İran’ın dahil olduğu bölgesel çatışmalar, sadece askeri birer hesaplaşma değil, aynı zamanda borsacılar, küresel silah endüstrisi, enerji devleri ve lojistik ağları için bir 'pazar' demek.
Savaş, her ne kadar yıkım, can kaybı ve insani trajediyle eşanlamlı olsa da, küresel ekonominin karanlık koridorlarında devasa bir sermaye aktarım mekanizması olarak işliyor.
İran’ın dahil olduğu bölgesel çatışmalar, on yıllardır sadece askeri birer hesaplaşma değil, aynı zamanda küresel silah endüstrisi, enerji devleri ve lojistik ağları için bir "pazar" demek.
Üstelik son çatışmalarda piyasa manipülasyonu ve içeriden bilgi sızması gibi ihtimaller de tartışma konusu.
Donald Trump'ın verdiği son mühletin kazananları
Mart ayı sonunda ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı açmaması halinde İran’ın enerji altyapısını “yok etmekle” tehdit etmişti. Bu açıklama sonrası zaten yüksek seyreden petrol fiyatları daha da yükseldi. Ancak 23 Mart Pazartesi sabahı erken saatlerde, henüz kamuoyuna yeni bir gelişme yansımamışken vadeli işlem piyasalarında dikkat çekici hareketlilik yaşandı.
Sabah 06.49’da, yaklaşık yarım milyar dolar değerinde 6 bine yakın petrol kontratı el değiştirdi. Kısa süre sonra S&P 500 endeksine bağlı vadeli işlemlerde de ani bir artış görüldü. Piyasa verileri, bazı yatırımcıların petrol fiyatlarının düşeceğine oynayarak satış yaptığı, aynı anda hisse senetlerinde yükseliş beklentisiyle alım yaptığına işaret etti.
Bu işlemlerden yalnızca dakikalar sonra Trump, sosyal medya hesabından ABD ile İran arasında görüşmeler yürütüldüğünü ve askeri operasyonları beş gün ertelediğini duyurdu.
Açıklamanın ardından petrol fiyatları yüzde 10’dan fazla düşerken, hisse senedi vadeli işlemleri yaklaşık yüzde 2,5 yükseldi.
Olağan dışı zamanlama dikkat çekti
Söz konusu işlemlerin büyüklüğü tek başına rekor seviyede olmasa da, günün o saatine göre işlem hacminin son beş gün ortalamasının yaklaşık dokuz katına çıkması dikkat çekti. Ayrıca, Trump’ın açıklamasına kadar piyasayı etkileyecek herhangi bir büyük haber akışının olmaması, içeriden bilgi sızıntısı olabileceğine dair şüpheleri artırdı. Zira ABD ile İran arasında müzakereler olabileceğine dair de hiçbir sinyal yoktu.
Uzmanlara göre bu tür işlemleri gerçekleştirmek için milyonlarca dolarlık teminat ve ciddi finansal bilgi gerekiyor. Bu da bireysel amatör yatırımcılardan ziyade büyük fonlar veya kurumsal aktörlerin devrede olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Daha önce de benzer durumlar yaşandı
Son dönemde, ABD yönetiminin kritik kararları öncesinde doğru tahminlerle büyük kazanç elde eden anonim yatırımcı örnekleri dikkat çekiyor.
İran’a yönelik saldırıdan önce yapılan bahisler ve siyasi gelişmelere yönelik doğru öngörüler, piyasalarda bilgi sızıntısı ihtimalini daha sık gündeme getiriyor.
Axios'a göre, 2 Ocak'taki Venezuela operasyonu sırasında da bir yatırımcı, Maduro’nun yakalandığına dair resmi açıklama yapılmadan saatler önce bahis oynayarak 32 bin dolarını 400 bin doların üzerine çıkarmıştı.
Bahis siteleri
Tartışmalar yalnızca geleneksel finansal piyasalarda sınırlı değil. Özellikle Polymarket ve Kalshi gibi çevrimiçi tahmin platformları, savaşın seyrine dair bahislerin yapıldığı alanlara dönüşmüş durumda.
Bu platformlarda kullanıcılar, İran’daki rejim değişikliğinden ABD’nin kara operasyonu başlatmasına kadar birçok senaryo üzerine para yatırabiliyor. Hatta bir dönem nükleer saldırı ihtimali üzerine açılan kontratlar, kamuoyu tepkisi sonrası kaldırıldı.
The Salon'un aktardığı verilere göre yalnızca ABD-İsrail’in İran’a yönelik ilk saldırısının zamanlamasına ilişkin kontratlara 500 milyon dolardan fazla bahis yapıldı. Blok zinciri analiz şirketlerine göre "şüpheli insider" olarak tanımlanan altı hesap, bu olaydan yaklaşık 1,2 milyon dolar kazanç sağladı.
Daha çarpıcı bir örnekte ise bir yatırımcının, 2024’ten bu yana İran’la ilgili askeri gelişmeleri yüzde 93 doğruluk oranıyla tahmin ederek yaklaşık 1 milyon dolar kazandığı bildirildi. Bu tür olağanüstü başarı oranları, tesadüfle açıklanamayacak kadar dikkat çekici bulunuyor.
Tahmin piyasalarının en tartışmalı yönlerinden biri, kullanıcıların anonim kalabilmesi. Birçok platformda yalnızca bir kripto cüzdanı ile işlem yapılabiliyor ve bu da kimlik tespitini zorlaştırıyor. Bu durum, içeriden bilgiye erişimi olan kişilerin bu bilgileri finansal kazanca dönüştürmesini kolaylaştırabilecek bir zemin yaratıyor.
Vurgun iddiaları
ABD siyasetinde de bu gelişmeler yankı bulmuş durumda. Demokrat Senatör Chris Murphy, söz konusu faaliyetleri "akıl almaz bir yolsuzluk" diye nitelendirerek, siyasetçilerin ve üst düzey kamu görevlilerinin bu tür piyasalarda işlem yapmasını yasaklayacak düzenlemeler önerdi.
Öte yandan Trump yönetimi, usulsüzlük iddiasını reddediyor ve federal çalışanların etik kurallara tabi olduğunu vurguluyor. Ancak kamuoyundaki şüpheler, özellikle Trump ailesinin bu tür platformlarla olan bağlantıları ve geçmişteki finansal tartışmalar nedeniyle kolayca dağılmıyor.
Savaşın en doğrudan kazananları silah şirketleri
Borsa ve bahis meselesinin yanı sıra, tüm savaşlarda olduğu gibi İran krizinin de en doğrudan kazananları Lockheed Martin, RTX, Northrop Grumman, Elbit Systems ve Palanti gibi silah ve istihbarat şirketleri oldu.
Bu süreçte ABD ve müttefikleri milyarlarca dolarlık silah harcaması yaptı. Füze savunma sistemlerine talep patladı.
Öte yandan, uzmanlara göre, modern savaşlar artık “füze, drone ve yazılım” odaklı. Bu da klasik tank üreticilerinden çok yüksek teknoloji savunma şirketlerini öne çıkarıyor.
Örneğin, Londra merkezli BAE Systems, çatışmanın ilk gününde yaklaşık yüzde 6 oranında değer kazandı.
Wall Street'te de Lockheed Martin, Northrop Grumman ve RTX dahil olmak üzere savunma firmalarının hisseleri, saldırıların ilk gününde yüzde 4 ile yüzde 6 arasında yükseldi. Bu üç firmanın o tek günde elde ettiği toplam hissedar kazancı 25-30 milyar ABD doları.
İsrail'de Elbit Systems, ocak ayından bu yana hisselerinin yüzde 45 artmasıyla kısa süreliğine ülkenin en değerli halka açık şirketi oldu.
Petrol ve gaz şirketleri
Petrol fiyatları savaşla birlikte hızla yükseldi. Brent petrolü kısa sürede ciddi sıçrama yaptı ve LNG fiyatları da keskin şekilde arttı.
European Business Magazine'e göre, ExxonMobil, Chevron, Shell, BP ve ABD’deki kaya petrolü üreticileri bu sıçramadan karlı çıkanlar oldu. Özellikle ABD’li üreticiler, Ortadoğu’da operasyonları olmadığı için daha avantajlı çıktı.
Asya ülkeleri alternatif enerji bulmak için daha pahalı anlaşmalar yaptı. LNG ve petrol ticaretinde aracılık yapan şirketler de yüksek marj elde etti.
Bu arada Çin ve Rusya da İran petrolünü daha ucuza satın alma olanağı yakaladı.
Sigorta ve lojistik: Riskten para kazanmak
Savaş sadece silah ve petrol değil, riskin kendisini de metalaştırıyor.
Deniz taşımacılığı sigortacıları, "savaş riski sigortası" yapan şirketler ve büyük sigortacılar fiyatları artırdı.
Hürmüz Boğazı gibi kritik rotalarda sigorta primleri 12 katına kadar çıktı.
Kimler beklenen kadar kazanamadı?
Diğer yandan, Market Watch'a göre, bazı savunma hisseleri beklenen kadar yükselmedi hatta düştü.
Çünkü savaş daha çok drone ve ucuz mühimmat odaklı ilerledi ve pahalı sistemlere talep sınırlı kaldı.
Kazançlar çok dar bir grupta yoğunlaşırken, maliyetler, enflasyon, enerji fiyatları ve en önemlisi de can kayıpları tüm dünyaya yayılıyor.