Bu yılın Uluslararası Booker Ödülü için seçilen altı romanlık kısa liste, okurları Japon sömürge dönemindeki Tayvan'dan Nazi Almanyası'nın propaganda stüdyolarına götürüyor.
Bekleyiş neredeyse sona erdi. 2026 Uluslararası Booker Ödülü'nün kazananı bu hafta açıklanacak.
Altı çarpıcı çeviri eser, 57.000 avroluk ana ödül ve dünyanın en saygın edebiyat ödüllerinden birini kazanma onuru için yarışıyor.
Kısa listeye kalan her yazar ve çevirmen ayrıca yaklaşık 3.000 avro alıyor.
Ödül, her yıl İngilizceye çevrilmiş ve Birleşik Krallık ya da İrlanda'da yayımlanmış tek bir kitaba veriliyor.
Bu yıl kısa listedeki altı yazardan beşi kadın; çevirmenlerin ise altısından dördü kadın ve kitaplar ilk olarak beş farklı dilde kaleme alınmış. Yazarlarla çevirmenler birlikte sekiz farklı ülkeyi temsil ediyor.
Seçici kurul başkanı ve yazar Natasha Brown, kısa listeye giren altı kitabın 'geçen yüzyılın farklı anlarını yakaladığını, tarihle çınladığını' söyledi.
Sözlerini şöyle sürdürdü: 'Her bir kitabı yeniden okurken umut, sezgi ve yanıp tutuşan bir insanlık bulduk; okurların tekrar tekrar döneceğinden emin olduğum unutulmaz karakterlerle birlikte.'
İşte her bir aday hakkında bilmeniz gerekenler.
Taiwan Travelogue - Yáng Shuāng-zǐ, çeviren: Lin King
1930'larda Japon sömürge yönetimi altındaki Tayvan'da geçen roman, Japon yazar Aoyama Chizuko ile Tayvanlı tercümanının, adayı birlikte dolaşırken yaşadıklarını anlatıyor.
Romanın merkezinde iki kadın arasındaki mahrem ilişki var; kuir arzuyla, dile getirilmeyen özlemle ve sömürge yaşamının gerilimleriyle yüklü bu ilişki, paylaşılan sofralar ve yarım kalmış cümleler üzerinden sahneleniyor.
Yarışmanın jüri üyeleri, 'Göz alıcı yemek tasvirleri, kahkaha attıran diyaloglar ve metakurgu oyunlarıyla bu romanı elinizden bırakmak imkansız. Taiwan Travelogue inanılmaz bir denge kuruyor; hem leziz bir aşk hikayesi hem de keskin bir postkolonyal roman olarak başarıya ulaşıyor' diyor.
Roman ilk kez 2020'de Mandarin Çincesinde yayımlandı ve İngilizceye çevrilmeden önce, Tayvan'ın en prestijli edebiyat ödülü sayılan Golden Tripod (Altın Üçayak) ödülünü kazandı.
She Who Remains - Rene Karabash, çeviren: Izidora Angel
Kadınları mülk sayan, Lekë Dukagjini'nin kadim Kanun'u ile yönetilen ve yok olma tehlikesi altındaki bir Arnavut topluluğunda geçen romanda, zorla evlendirilmeyle yüz yüze kalan 33 yaşındaki Bekija romanın merkezinde yer alıyor.
Kaçış yolu ise Matija adını alıp topluluğun son 'yeminli bakiresi' olmak; böylece toplumsal olarak kadınlıktan erkekliğe geçmek.
Jüriye göre roman, 'acı verici anıların kaygan belirsizliğini mükemmel biçimde yakalıyor. Matija, öyküsüyle bizi bütünüyle içine çeken son derece etkileyici bir anlatıcı.'
The Witch - Marie NDiaye, çeviren: Jordan Stump
İlk kez 1996'da Fransızca yayımlanan The Witch, boğucu bir Fransız taşra evliliği içinde 'vasat' bir cadı olan Lucie'nin öyküsünü anlatıyor. Kızları onun büyü yeteneğini miras alıp (kelimenin tam anlamıyla) yuvadan uçar, kocası onu terk eder ve kurduğu aile gözlerinin önünde dağılıp gider.
Jürinin değerlendirmesine göre zeki, rüyamsı, rahatsız edici ve büyüleyici bir roman olan The Witch, kadınlık ve anneliğin gizemlerini çarpıcı biçimde görünür kılıyor.
Jüri, 'Bu romandaki dil, Jordan Stump'ın çevirisinde de, olağanüstü; cümleler beklenmedik biçimlerde bükülüp dönüşüyor' diyor.
The Nights Are Quiet In Tehran - Shida Bazyar, çeviren: Ruth Martin
1979 İran Devrimi'nin hemen sonrasında başlayıp kırk yıla yayılan The Nights Are Quiet In Tehran, bir ailenin isyanlar ve sürgünler içindeki yolculuğunu izliyor.
Dört bölümün her biri, farklı bir aile üyesinin ağzından anlatılıyor: devrimci bir baba, edebiyat tutkunu bir anne, İran'ı ilk kez ziyaret eden bir kız, 2009 Yeşil Hareketi'nin içine çektiği bir oğul; her bölüm bir öncekinden on yıl sonra geçiyor.
The Nights Are Quiet in Tehran, baskı, direniş ve özgürlüğe duyulan sarsılmaz arzuyu anlatan etkileyici bir roman.
The Director - Daniel Kehlmann, çeviren: Ross Benjamin
Nazilerin 1930'larda iktidara gelmesiyle birlikte, sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden G.W. Pabst Fransa'da film çekmektedir. Yeni Almanya'nın dehşetinden kaçmak için Hollywood'a sığınır. Ancak parıldayan California güneşi altında, dünya çapında ün sahibi yönetmen bir anda sıradan biri gibi görünmeye başlar. Ünlü etmesinde pay sahibi olduğu Greta Garbo bile ona yardım edemez.
The Director, beyazperdenin tehlikeli yanılsamalarını anlatan bir roman. Bir sanatçının hayatına ve şeytanla yaptığı anlaşmaya inerek sanatla iktidar, güzellikle barbarlık arasındaki karmaşık ilişkileri ve ayrımları sorguluyor.
On Earth As It Is Beneath - Ana Paula Maia, çeviren: Padma Viswanathan
Bir zamanlar köleleştirilmiş insanların işkence görüp öldürüldüğü topraklarda, devlet ıssız bir bölgede bir ceza kolonisi kurar; mahkumların rehabilite edilmesi mümkündür ama kaçmaları asla.
Ancak hapishanenin ömrünün sonuna yaklaşılırken yeni bir dehşet baş gösterir: her dolunay gecesinde mahkumlar salıverilir, müdür tüfeklerle silahlanır ve av başlar.
Jüri, romanı 'bizi, aralarındaki bağların hem kavraması güç hem de gözümüzü alamayacağımız biçimlerde çözülüp dağıldığı, izole bir erkek grubunun içine yerleştiren rahatsız edici bir eser' olarak tanımlıyor.
Kazanan kitap, 19 Mayıs 2026 Salı günü Londra'daki Tate Modern'de düzenlenecek törende, Orta Avrupa Saatiyle 23.00'ten itibaren açıklanacak.