Cuma günü İslamabad’da yapılacak ABD-İran görüşmeleri öncesinde Tahran’ın başlıca talebi, yurtdışındaki dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması olacak. Trump, bir zamanlar bloke ettiği serveti iade etmeyi düşünmek zorunda kalacak.
İran ile ABD arasında bir ateşkes anlaşmasının – hatta uzun vadeli bir mutabakatın – ayrıntıları hâlâ büyük ölçüde belirsizliğini korurken, Tahran’ın temel taleplerinden birinin yurtdışında dondurulmuş İran varlıklarının iadesi olması bekleniyor.
Hem süren müzakerelere ilişkin mevcut haberler hem de geçmişte alınan kararları, yurtdışındaki fonların serbest bırakılması şartına bağlama alışkanlığı, bu talebin İran’a uygulanan birincil ve ikincil tüm yaptırımların kaldırılması yönündeki daha geniş kapsamlı isteğin yanı sıra gündeme geleceğine işaret ediyor.
İran’ın dondurulmuş varlıklarının tam değeri net değil, ancak çeşitli tahminler toplamın 100 milyar doların (86,5 milyar avro) üzerinde olduğunu gösteriyor.
Geçmişte Tahran rejimi, İran’ın resmî para birimi riyalin değerini desteklemek için rezerv tutmak amacıyla büyük küresel bankalarda döviz hesapları açtı.
Art arda gelen yaptırım paketleri rejimin bu fonlara erişimini kesti; bu da çoğu zaman riyalin sert değer kaybına yol açtı ve yabancı tedarikçilerden mal ve hizmet alan İranlı şirketlerin ödemelerini euro, yen ya da diğer para birimleriyle yapmasını engelledi.
Döviz kaynaklarına erişim o kadar hayati ki, Şubat ayında yapılan bir Kongre oturumunda, Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD’nin İran’da bilerek dolar kıtlığı yaratarak protestoları tetiklemeye çalıştığını itiraf edecek kadar ileri gitti.
“Ülkede bir dolar kıtlığı yarattık ... Aralık’ta büyük bir final yaşandı; İran’daki en büyük bankalardan biri battı, bankaya hücum oldu, merkez bankası para basmak zorunda kaldı, İran para birimi serbest düşüşe geçti, enflasyon patladı ve böylece İran halkını sokaklarda gördük,” dedi Bessent.
Savaş patlak vermeden önce de İran tam anlamıyla bir ekonomik olağanüstü hâl içindeydi. İran İstatistik Merkezi, şubatta yıllık enflasyonu %68,1 olarak açıkladı – bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en yüksek oran – İran Merkez Bankası ise biraz daha düşük olan %62,2’lik bir oran bildirdi.
Bu tablo, dondurulmuş varlıkların devam eden müzakerelerde neden başlıca talep olduğunu ortaya koyuyor.
ABD, İran’ın döviz rezervlerine erişimini engellemek için uzun süredir yaptırımları kullanıyor; ancak ülkeye dondurulmuş varlıklarının bir bölümüne kısmi erişim tanınan çok sayıda örnek de yaşandı.
Örneğin İran, 2014’te ABD, Birleşik Krallık, Çin, Fransa, Almanya ve Rusya ile geçici bir nükleer anlaşmaya vardıktan sonra yurt dışında tutulan 4,2 milyar dolarlık (3,6 milyar avro) petrol gelirini ülkeye geri getirmesine izin verildi.
2015’te aynı ülkeler, İran’ın nükleer programını kayda değer ölçüde kısıtlamayı, nükleer tesislerine yabancı denetçileri sokmayı kabul ettiği ve buna karşılık 100 milyar doların (86,5 milyar avro) üzerindeki dondurulmuş varlıklarına yeniden erişim sağladığı Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı (KOEP) nihai hâle getirdi.
Ancak ABD Başkanı Donald Trump, ilk görev döneminde, 2018’de KOEP’ten çekildi ve kapsamlı ABD yaptırımlarını yeniden devreye sokarak İran’ın yurtdışındaki varlıklarını fiilen yeniden dondurdu.
Trump’ın şimdi, ABD’li yetkililerin cuma günü İslamabad’da İran’la yeni bir tur görüşmeye hazırlanmasıyla birlikte, bu konudaki tutumunu değiştirmeyi gündemine alması gerekecek.
İran’ın varlıkları hangi ülkelerde tutuluyor?
Yıllar içinde çıkan haberler, İran’ın ciddi miktarda rezervinin, tarihsel olarak İran petrolünün başlıca alıcıları olan Güney Kore ve Japonya’da tutulduğunu gösteriyor.
ABD Mali Suçlarla Mücadele Ağı’na (FinCEN) göre, Singapur ve BAE gibi ülkelerdeki petrol alıcıları, “yaptırıma tabi İran petrolüyle bağlantılı olabilecek transferleri, İran’ın kontrolünde olduğu düşünülen kuruluşlara, özellikle BAE merkezli diğer petrol şirketlerine ve büyük olasılıkla Hong Kong merkezli paravan şirketlere gönderdiler.”
Ayrıca İran Merkez Bankası’nın, Çin, Almanya, Hindistan ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çeşitli ülkelerde hesapları bulunduğu bildiriliyor.
Devam eden savaşta, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının ardından Trump, Tahran’ın varlıklarını yöneten ülkelere vurmasına şaşırdığını belirterek, “Tuhaf değil mi, biliyor musunuz? BAE adeta İran’ın bankacısı. Bir nevi bankacısı,” ifadelerini kullandı.
Bu varlıkları elinde tutan ülkelerin her birinin, İran’a yönelik ABD yaptırımları konusunda Washington’la eşgüdüm düzeyi farklı olduğu için, söz konusu fonların kısmen mi, tamamen mi yoksa hiç mi dondurulmadığı hâlâ net değil.
ABD’nin ikincil yaptırımları 2018’de yeniden devreye sokmasından bu yana İran diplomasisi, büyük ölçüde bu ülkelerle ikili görüşmeler yürütüp fonların serbest bırakılmasını sağlamaya odaklandı.
En son büyük transfer Eylül 2023’te gerçekleşti; 2019’dan bu yana Güney Kore bankalarında dondurulmuş bulunan yaklaşık 6 milyar dolarlık (5,1 milyar avro) İran petrol geliri, bir mahkûm takasıyla bağlantılı ABD yaptırım muafiyeti kapsamında Katar’daki kısıtlı hesaplara aktarıldı.
İran bu paralara yalnızca gıda ve ilaç gibi insani amaçlı alımlar için, üstelik sıkı ABD denetimi altında ve koşullu olarak erişebildi.
Bu varlıklar, İran’ın söz konusu terör örgütüne sağladığı finansman nedeniyle, Hamas öncülüğündeki 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından yeniden bloke edildi.
Devrimden bu yana süren bir sorun
Şah Muhammed Rıza Pehlevi liderliğindeki Batı yanlısı hükümetin 1979’da devrilmesi ve İran Rehine Krizi sırasında ABD vatandaşlarının alıkonulmasının ardından, ABD Başkanı Jimmy Carter, İran’ın serbestçe işlem gören varlıklarını dondurdu.
Dört yüz günü aşkın süren kriz boyunca, diplomatlar ve sivil personelin de aralarında bulunduğu 66 Amerikalı ABD’nin Tahran büyükelçiliğinde rehin tutuldu; bu olay, yeni Tahran rejimi ile Washington arasında yakın bir ilişki kurulması ihtimalini fiilen ortadan kaldıran gelişme olarak görülüyor.
Carter, Kasım 1979’da imzaladığı 12170 sayılı Başkanlık Kararnamesi’yle, ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi’ne göre, ABD bankalarında ve bunların denizaşırı şubelerinde tutulan yaklaşık 12 milyar dolar (10,3 milyar avro) tutarındaki İran devlet mevduatını, altınlarını ve diğer mülklerini dondurdu.
Varlıklar, rehine krizine son veren Cezayir Anlaşmaları kapsamında Ocak 1981’de kısmen serbest bırakıldı.
İran, ABD bankalarına olan yaklaşık 3,7 milyar dolarlık (3,1 milyar avro) krediyi ödedi; 1,4 milyar dolar (1,19 milyar avro) Lahey’de, ticari alacakların tasfiyesi için bir emanet hesabına aktarılırken, yaklaşık 2,9 milyar dolar (2,48 milyar avro) doğrudan Tahran’a iade edildi.
Anlaşmalar çerçevesinde kurulan İran-ABD Hak Talepleri Mahkemesi ise bugün hâlâ Lahey’de çalışmalarını sürdürüyor.
İran varlıkları hâlâ ulaşılamaz durumda
İran’ın nükleer programına, balistik füze geliştirme faaliyetlerine ve terörizmi destekleyen devlet olarak tanımlanmasına tepki olarak on yıllar boyunca uygulanan yeni yaptırımlar, dondurulmuş varlıkların toplam hacmini, ilk dondurmanın çok ötesine taşıdı.
Geçmişte fonların serbest bırakılmasına dair her tartışmanın ardından, bu paranın nükleer yayılmayı hızlandırmak ve silah alımlarını finanse etmek için kullanılacağı yönünde Batılı eleştiriler gelirdi.
Heyetler cuma günü İslamabad’a doğru yola çıkarken, İran’ın varlıkları müzakerelerin kilit başlıklarından biri olacak.
ABD’nin fonları ne ölçüde, hangi ülkelerden ve hangi koşullarla çözmeye razı olacağı ise belirsizliğini koruyor.