Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Lagarde'ın ayrılığına yönelik siyasi müdahaleler Avrupa Merkez Bankası'nı nasıl etkiler?

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, 15 Şubat 2026 Pazar günü Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı sırasında konuşuyor.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, 15 Şubat 2026 Pazar günü Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı sırasında konuşuyor. ©  (AP Photo/Michael Probst)
© (AP Photo/Michael Probst)
By Sophia Khatsenkova & Maïa de la Baume
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Analistler, Fransa’da aşırı sağın seçim zaferi kazanması halinde “alışılmışın dışında” bir adayı dayatamayacağını ya da ekonomi politikasını yeniden yazamayacağını belirtiyor. Ancak siyasi manevraların, ECB’nin itibarını zedeleme riski taşıdığına dikkat çekiliyor.

Christine Lagarde’ın görev süresi dolmadan istifa edebileceğine yönelik yeni spekülasyonlar, Paris ve Brüksel’de siyasi açıdan hassas bir soruyu yeniden gündeme taşıdı: Fransa’nın aşırı sağı 2027'de iktidara gelmesi halinde Avrupa’nın merkez bankası üzerinde etkisini artırabilir mi?

REKLAM
REKLAM

Euronews’e konuşan ekonomistler, bu sorunun yanıtının büyük ölçüde hayır olduğunu belirtiyor. Ancak daha büyük riskin itibar kaybı olabileceğine dikkat çekiyorlar.

Çarşamba günü çıkan haberlerde Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Lagarde’ın 2027’de sona erecek görev süresinden önce ayrılabileceği öne sürüldü. ECB sözcüsü ise Euronews’e yaptığı açıklamada herhangi bir karar alınmadığını ve başkanın “görevine odaklanmayı sürdürdüğünü” bildirdi.

Söz konusu iddia ilk olarak Financial Times tarafından, konuya yakın bir kaynağa dayandırılarak gündeme getirildi. Haberde, zamanlamanın Nisan 2027’de yapılacak Fransa cumhurbaşkanlığı seçimiyle bağlantılı olabileceği öne sürüldü.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un anayasa gereği üçüncü kez aday olamaması nedeniyle, ECB’de daha erken bir görev değişiminin, olası aşırı sağ ve Avrupa şüphecisi bir hükümete karşı pozisyonu güvence altına alma amacı taşıyabileceği değerlendiriliyor.

Siyasi müdahaleyle erkene çekilmiş bir ayrılık mı?

Capital Economics Avrupa Başekonomisti Andrew Kenningham, yaşananların siyasetçilerin merkez bankası başkanlığına tercih ettikleri ismi getirebilmek için “kuralları esnetmeye yönelebileceğini” gösterdiğini belirterek bunun “ECB’nin dünyanın en bağımsız merkez bankalarından biri olduğu yönündeki imajını zedelediği” uyarısında bulundu.

Kenningham, zamanlama değişse bile bunun para politikası üzerinde bir etkisi olmayacağını ifade etti ve siyasetçilerin erken bir ayrılığı “kurgulamaya çalışmasının iyi bir görüntü vermediğini” söyledi.

Paris’te ise aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin yükselişi kaygı yaratıyor. Marine Le Pen ve partinin öne çıkan isimlerinden Jordan Bardella’nın kamuoyu yoklamalarında güçlü görünmesi, ECB başkanlığı da dahil olmak üzere AB’nin kilit pozisyonlarına yapılacak atamalar konusunda bazı çevrelerde endişeye yol açtı.

Ancak Kenningham, bu kaygıların abartıldığını savundu. Siyasetin zamanlamayı etkiliyor olabileceğini kabul etmekle birlikte, bunun merkez bankası üzerinde siyasi kontrol anlamına gelmeyeceğini söyledi.

Kenningham, atama süreci nedeniyle “varsayımsal bir RN hükümetinin dahi sıra dışı bir adayı zorla atatamayacağını” belirterek, RN’nin etkisine dair endişelerin “abartılı — hatta biraz paranoyakça” göründüğünü ifade etti.

ECB’nin karar alma yapısı güvence olarak görülüyor

Uzmanlara göre, Euro Bölgesi'nin merkez bankası başkanı, daha geniş bir karar alma yapısının yalnızca bir parçası.

ECB Başkanı, 27 üye devletten oluşan AB Konseyi tarafından nitelikli çoğunlukla atanıyor.

Ekonomistler, RN’nin ECB’yi devralacağı yönündeki korkuların bu nedenle temelsiz olduğunu savunuyor. Sürecin siyasi atmosferini etkileyebileceğini ancak sonucu tek başına belirleyemeyeceğini belirtiyorlar.

Pictet Wealth Management Makroekonomik Araştırmalar Başkanı ve ECB uzmanı Frederik Ducrozet de Fransa’nın tek başına hareket etmesinin gerçekçi olmadığını söyledi.

Ducrozet, “Her zaman Almanya ve diğer ülkelerle bir uzlaşma olacaktır” diyerek, gelecekteki bir Fransız hükümetinin Lagarde’ın halefini tek başına belirleyebileceğini düşünmenin “Fransa’nın önemini abartmak” anlamına geldiğini ifade etti.

Aşırı görüşlere sahip bir ismin atanması ihtimaline ilişkin ise daha net konuşan Ducrozet, “Fransa’nın kararı dayatıp radikal, alışılmışın dışında bir merkez bankacısını aday gösterebileceğini düşünmüyorum. Böyle bir şeyin gerçekleşme olasılığı sıfır,” dedi.

Ducrozet ayrıca takvimin manipüle edilmesinin Avrupa genelinde artan popülist eğilimleri besleyebileceği uyarısında bulundu.

“Bir merkez bankasını savunmanın en iyi yolu demokrasinin kurallarını kabul etmektir. Eğer bu, 2027’de Jordan Bardella’nın tartışmaya dahil olması anlamına geliyorsa, bu demokrasidir” ifadelerini kullandı.

RN’den Macron’a “siyasi manevra” eleştirisi

RN cephesinde ise söylentiler, Cumhurbaşkanı Macron’a yönelik eleştiriler için kullanılıyor.

RN’li Avrupa Parlamentosu üyesi Julie Rechagneux, Euronews’e yaptığı açıklamada, halefiyet tartışmalarının “Emmanuel Macron’un Avrupa eylemine bakış açısını ortaya koyduğunu” savunarak, “Bu atamalar etrafında kişiselleştirme ya da siyasi manevra girişimleri Fransa’nın güvenilirliğini ve Ekonomik ve Parasal Birlik’in istikrarını zayıflatır” dedi.

Rechagneux, partisinin “takdir yetkisine dayalı atamaların hızlandırılmasını” kınadığını belirterek, “Kamu güveni, atamaların şeffaf, liyakate dayalı ve genel çıkarlara uygun olmasını gerektirir” ifadelerini kullandı.

Sürecin aceleye getirilmesinin “ileri doğru kontrolsüz bir kaçış izlenimi verdiğini” söyleyen Rechagneux, bunun “üst düzey kamu bürokrasisini uzun vadeli olarak güvence altına alma girişimi” olarak görüldüğünü kaydetti.

Tartışmalar, Fransa Merkez Bankası Başkanı François Villeroy de Galhau’nun geçen hafta erken istifa ettiğini açıklamasının ardından geldi.

Çarşamba günü Ulusal Meclis Finans Komitesi’nde soruları yanıtlayan Villeroy de Galhau, Lagarde’a ilişkin haberleri “söylenti” olarak nitelendirerek bunun “bilgi gibi görünmediğini” söyledi.

Aynı oturumda RN milletvekili Jean-Philippe Tanguy, “istifalar salgını” olarak nitelediği durumu alaya aldı ve bunu “oldukça sorunlu bir patojen” olarak tanımladığı Emmanuel Macron’a bağladı.

Euronews, Jean-Philippe Tanguy ve National Rally’den yorum talep etti ancak haberin yayımlandığı sırada yanıt alamadı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Fransa'da aşırı sağcı aktivistin ölümüyle bağlantılı gözaltı sayısı 11’e yükseldi

Komisyon Üyesi Suica'nın 'Barış Kurulu' gezisine AB'den tepkiler

'Avrupa’nın varoluş krizi': ECB Başkanı Lagarde’dan acil reform çağrısı