Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Kritik minerallerde tekel riski: OECD'den 'küresel arz güvenliği' uyarısı

OECD Küresel İlişkiler ve İşbirliği Direktörü Andreas Schaal (X)
OECD Küresel İlişkiler ve İşbirliği Direktörü Andreas Schaal (X) ©  Cleared - X
© Cleared - X
By Emre Basaran
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

OECD Küresel İlişkiler ve İşbirliği Direktörü Andreas Schaal, Euronews Türkçe'ye verdiği mülakatta kritik minerallerde küresel tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgularken İstanbul'un stratejik rolüne dikkat çekti.

OECD'nin bu yıl İstanbul'da düzenlediği Kritik Mineraller Forumu, küresel enerji dönüşümünün bel kemiğini oluşturan ham maddelerin geleceğinin tartışıldığı bir zirve oldu. Gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere, Afrika'nın kaynak zengini devletlerinden Asya'nın üretim merkezlerine kadar geniş bir yelpazeden temsilcilerin katıldığı forumda, mineral tedarik zincirindeki dengesizlikler, kaynak ülkelerin talepleri ve çok taraflı işbirliğinin önündeki engeller masaya yatırıldı.

REKLAM
REKLAM

OECD Küresel İlişkiler ve İşbirliği Direktörü Andreas Schaal, Euronews'e verdiği röportajda forumun amaçlarını, İstanbul ofisinin bölgesel misyonunu ve küresel mineral ticaretinin geleceğini ele aldı. Schaal, küresel tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

OECD'nin İstanbul ofisi, Küresel İlişkiler Direktörlüğü'nün en stratejik merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Kritik Mineraller Forumu bağlamında İstanbul'un tecrübe paylaşımı vazifesi başta bölgedeki kaynak zengini üye olmayan ülkeler olmak üzere diplomasiyi nasıl şekillendiriyor?

Öncelikle beni ağırladığınız için eşekkür ederim, Euronews'e konuşmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Belki bir adım geri çekilip buradaki konferansımızın temel misyonundan söz etmek isterim. Kritik mineraller söz konusu olduğunda, piyasa yoğunlaşmasının bir ya da iki ülkede toplanmış olduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durum, ne rekabet açısından ne de tedarik zincirinin güvenliği açısından hiçbir zaman sağlıklı değildir.

Bu nedenle üye ülkelerimizin büyük çoğunluğu ve dünyadaki pek çok devlet, daha çeşitlendirilmiş bir tedarik zincirine ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyor. Kritik mineral arzının daha güvenceli bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Öte yandan pek çok gelişmekte olan ülke de şunu savunuyor: Üretimin, kaynağa daha yakın gerçekleşmesi lazım. Değer yaratma süreçlerinin, hammaddenin çıkarıldığı yere - yani pek çok gelişmekte olan ülkeye, pek çok Afrika ülkesine - geri dönmesi gerekiyor.

Bu bağlamda forumu bir araya getiren temel motivasyon neydi? Neden böyle bir platforma ihtiyaç duyuldu?

Tam da bu nedenle bu forumu bir diyalog platformu olarak oluşturduk. Amacımız, gelişmiş ekonomiler, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler arasında gerçek anlamda köprüler kurmak. Bu üç grubun bir arada masaya oturması, hem ticaret hem de yatırım politikaları açısından son derece önemli. Çünkü mineral kaynaklarına sahip olan ülkeler ile bu mineralleri işleyen ve nihai ürüne dönüştüren ülkeler arasındaki uçurum giderek derinleşiyor. Bu uçurumu kapatmak, küresel enerji dönüşümünün sürdürülebilir biçimde hayata geçirilebilmesi için vazgeçilmez bir ön koşul.

Peki İstanbul'u bu forumun ev sahibi olarak özel kılan nedir? Neden başka bir şehir değil de İstanbul seçildi?

İstanbul merkezi, bu forumu düzenlemek için mükemmel bir "ev." İstanbul, tarih boyunca bildiğiniz üzere her zaman Avrupa ile Asya arasında bir köprü işlevi görmüştür. Ama yalnızca bu iki kıta arasında değil; eski büyük ticaret yollarında da her zaman bir köprü olmuştur. İstanbul, küresel ekonomiyi çeşitlendirmeye katkıda bulunmuş, küreselleşmenin herkesin yararına işleyebileceğini göstermiştir. Tarihte İstanbul güzergahında ticarete konu olan mal ve hizmetlerin tamamı bu şehrin o eşsiz konumundan beslenmiştir. Dolayısıyla bu forumun ruhuna en uygun zemin, tartışmasız İstanbul'dur.

"Piyasa yoğunlaşması" derken neyi kastediyorsunuz? Bu yoğunlaşma hangi minerallerde ve hangi ülkelerde görülüyor?

Kritik minerallerin hem üretim hem de işleme aşamalarında belirli coğrafyalarda aşırı biçimde yoğunlaştığını görüyoruz. Lityum, kobalt, nikel ve nadir toprak elementleri gibi yeşil dönüşümün temel taşı olan hammaddelerde, bir ya da iki ülkenin küresel arzın büyük bölümünü elinde tuttuğu bir yapı var. Bu yapı, herhangi bir jeopolitik gerginlik, doğal afet ya da ihracat kısıtlaması karşısında tüm küresel tedarik zincirini son derece kırılgan hale getiriyor. Çeşitlendirme yalnızca ekonomik bir tercih değil; artık stratejik bir zorunluluk.

Gelişmekte olan ülkelerin "değer zincirinin kaynağa yaklaşması" taleplerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ülkelerin beklentileri karşılanabilir mi?

Bu son derece meşru ve anlaşılır bir talep. Tarihsel süreçte pek çok gelişmekte olan ülke, özellikle Afrika'dakiler, ham maddeyi çıkarmış; ancak katma değerin büyük bölümünü, yani işleme, rafine etme ve nihai ürün üretme aşamalarını, gelişmiş ekonomilere bırakmak zorunda kalmıştır. Bu durum, kaynak zengini ülkelerin söz konusu süreçten hak ettikleri payı alamamasına yol açmaktadır. Bugün bu ülkeler artık yalnızca hammadde ihracatçısı değil; kendi topraklarında sanayileşme fırsatı arıyorlar. OECD olarak bu taleplerin karşılanabilmesi için gerekli politika çerçevelerini, yatırım ortamını ve uluslararası işbirliği mekanizmalarını nasıl güçlendirebileceğimizi tartışıyoruz.

Son olarak, bu forumdan çıkmasını beklediğiniz somut adımlar neler?

Bu forum, her şeyden önce bir diyalog platformu. Somut politika önerileri, iyi uygulama paylaşımları ve ülkeler arası veri alışverişi ön planda. Amacımız, hem üye hem de üye olmayan ülkelerin kritik mineral politikalarını daha şeffaf, öngörülebilir ve adil bir zemine oturtmasına katkı sağlamak. Ve İstanbul, tarihte defalarca kanıtladığı gibi bu tür çok taraflı diyaloglar için en doğal buluşma noktasıdır.

Andreas Schaal, OECD Küresel İlişkiler ve İşbirliği Direktörü olarak örgütün üye olmayan ülkelerle ilişkilerini koordine etmektedir. OECD'nin İstanbul Merkezi, Avrasya bölgesindeki politika diyaloğunun odak noktalarından biri olma özelliğini sürdürmektedir.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

OECD: Uzun Kovid ülkelere gelecek on yıl içinde yılda 116 milyar euroya mal olabilir

OECD Başkanı Cormann Euronews'e konuştu: Avrupalılar, Mario Draghi'yi dinlese 'iyi olur'

OECD raporu: Avrupa yapay zeka benimsemede geride, gelişmekte olan ekonomilerde Z kuşağı benimsiyor