Resmi yaptırım kayıtları, şirket belgeleri ve tapu sicil dokümanları, İran'ın yeni dini liderine bağlı olabileceği düşünülen büyük bir mal varlığına işaret ediyor.
9 Mart’ta Mücteba Hamaney İran’ın üçüncü dini lideri ilan edildiğinde, yalnızca babasının ünvanını değil, Batı materyalizminin reddi üzerine kurulmuş bir teolojik sistemi de miras aldı.
İran İslam Cumhuriyeti’nin resmî inancına göre ülkenin liderleri sade yaşar, dine hizmet eder ve Batı’nın yozlaşmış lüksünden tiksinir. Ancak belgeler bambaşka bir tablo çiziyor.
İran’da dindar ve mütevazı bir profil çizmeye çalışsa da, Batılı medya kuruluşlarının araştırmalarına göre Mücteba Hamaney’in, Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan ve yüz milyonlarca dolar değerinde bir gayrimenkul imparatorluğunun fiili sahibi olduğu tahmin ediliyor.
Üstelik yeni dini liderin adı tapu kayıtlarında hiç geçmiyor.
Servetin arkasındaki isim
Bu mal varlığının kime ait olduğunu anlamak için, İran’ın finans ve güvenlik elitleriyle sıkı bağları olan zengin iş insanı Ali Akbar Ansari’yi tanımak gerekiyor.
Ansari, İngiltere ve ABD makamlarının İran’ın yönetici çevresine kaynak aktardığını belirlediği ağın merkezindeki isim olarak öne çıkıyor.
Onun Mücteba ile ilişkisi tesadüf değil; Ansari’nin babası, İran-Irak Savaşı’nın ardından kurulan yeniden inşa komitesine bizzat Ali Hamaney tarafından atanmıştı.
30 Ekim 2025’te İngiliz hükümeti, 2023 İran Yaptırımlar Yönetmeliği kapsamında Ansari’yi resmen yaptırım listesine aldı.
İngiltere Hazine Bakanlığı’na bağlı Mali Yaptırımlar Uygulama Ofisi’nin yayımladığı resmî bildiride, Ansari’nin “İran hükümetinin düşmanca faaliyetlerini kolaylaştırdığı ve desteklediği, özellikle de Devrim Muhafızları’na ekonomik kaynak sağladığı” ifade edildi.
Bu kamuya açık belge, yaptırım bildirimlerinde karşılaşılabilecek kadar açık ve net bir üslup taşıyor.
Ansari’nin İngiltere'deki izleri, kamuya açık kayıtlarda rahatlıkla görülebiliyor.
Şirket sicil kurumu Companies House’a sunulan belgeler, onu, Londra’nın en pahalı caddelerinden biri sayılan kuzey Londra’daki Bishops Avenue’de adresleri bulunan bir gayrimenkul ağının merkezindeki şirket olan Birch Ventures Limited ile ilişkilendiriyor. Şirketin bu caddede en az 11 malikâneyle bağlantısı bulunuyor.
Bu mülklerin HM Land Registry’deki tapu kayıtlarına, küçük bir ücret ödemeye razı olan herkes erişebiliyor.
Üstüne kurulan 'offshore' yapılar, vekil (nominee) düzenlemeleri ve farklı uyruklardan yöneticilerle karmaşıklaştırılmış şirketler, yaptırıma tabi kişilere ait servetin asıl sahibinden uzakta yönetilmesinde sıkça kullanılan yöntemler.
Dikkat çekici olan şu ki, Ansari’nin adı AB yaptırım listesinde yer almıyor.
Bu durum çarpıcı; çünkü Euro Bölgesi'ndeki varlıklarının hiçbirine hukuken kısıtlama getirilmediği anlamına geliyor. Financial Times’ın haberlerine göre oteller, tatil köyleri ve alışveriş merkezlerinden oluşan, yaklaşık 400 milyon euro değerindeki Avrupa portföyü, Washington ve Londra kendisine karşı harekete geçmişken bile Brüksel’in erişiminin dışında kaldı.
Bloomberg’in ayrı bir haberinde ise bu portföyün, değeri 138 milyon doları aşan lüks Londra mülklerini, Dubai’de bir villayı ve Frankfurt ile Mallorca’da üst segment otelleri içerdiği; finansmanının büyük ölçüde, paravan şirketler aracılığıyla İngiltere, İsviçre, Lihtenştayn ve BAE bankalarından geçirilen İran petrol satışlarından sağlandığı belirtildi.
Ansari ise avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamalarda, Mücteba Hamaney ile herhangi bir mali ya da kişisel ilişkisinin ve Devrim Muhafızları ile herhangi bir bağının bulunduğu iddialarını defalarca ve sert biçimde reddetti.
Mücteba Hamaney'e yönelik yaptırım kararı
Mücteba Hamaney'in kendisi de Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD Hazine Bakanlığı tarafından yaptırım listesine alındı.
4 Kasım 2019’da, İran’daki rehine krizinin 40. yıl dönümünde, ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), İran’ın dini lideri adına hareket ettiği, Devrim Muhafızları komutanları ve Besic paramiliter gücüyle doğrudan koordinasyon sağladığı gerekçesiyle onu yaptırım listesine ekledi.
Hazine’nin basın açıklamasında, babasının “bölgeyi istikrarsızlaştıran emellerini ve içeride baskıcı hedeflerini” ilerletmek için çalıştığı belirtiliyordu.
OFAC’ın, yarı kamusal devasa bir vakıf olan Bonyad Mostazafan’a karşı 2020’de aldığı ayrı bir yaptırım kararı, tabloyu daha da genişletti.
Bu kararda, Mücteba’nın kayınpederi ve üst düzey muhafazakâr siyasetçi Gulam-Ali Haddad-Adel’in, piyasa rayicinin çok altında kira ödeyerek yaklaşık 100 milyon dolar değerinde vakıf mülkünde oturduğu kaydediliyordu.
Belgeler ne gösteriyor?
Yukarıda anlatılan işlemlerin hiçbirinde Mücteba Hamaney'in adı geçmiyor.
Varlıklar, yakın çevresindeki isimler, vakıflar ve paravan şirketler üzerinden tutuluyor, nihai faydalanıcı, hiçbir resmî kayıtta doğrudan görünmüyor.
Buna karşılık, farklı ülkelerdeki resmî yaptırım kayıtları, doğrudan kendisiyle bağlantılı kişi ve kurumlar üzerinden akan kaynaklara dair ortak bir modeli teyit ediyor.
OpenSanctions veri tabanı, Mücteba Hamaney'e resmen yaptırım uygulayan tüm ülke ve kurumların listesini OFAC, İngiltere yaptırım listesi ve muadili mercilerden doğrudan çekerek bir araya getiriyor.
Daha derine inmek isteyenler için Iran Human Rights Monitor, Mart 2026’da liderlik makamının çevresinde faaliyet gösteren vakıf ve yarı kamusal şirket ağını mercek altına alan iki bölümlük bir araştırma yayımladı.
Araştırma, aynı kamuya açık kayıtlardan yararlanıyor ancak Mücteba Hamaney'in güvenlik bürokrasisiyle ilişkilerine dair analitik bir çerçeve de sunuyor.