İngiltere'deki verimsiz firmalar, hayat pahalılığı krizinden etkilenerek iflas ediyor. Üretken işletmeler onların yerini almayı başarırsa, büyümeye çok ihtiyaç duyulan bir destek sağlayabilirler.
İngiltere'de 2024’ten bu yana iktidarda olan mevcut hükümet, siyasi misyonunu tek bir ana hedef etrafında "büyüme" olarak şekillendirdi.
Düşük verimlilik ve yüksek borçla sınırlanmış bir ekonomi devralan siyasetçiler, ülkenin küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için hayati önemde olan ulusal üretimi artırma mücadelesini sürdürüyor.
Resolution Foundation tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, önümüzdeki yıl artan ekonomik risklerin yönetilmesi gereken bir değişim dönemi olacak.
Düşünce kuruluşunun yazarları, İngiltere'nin “yavaş ama sonuçları itibarıyla önemli bir geçiş sürecinde” olduğunu belirtti.
Raporda, “Çalışma çağındaki nüfus azalıyor; siyaset daha kırılgan; vergiler daha yüksek; ve ekonomi, eski sektörlerin yerini alacak yeni firmalara ve yeni işlere acilen ihtiyaç duyuyor,” denildi.
İngiltere, 2008 küresel finans krizinden bu yana kaynaklarını etkin biçimde kullanmakta zorlanıyor ve bu durum ülkenin verimlilik açısından rakiplerinin gerisinde kalmasına yol açıyor.
PwC’nin analizine göre, krizi izleyen on yılda verimlilik artışı yalnızca yüzde 7’de kaldı. Oysa krizden önceki on yıllık dönemde bu oran yüzde 21 seviyesindeydi.
Resolution Foundation, verimlilikteki bu zayıflığın nedenlerinden birinin “zombi şirketler” olarak adlandırılan firmalar olduğunu belirtti.
Araştırmacılar, 21. yüzyılın büyük bölümünde yeni kurulan işletmelerin, düşük performans gösteren şirketlerin yerini giderek daha yavaş bir hızda aldığını ve bunun nedenlerinin tam olarak açıklanamadığını kaydetti.
İflaslar ilk bakışta olumsuz gibi görünse de, daha verimli şirketlerin ortaya çıkması halinde “yaratıcı yıkım” süreci ekonomiye katkı sağlayabiliyor.
Resolution Foundation’a göre geçen yıl bir toparlanma işaretleri görüldü. “Zombi şirketlerin” kapanması, daha fazla çalışanın işsiz kalmasına neden oldu.
Bu sürecin; yüksek enerji fiyatları ve faiz oranlarının yanı sıra asgari ücretteki artışla tetiklendiği, söz konusu faktörlerin birçok şirketi faaliyetlerini sonlandırmaya zorladığı belirtildi.
Araştırmacılar, “Özellikle kapanan firmalar nedeniyle ortadan kalkan işlerin payı 2011’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı; iflas eden şirket sayısı da arttı. Sektörler arasında el değiştiren istihdam oranı da yükselmeye başladı” ifadelerini kullandı.
Bu tür başarısızlıkların kalıcı biçimde daha verimli işletmelere alan açması halinde, İngiltere'de istihdamın uzun süredir ihtiyaç duyulan bir ivme kazanabileceği değerlendiriliyor.
Ulusal İstatistik Ofisi verilerine göre ülkede işsizlik oranı, Ekim 2025’e kadar olan üç aylık dönemde yüzde 5,1’e yükselerek son dört yılın en yüksek seviyesine çıktı. Aynı dönemde ücret artışlarının da yavaşladığı görüldü.
Raporda ayrıca, pandemi döneminde kamu bütçesinde yaşanan büyük artışın ardından 2026’da kamu harcamalarının gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payının azalacağı vurgulandı.
Bu düşüşün kısmen enflasyon ve faiz oranlarındaki gerilemeden, kısmen de bakanlık harcamalarındaki kesintilerden kaynaklandığı ifade edildi.
Araştırmacılara göre artan vergiler ve zayıf seyreden reel ücret artışı, önümüzdeki yıl ortalama hanehalkı harcanabilir gelirindeki büyümeyi de sınırlayacak. Buna ek olarak, yaşlanan nüfus yapısı politika yapıcılar için giderek daha acil bir sorun haline geliyor.
Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:
“2026’nın hikâyesi bir kriz değil, uzun süredir devam eden durgunluğun nihayet değişime bırakmasıdır. Bu değişimin yönetilip yönetilemeyeceği ya da sadece katlanılan bir sürece mi dönüşeceği, önümüzdeki yılları belirleyecek temel soru olacak.”