Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

İran savaşı kaynaklı enerji şoku, Asya ve Afrika’da nükleer enerji planlarını hızlandırdı

ARŞİV - Balıkçılar, Hindistan'ın Tamil Nadu eyaletinde, Kalpakkam'daki Madras Nükleer Güç Santrali yakınında bir tekneyi kıyıya bağlıyor, 10 Şubat 2025.
ARŞİV - Balıkçılar, Hindistan'ın Tamil Nadu eyaletindeki Kalpakkam'da, Madras Nükleer Santrali yakınındaki kıyıya tekne bağlarken, 10 Şubat 2025. ©  AP Photo
© AP Photo
By Una Hajdari & AP
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

İran savaşı, küresel fosil yakıt tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu. Şimdi Asya ve Afrika genelinde onlarca ülke, çözüm olarak nükleer enerjiye yöneliyor.

İran savaşı nedeniyle yaşanan küresel enerji şoku, Asya ve Afrika’daki ülkeleri nükleer enerji üretimini artırmaya iterken, daha önce hiç nükleer enerjiye sahip olmayan ülkelerde de atom enerjisi planlarını hızlandırıyor.

REKLAM
REKLAM

Orta Doğu petrol ve gazının büyük bölümünün yöneldiği Asya, deniz taşımacılığı rotalarındaki aksamalardan ilk ve en sert etkilenen bölge oldu; onu hızla Afrika izledi. Çatışmanın enerji maliyetlerini yükseltmesiyle ABD ve Avrupa da baskıyı hissetmeye başladı.

Nükleer santrali bulunan ülkeler kısa vadeli arz arayışına girerken üretimi artırıyor. Nükleer enerjisi olmayan ülkeler ise gelecekteki fosil yakıt şoklarına karşı korunmak için uzun vadeli atom enerjisi planlarını hızlandırıyor.

Nükleer enerji hızlı bir çözüm değil. Özellikle bu alana yeni girecek ülkeler için atom enerjisi geliştirmek onlarca yıl alabiliyor. Ancak Dış İlişkiler Konseyi’nden Joshua Kurlantzick’e göre, bugün alınan uzun vadeli kararlar nükleer enerjiyi ülkelerin gelecekteki enerji karmasının kalıcı bir parçası haline getirebilir.

Ağır darbe alan Asya nükleerde ilerliyor

Asya’da savaş, Güney Kore’yi nükleer üretimi artırmaya iterken, Tayvan’da kapatılmış reaktörlerin yeniden devreye alınması tartışılıyor. Afrika’da ise Kenya, Ruanda ve Güney Afrika gelecekte yeni reaktörlerin inşasına destek verdiğini açıkladı.

Nükleer enerji, uranyum gibi bir atom çekirdeğinin fisyon adı verilen süreçle parçalanması sırasında açığa çıkan enerjiyi kullanıyor. Fosil yakıtların aksine karbondioksit salmıyor. Ancak potansiyel olarak tehlikeli radyoaktif atık ürettiği için birçok ülke temkinli yaklaşmayı sürdürüyor.

Bulletin of the Atomic Scientists’ten Rachel Bronson’a göre savaş, ülkelerin fosil yakıt piyasalarındaki risklere alternatif arayışı nedeniyle küresel bir "nükleer rönesansı" hızlandırdı.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre 31 ülke nükleer enerji kullanıyor ve bu kaynak küresel elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu sağlıyor. Yaklaşık 40 ülke ise bu teknolojiyi ya değerlendiriyor ya da santral kurmaya hazırlanıyor.

Kömür kullanımının artırılmasından Rus ham petrolü alımına kadar uzanan enerji önlemlerinin gündemde olduğu Asya’da, nükleer santrali bulunan ülkeler mevcut reaktörlerden daha fazla verim almaya çalışıyor.

Güney Kore üretimi artırıyor ve devre dışı olan beş reaktörde bakım süreçlerini hızlandırıyor; bunların mayısta yeniden başlatılması planlanıyor.

Tayvan ve Japonya ise 2011’de deprem ve tsunami sonrası reaktörlerin soğutma sistemlerinin elektriksiz kalmasıyla meydana gelen Fukushima felaketinin ardından kapatılan nükleer tesislere yönelik politikalarını tersine çeviriyor.

Tayvan, iki reaktörü yeniden devreye almak için yıllar sürebilecek bir süreci değerlendiriyor. Bu süreç titiz incelemeler, güvenlik kontrolleri ve kontrol sistemlerinin doğrulanmasını gerektiriyor.

Japonya’da ise savaşın başlamasından bu yana Başbakan Takaichi Sanae, ABD ile 40 milyar dolarlık (35 milyar euro) reaktör anlaşması imzaladı, Fransa ile nükleer yakıt geri dönüşümü anlaşmasına vardı ve Endonezya’ya nükleer işbirliği sözü verdi.

Japonya ocak ayında dünyanın en büyük nükleer santrali olan Kashiwazaki-Kariwa’yı yeniden devreye aldı.

ABD merkezli Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü’nden Michiyo Miyamoto’ya göre enerji maliyeti ve güvenliği açısından yenilenebilirler nükleerden daha mantıklı. Ancak Miyamoto, tarihi seviyelere çıkan elektrik maliyetleri ve mevcut krizin Japon kamuoyunu nükleere daha fazla yaklaştırdığını söyledi.

Bangladeş’te hükümet, Rus devlet şirketi Rosatom tarafından inşa edilen yeni reaktörleri devreye almak için çalışıyor. Hükümet, bu reaktörlerin yaz aylarına kadar ulusal şebekeye 300 megavat sağlamasını ve doğal gaz açığının yarattığı baskıyı hafifletmesini umuyor.

Vietnam mart ayında Moskova ile Rus tasarımı iki reaktör için anlaşma imzaladı.

Yakın zamanda ulusal enerji acil durumu ilan eden Filipinler de, 1973 petrol krizinin ardından inşa edilmesine rağmen hiç devreye alınmayan bir nükleer santrali yeniden canlandırmayı değerlendiriyor.

Filipin Nükleer Araştırma Enstitüsü’nden Alvie Asuncion-Astronomo, "Umarım dersimizi almışızdır," dedi. İran savaşının "nükleer için ihtiyaç duyulan itkiyi sağladığını" söyledi.

Afrika’da atom enerjisi hedefleri yükseliyor

Yükselen enerji fiyatları ve elektrik kesintileri, Afrika genelinde nükleer işbirliği çağrılarını güçlendiriyor. Kıtadaki 54 ülkenin 20’den fazlasında uzun vadeli atom enerjisi planları halihazırda yürütülüyor.

Afrika’nın büyüme pazarı olarak görülmesiyle birlikte ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Güney Kore gibi nükleer güçler, enerji açığına çözüm olarak küçük modüler reaktörleri (SMR) öne çıkarıyor.

Bu kompakt üniteler büyük ölçekli santrallere kıyasla daha ucuz olsa da projelerin hayata geçmesi yine yıllar alabiliyor. Kenya, ilk aşamasını 2009’da başlattığı program kapsamında bir küçük modüler reaktörü 2034’te devreye almayı planlıyor.

Kenya Nükleer Güç ve Enerji Ajansı’ndan Justus Wabuyabo geçen ay, "Nükleer enerji artık Afrika ülkeleri için uzak bir hedef değil; stratejik bir zorunluluk," dedi.

UAEA’nın mart ayında düzenlediği zirvede Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame, Afrika’nın önümüzdeki yıllarda küçük reaktörler için "küresel olarak en önemli pazarlardan biri" olacağını söyledi.

Küçük modüler reaktörler, kıtanın artan elektrik talebi, zayıf şebekeleri ve ithal dizel yakıta aşırı bağımlılığına çözüm olarak görülüyor.

Kıtadaki faal tek nükleer santrallere sahip Güney Afrika ise nükleerin enerji karmasındaki payını yüzde 5 civarından 2040’a kadar yüzde 16’ya çıkarmak istiyor.

Güney Afrika Nükleer Enerji Kurumu’ndan Loyiso Tyabashe, küçük modüler reaktörlerin "Güney Afrika’yı ileri nükleer teknolojilerin ön saflarında konumlandırma yönündeki stratejik hedefimizi yerine getirebileceğini" söyledi.

ABD ile Rusya nüfuz mücadelesinde

Enerji arzındaki aksamalar, Afrika’da Washington ile Moskova arasındaki nüfuz rekabetinin de yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor.

Rusya’nın devlet nükleer şirketi Rosatom, Mısır’ın ilk reaktörünü inşa ediyor. Şirketin ayrıca Etiyopya, Burkina Faso, Gana, Tanzanya ve Nijer ile büyük projeler, araştırma merkezleri, uranyum işleme tesisleri ve eğitim programlarını kapsayan iş birliği anlaşmaları bulunuyor.

ABD öncülüğündeki modüler reaktör girişimine şu ana kadar yalnızca Kenya ve Gana katılmış olsa da Washington bu alanda farkı kapatmaya çalışıyor.

ABD ile Güney Kore geçen ay Nairobi’de bir nükleer konferansa sponsor olurken, ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Ryan Taugher burada yaptığı açıklamada Washington’un Afrika ülkeleriyle güvenli sivil nükleer reaktörleri hızla geliştirmek için çalıştığını söyledi.

2027’de bir santral inşasına başlamayı hedefleyen Gana ise yabancı tedarikçi arayışını sürdürüyor.

Riskler sürüyor

İlgi artıyor, ancak erime, kötü yönetilen atıklar ve nükleer silahlara giden olası yol gibi riskler ortadan kalkmış değil.

Japonya’daki sivil toplum kuruluşu Friends of the Earth Japan’dan Ayumi Fukakusa, "Nükleer çok riskli," dedi ve bunun ülkeleri zenginleştirilmiş uranyum gibi ithal yakıtlara bağımlı tutacağını söyledi.

Global Renewables Alliance’tan Rex Amancio ise nükleer sektörlerin gelişmesinin yıllar aldığını belirterek, hükümetlerin uzun vadeli enerji güvenliği için yenilenebilir kapasiteyi artırmaya odaklanması gerektiğini söyledi.

Bronson da nükleer santrallerin çatışma dönemlerinde kırılgan olduğuna dikkat çekti. İran savaşı ve Rusya-Ukrayna savaşı sırasında reaktörlerin hedef alındığı örnekleri hatırlatan Bronson, bu durumun enerji güvenliği tartışmalarında hesaba katılması gerektiğini söyledi.

"Tüm bunlar enerji güvenliğini nasıl düşündüğümüzün bir parçası haline geliyor," diyen Bronson, ülkelerin artık bu tür riskleri, özellikle Asya ve Afrika’nın ilk elden karşı karşıya kaldığı gaz ve petrol akışının kesilmesi riskleriyle birlikte değerlendirdiğini ifade etti.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Çin nükleer enerjide yeni aşamaya geçti: Aynı anda 50 reaktör kapasitesi

İngiltere: İran hücumbotları Hürmüz Boğazı'nda tankere ateş açtı

Jet yakıtı krizi yolcuları ve havayollarını nasıl etkiledi?