Goldman Sachs’ın raporunda küresel petrol rezervlerinin yaklaşık 101 günlük talebi karşılayabilecek durumda olduğu belirtildi. Bu da dünyanın yaklaşık üç ay sonra petrolsüz kalacağı yönünde iddialara neden oldu.
ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs’ın yayımladığı analizde, İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle bazı bölgelerde yakıt stoklarının tehlikeli biçimde azaldığı uyarısı yapıldı. Analistlere göre sorun yalnızca ham petrol arzı değil, petrolün kullanılabilir ürünlere dönüştürülmesindeki zorluk da giderek büyüyor.
Bankanın raporunda küresel petrol rezervlerinin yaklaşık 101 günlük talebi karşılayabilecek durumda olduğu belirtildi. Bu da dünyanın yaklaşık üç ay sonra petrolsüz kalacağı yönünde iddialara neden oldu.
Dünya petrolsüz mü kalacak?
İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sevkiyat krizleri küresel enerji piyasalarını sarssa da, bankanın tahminleri dünyanın doğrudan "petrolsüz kalacağı" anlamına gelmiyor.
Analizdeki tahminler aslında şu tabloya işaret ediyor: Bugün dünyadaki petrol üretimi tamamen durursa, depolarda ve stratejik rezervlerde bulunan mevcut petrol stokları dünya tüketimini yaklaşık 101 gün boyunca karşılayabilecek.
Yani bu rakam, yer altındaki tüm petrol miktarını değil, depolanmış ve piyasada erişilebilir durumdaki mevcut stokları anlatıyor. Diğer yandan, Suudi Arabistan, ABD, Rusya, Irak, Kanada ve BAE gibi ülkeler her gün milyonlarca varil petrol üretmeye devam ediyor. Ancak savaş nedeniyle rafinerilerin çalışması, üretim zinciri ve sevkiyat konularında ciddi endişeler var.
Nitekim rafine ürünlerde durum çok daha kritik. Küresel ticari rafine ürün stokları yaklaşık 45 günlük talep seviyesine geriledi. Kriz öncesinde bu rakam yaklaşık 50 gündü.
Özellikle uçak yakıtı, plastik üretiminde kullanılan nafta ve kimya sanayisinde kullanılan sıvılaştırılmış petrol gazında ciddi arz sıkıntıları oluşuyor.
Hürmüz Boğazı küresel enerji sistemi için kritik önemde
Dünya petrol ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, küresel sevkiyat zincirlerini zorluyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede artan gerilim, petrol tankerlerinin hareketini yavaşlatırken enerji fiyatlarını da hızla yukarı çekti.
Goldman Sachs analistleri, Hürmüz Boğazı’ndaki akış yeniden normale dönmeye başlasa bile sevkiyatların tamamen toparlanmasının haftalar sürebileceğini belirtiyor.
Plastik ve kimya sanayisi de risk altında
Nafta stoklarındaki düşüş uzmanları özellikle endişelendiriyor. Çünkü nafta, plastikler ve çok sayıda endüstriyel kimyasalın üretiminde temel hammaddelerden biri olarak kullanılıyor.
BAE'nin Fujairah depolama merkezindeki nafta stoklarının yüzde 72 azaldığı belirtilirken, Avrupa’nın önemli enerji merkezlerinden Amsterdam-Rotterdam-Anvers hattında da yüzde 37’lik düşüş yaşandığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre bu durum yalnızca enerji sektörünü değil, plastikten otomotive, elektronik üretiminden ambalaj sektörüne kadar geniş bir sanayi zincirini etkileyebilir.
Havacılık sektörü alarm veriyor
Krizden en hızlı etkilenen alanlardan biri havacılık oldu. Bazı büyük hava yolu şirketleri, jet yakıtı tedarikindeki sıkıntılar nedeniyle uçuş iptallerine başladı.
Goldman Sachs’a göre Avrupa’daki ticari jet yakıtı stokları -devletlerin acil durum rezervleri hariç tutulduğunda- haziran ayı içinde Uluslararası Enerji Ajansı’nın belirlediği kritik 23 günlük eşik seviyesinin altına düşebilir.
Asya ve Avrupa daha kırılgan
Analistler özellikle Çin dışındaki Asya ülkeleri ile Avrupa’nın bazı bölgelerinin rafine yakıt krizine karşı daha savunmasız olduğunu belirtiyor. Güney Afrika, Hindistan, Tayland ve Tayvan’ın risk altında olduğu ifade ediliyor.
Uzmanlara göre sorun yalnızca petrol bulmak değil, bulunan petrolü yeterince hızlı biçimde kullanılabilir yakıta dönüştürebilmek. Rafineri kapasite sorunları, ihracat kısıtlamaları ve ticaret zincirindeki aksaklıklar nedeniyle bir bölgede bulunan fazla petrol başka bir bölgedeki açığı kolayca kapatamıyor.