla sadeliğe ihtiyaç duyduğunu savunuyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Tom Cruise, Amerikan Film Enstitüsü’nün yaşam boyu başarı ödülünü alacak

DC’nin karanlık yüzü 'Clayface' beklentileri karşılıyor mu?

2027 bütçesi: Fransız sineması için felaket senaryosu korkusu