İran savaşına bağlı hızla yükselen petrol fiyatları, nisan ayında Euro Bölgesi'nde enflasyonu yukarı itti. Büyümenin zayıf kalması ise hem tüketiciler hem de Avrupa Merkez Bankası’ndaki politika yapıcılar için kaygı verici bir tablo oluşturdu.
Euroyu kullanan 21 ülkede yıllık enflasyon, enerji fiyatlarındaki yüzde 10,9'luk artışın etkisiyle mart ayındaki yüzde 2,6 seviyesinden yüzde 3,0'e yükseldi. Bu veriler, perşembe günü Avrupa Birliği'nin istatistik kurumu Eurostat tarafından açıklandı.
Ana kalemler arasında, enerjide yıllık artış nisan ayında yüzde 10,9 ile en yüksek düzeye çıktı. Bu oran mart ayında yüzde 5,1'di. Bunu yüzde 3,0 ile hizmetler (mart ayında yüzde 3,2 idi), yüzde 2,5 ile gıda, alkol ve tütün (mart ayında 2,4'tü) ve yüzde 0,8 ile enerji dışı sanayi ürünleri (mart ayında yüzde 0,5'ti) izledi.
İran'daki savaş nedeniyle fırlayan enerji maliyetleri Avrupa'daki fiyatları körükledi. Petrol fiyatları perşembe sabahı yeni bir savaş dönemi rekoru kırdı. Brent petrolün varil fiyatı sabah saatlerinde bir ara 126 doların üzerine çıktı, savaşın 28 Şubat'ta başlamasından önce ise yaklaşık 73 dolar civarındaydı.
Euro Bölgesi'nde ekonomik büyüme yavaşladı
Euro Bölgesi için bu bir de çifte darbe anlamına geliyor. Eurostat'a göre, blok ekonomisinin yılın ilk üç ayındaki büyümesi hayal kırıklığı yarattı ve önceki çeyreğe kıyasla yalnızca yüzde 0,1 arttı.
Daha geniş anlamda AB ekonomisi de 2026'nın ilk üç ayında aynı oranda büyüdü. 2025'in dördüncü çeyreğinde ise her iki bölgede de GSYH yüzde 0,2 artmıştı.
Mevsimsellikten arındırılmış GSYH, önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla, aynı dönemde Euro Bölgesi'nde yüzde 0,8, AB genelinde ise yüzde 1,0 arttı.
Bu, bir önceki çeyrekte Euro Bölgesi'nde yüzde 1,3, AB'de ise yüzde 1,4'lük GSYH artışının ardından ekonomik faaliyette bir yavaşlamaya işaret ediyor.
Savaş, küresel ekonomiye ağır bir darbe indiriyor; zira İran, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin Basra Körfezi'ndeki üreticilerden müşterilere taşındığı güzergâh olan Hürmüz Boğazı'nı kapattı.
Yavaş büyüme ile yüksek enflasyonun birleşimi, stagflasyon olarak bilinen bu durum, Avrupa Merkez Bankası (ECB) için ciddi bir sınamaya dönüşme tehdidi taşıyor. Politika yapıcıların, enflasyon artık bankanın yüzde 2'lik hedefinin belirgin biçimde üzerine çıkmış olmasına rağmen, perşembe günü gösterge faiz oranını sabit bırakmaları bekleniyor.
Enflasyondaki artış özellikle kaygı verici; zira ekonomik büyümenin zayıf seyrettiği bir dönemde yaşanıyor. Enflasyona verilen olağan yanıt, merkez bankasının gösterge faiz oranını yükseltmesidir. Ancak bu, borçlanma maliyetlerini artırarak büyümeyi baskılayabilir.
Enflasyonun geçici olacağı düşünülüyorsa, politika yapıcılar çoğu zaman bunu görmezden gelmeyi tercih eder çünkü faiz oranlarındaki değişikliklerin ekonomiye yansıması zaman alır.
Japonya Merkez Bankası ile ABD Merkez Bankası (Fed) da bu hafta yaptıkları toplantılarda faizleri sabit tuttu. İngiltere Merkez Bankası'nın da perşembe günü aynı kararı alması bekleniyor.
Sonuç olarak, ECB ve diğer merkez bankaları, hem faiz artırımlarından hem de indirimlerinden kaçınarak enflasyonu temkinli biçimde izlemekle yetinen bir bekle-gör pozisyonunda görünüyor. ECB'nin gösterge faizi Haziran 2025'ten bu yana yüzde 2 düzeyinde bulunuyor.