Avrupa’nın çoğu ülkesinde daha fazla kazananlar genellikle daha yüksek vergi ödüyor. Ancak en üst gelir dilimlerine uygulanan en yüksek kişisel gelir vergisi oranları büyük farklılıklar gösteriyor ve Kuzeybatı ile Doğu Avrupa arasında belirgin bir ayrım ortaya koyuyor.
Vergi adaleti, insanların gelir ve servetlerine orantılı vergi ödeyip ödemediğini yansıttığı için her toplum açısından önem arz ediyor. Avrupa ülkelerinin çoğunda, daha fazla kazananın daha yüksek vergi yükü taşıdığı bir sistem bulunuyor.
Tax Foundation (Vergi Vakfı) verilerine göre 2026 itibarıyla en yüksek kişisel gelir vergisi oranı Bulgaristan ve Romanya’da yüzde 10’dan Danimarka’da yüzde 60,5’e kadar değişiyor.
Danimarka’nın yanı sıra Fransa, Avusturya, İspanya, Belçika, Portekiz ve İsveç’te de en yüksek gelir vergisi oranları yüzde 50’nin üzerinde.
Slovenya ve Hollanda’da da en yüksek gelir grubuna uygulanan oranlar bu seviyeye oldukça yakın.
Avrupa ortalaması
35 Avrupa ülkesinde ortalama en yüksek kişisel gelir vergisi oranı yüzde 38,5. Avrupa’daki OECD üyeleri arasında bu oran yüzde 43,4’e yükseliyor. 18 ülkede oran yüzde 40’ın üzerinde.
Dokuz ülkede en yüksek oran yüzde 40 ile yüzde 48 arasında değişiyor: İrlanda, Almanya, İtalya, İzlanda, Lüksemburg, Finlandiya, İngiltere, Yunanistan ve Türkiye.
Avrupa’nın en büyük beş ekonomisi arasında en yüksek oran İngiltere'de yüzde 45’ten Fransa’da yüzde 55,4’e kadar çıkıyor. Aradaki fark yaklaşık 10 puan ile oldukça geniş.
Buna karşılık, Bulgaristan ve Romanya’nın yanı sıra Moldova, Macaristan, Ukrayna, Gürcistan, Çekya ve Estonya’da en yüksek kişisel gelir vergisi oranı yüzde 25’in altında.
Belirgin bölgesel ayrım: Kuzeybatı ve Doğu Avrupa
En yüksek kişisel gelir vergisi oranları belirgin bölgesel kalıplar gösteriyor.
Genel olarak İskandinav ve Batı Avrupa ülkelerinde en yüksek marjinal oranlar bulunuyor ve genellikle yüzde 45 ile yüzde 60 arasında değişiyor. Oranı yüzde 40’ın hemen altında kalan Norveç gibi istisnalar da var.
AB üyesi olmayan Doğu Avrupa ekonomilerinin çoğu daha düşük en yüksek oranlar uyguluyor.
Ancak yaklaşık yüzde 41 ile Türkiye öne çıkıyor ve orta seviyedeki AB vergi rejimlerine daha yakın bir konumda yer alıyor.
Balkanlar dahil Orta ve Doğu Avrupa’da da oranlar genellikle daha düşük. Bazı ülkelerde düz vergi sistemi en yüksek oranların görece düşük kalmasına yardımcı oluyor.
Politika değiştikçe vergi oranları da değişiyor
Bu vergi oranları sabit değil; hükümetler politika değişikliklerine paralel olarak düzenleme yapıyor. Tax Foundation’a göre son bir yılda birçok ülke en yüksek kişisel gelir vergisi oranlarını güncelledi.
Tax Foundation küresel politika analisti Alex Mengden makalesinde, "Hükümetler genellikle gelir dağılımının alt kesimlerine uygulanan marjinal vergi oranlarını kullanarak, en üst oranları artırmaya kıyasla daha verimli gelir elde edebilir," dedi.
Mengden, "Çünkü bir vergi dilimine daha yüksek oran uygulamak yalnızca o dilimdeki bireylerin daha fazla ya da daha az gelir elde etme teşvikini olumsuz etkilerken, aynı zamanda daha üst dilimlerdeki tüm mükelleflerden gelir de sağlar," diye ekledi.
Danimarka, 2,8 milyon Danimarka kronu (19,4 milyon TL) üzerindeki kazançlar için yeni bir vergi dilimi getirerek en yüksek oranı yüzde 55,6’dan yüzde 60,5’e yükseltti.
Estonya düz gelir vergisi oranını yüzde 22’den yüzde 24’e çıkarırken Slovakya iki yeni vergi dilimi ekleyerek en yüksek oranı yüzde 25’ten yüzde 35’e yükseltti.
Buna karşılık Finlandiya en yüksek kişisel gelir vergisi oranını yüzde 51,5’ten yüzde 45’e düşürdü.
Eurobarometer araştırmasına göre 2025’te AB’de her beş kişiden yalnızca biri vergilerin gelir ve servetle “büyük ölçüde” orantılı ödendiğine inanıyordu. Yaklaşık yarısı ise (yüzde 51) bunun “kısmen” doğru olduğunu düşündü.