Enerji uzmanı Hashem Akl Euronews'e yaptığı açıklamada, Cezayir'in şu anda Avrupa için bir 'emniyet supabı' rolü oynadığını ancak Katar'ın kaybını tam olarak telafi edemeyeceğini vurguladı.
28 Şubat'tan bu yana dünya, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği hava saldırılarıyla bir çalkantı yaşıyor. İran dini lideri Ali Hamaney dahil olmak üzere ülkenin üst düzey yetkililerinin de öldürülmesi Orta Doğu'yu açık çatışmaya daha da yaklaştırdı.
Tahran'ın yanıtı gecikmedi. İran, bir dizi gerilimi tırmandırıcı adımla karşılık verdi. Bunların en dikkat çekeni ise küresel enerji arzı açısından en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı kapatmak oldu.
Financial Times'a göre çatışma öncesinde boğazdan her gün yaklaşık 135 gemi geçiyordu.
Ancak bu trafik artık durma noktasına geldi. Fars Haber Ajansı, aralarında 25 süper tanker, 200 petrol tankeri ve 70 sıvılaştırılmış doğal gaz gemisinin de bulunduğu 350'den fazla geminin, geçiş için Tahran'dan izin beklediğini bildirdi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, boğazın tamamen kapalı olduğu ve geçmeye yönelik her türlü girişime "sert bir karşılık" verileceği uyarısını defalarca yaptı.
Kapanma, dünyanın en önemli ticaret ve enerji güzergâhlarından birinde ciddi bir darboğaz riski yaratıyor. Bu durumun tedarik zincirleri, taşımacılık maliyetleri ve küresel ekonomik istikrar üzerinde zincirleme etkiler doğurmasından endişe ediliyor.
Kriz, Avrupa'yı alternatif gaz tedariki bulmak için adeta zamana karşı yarışa zorluyor. Bu tabloda Cezayir, coğrafi yakınlığı, görece istikrarlı yapısı ve Avrupa'nın enerji güvenliğinde giderek daha merkezi bir rol üstlenmesi nedeniyle stratejik bir ortak olarak öne çıkıyor.
Katar'daki Ras Laffan tesisine yönelik saldırıların ardından enerji fiyatları bu ay yükseldi. Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiğindeki düşüş de bu baskıyı artırdı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "sorumsuz bir tırmanış" olarak nitelediği gelişmeleri kınadı ve enerji altyapısının hedef alınmasının, çatışma bölgesinin çok ötesinde sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
Cezayir, tüm bu gelişmelerden önce de Avrupa'nın başlıca gaz tedarikçilerinden biriydi. Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı tam kapsamlı işgalinin ardından Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını azaltmaya yönelmesiyle bu rol daha da büyüdü.
Cezayir: Tedarik zinciri darboğazları ortasında 'alternatif akciğer'
Enerji uzmanı Haşim Akil, Euronews'e yaptığı açıklamada İran'ın Katar'daki Ras Laffan kompleksine saldırısının küresel enerji piyasasında "ciddi bir dönüm noktası" olduğunu belirtti.
Akil, saldırının Katar üretiminin askıya alınmasına ya da ciddi ölçüde azaltılmasına yol açtığını, ihracat kapasitesinin yaklaşık yüzde 17'sinin etkilendiğini belirtti ve bu etkinin yıllarca sürebileceği uyarısında bulundu.
Etkileri ise şimdiden hissediliyor. Avrupa'da gaz fiyatları (TTF) çatışmanın başlamasından bu yana yüzde 60 ila yüzde 100 arasında artarken, petrol fiyatları (Brent) varil başına 100 doları aştı ve pazartesi günü 116 doların üzerine çıktı.
Aynı zamanda Avrupa'daki gaz depolama seviyeleri 2026'nın başında 30 ila 46 milyar metreküp aralığına geriledi. Bu seviye, önceki yıllara kıyasla belirgin ölçüde daha düşük.
Uzmanlara göre bu tablo, gelecek kış gerçek bir enerji krizinin yaşanma riskini artırıyor. Bu da daha yüksek elektrik ve doğalgaz faturaları, özellikle Almanya ve İtalya'da sanayi üzerindeki baskının artması ve büyüyen bir resesyon riski anlamına geliyor.
Avrupa ülkeleri yaz boyunca rezervlerini yeniden doldurmak için yarışıyor ancak Asya pazarlarından gelen güçlü talep bu süreci zorlaştırıyor.
Bu karmaşık tabloda Avrupa'nın Cezayir gazına artan bağımlılığı giderek daha görünür hale geliyor. Ülke, 2022'deki Rus gaz krizinden bu yana stratejik ve görece güvenilir bir ortak olarak öne çıktı.
Cezayir, 2025'te AB'ye 39 ila 40 milyar metreküp gaz tedarik etti. Bu da toplam ithalatın yaklaşık yüzde 13 ila yüzde 14'üne karşılık geliyor.
Bu gazın büyük bölümü boru hatlarıyla taşınıyor. Başlıca güzergâhlar İtalya'ya uzanan TransMed ve İspanya'ya uzanan Medgaz hatları. Buna sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatları da eşlik ediyor.
Buna karşılık Katar'ın Avrupa'ya ihracatı 12 milyar metreküpü aşmadı. Bu miktar toplam ithalatın yaklaşık yüzde 3,8'ine, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının ise yüzde 7 ila yüzde 9'una denk geliyor.
Cezayir'in avantajı yalnızca arz hacminden ibaret değil. Boru hattıyla sevkiyat, deniz taşımacılığına kıyasla genellikle daha ucuz ve jeopolitik risklere daha az açık kabul ediliyor.
Cezayir, Katar gazının yokluğunu telafi edebilir mi?
Uzman Hashem Akel, Cezayir'in Katar kaynaklı arz kaybını yalnızca kısmen ve kısa vadede değil, ancak sınırlı ölçüde telafi edebileceğini söylüyor.
Avrupa ülkeleri, özellikle de İtalya ve İspanya, teslimatları artırmak için Cezayir'le doğrudan müzakerelere şimdiden başladı.
Madrid, Medgaz boru hattı üzerinden akışın yüzde 10'a kadar artırılmasını görüşürken, Roma da TransMed hattı üzerinden daha yüksek hacim arayışında.
Cezayir'in ihracatı artıyor. Ocak 2026'da boru hattı sevkiyatları yüzde 22 yükseldi ve bu artış mart boyunca da sürdü.
Ülke ayrıca, yıllık yaklaşık 25 milyon ton seviyesindeki LNG üretimini artırmak için çalışıyor ve ihracat fiyatlarını ekonomik çıkarları doğrultusunda yeniden değerlendiriyor.
Ancak Cezayir'in de önünde bazı kısıtlar var. Üretim tesisleri tam kapasiteye yakın çalışırken, iç talep de yılda yüzde 3 ila yüzde 4 artıyor.
Hassi Bahmou gibi yeni sahalardaki gelişmelere rağmen bazı eski sahalarda üretim düşüşte.
Akil, bu çerçevede Cezayir'in 2026'da sağlayabileceği ek arzın 4 ila 8 milyar metreküp arasında kalacağını tahmin ediyor. Bu miktar ise Katar'dan kaynaklanması beklenen açığın altında.
Durumu daha da karmaşık hale getiren unsur ise özellikle Asya'dan gelen LNG talebiyle küresel rekabetin sertleşmesi.
Bu nedenle Cezayir şu anda Avrupa için bir "emniyet supabı" işlevi görüyor ancak Katar arzındaki kaybı tamamen telafi edemiyor.
Bu yüzden Avrupa'nın kaynaklarını çeşitlendirmeyi sürdürmesi, şu anda arzın yüzde 25 ila yüzde 56'sını karşılayan ABD'nin yanı sıra Norveç ve Azerbaycan'dan da ithalatı artırması bekleniyor.
Uzmana göre bu değişen tablo, özellikle Avrupa'nın yenilenebilir enerji ve yeşil hidrojene yatırım yaptığı bir dönemde, Avrupa-Cezayir ortaklığının uzun vadeli önemini ortaya koyuyor. Cezayir'in bu alanlarda da ciddi bir potansiyeli bulunuyor.
Çatışmanın sürmesi halinde, ülkelerin gelecek kış daha derin bir krizi önlemeye çalışmasıyla, yaz aylarında enerji anlaşmalarının daha da hızlanması bekleniyor.