Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Avrupa'nın Orta Asya yatırım gündemi: Kurallar kaynakların önüne geçti

Euro para birimi temalı heykel
Euro para birimiyle ilgili heykel ©  AP Photo/Francisco Seco
© AP Photo/Francisco Seco
By Dilbar Primova & Rushanabonu Aliakbarova, Ruxshona Raxmatullayeva
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Taşkent Uluslararası Yatırım Forumu’na katılan Avrupalı yetkililer ve finans kuruluşları, gelecekteki yatırımlar için düzenleyici istikrarı, proje hazırlığını ve sınır ötesi bağlantıları temel koşullar olarak vurguladı.

Avrupa yetkililerine, kalkınma bankalarına ve Taşkent Uluslararası Yatırım Forumu'na katılan finans kuruluşlarına göre, Orta Asya'nın yatırım çekme kapasitesi yalnızca ekonomik büyüme ve doğal kaynaklara değil, aynı zamanda öngörülebilir düzenlemelere, finansmana erişime ve daha verimli ulaşım bağlantılarına da bağlı olacak.

REKLAM
REKLAM

Bölgenin maden zenginliği ve stratejik konumu dikkat çekse de, forum sırasında Euronews'e konuşan Avrupalı yetkililer, yatırım çekmek için düzenleyici ve kurumsal faktörlerin en az doğal kaynaklar kadar önemli olduğunu defalarca vurguladı.

Avrupa'nın Orta Asya ile angajmanı giderek üç öncelik etrafında şekilleniyor: kurallar, finansman ve bağlantısallık.

Avrupa neden yakından ilgileniyor

Avrupa Birliği için Orta Asya'nın artan önemi, hem bölgenin ekonomik dönüşümünü hem de küresel tedarik zincirlerindeki yükselen rolünü yansıtıyor.

"Orta Asya, özellikle kritik mineraller söz konusu olduğunda önemli bir aktör haline geldi" dedi OECD Orta Asya Birimi Başkanı Gregory Lecomte.

Bölge hâlihazırda önemli bir uranyum üreticisi ve bakır ile antimon gibi, ekonomiler elektrifikasyona yönelip tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye çalıştıkça talebi artması beklenen materyallerin önemli bir tedarikçisi konumunda.

Birçok yetkili, son yıllarda Orta Asya'daki en önemli gelişmelerden birinin bölgesel işbirliğinin güçlenmesi olduğuna dikkat çekti.

"Aslında bizim o kadar değiştiğimiz yok, değişen Orta Asya" dedi AB'nin Özbekistan Büyükelçisi Toivo Klaar.

Beş Orta Asya ülkesi arasındaki daha yakın işbirliğine işaret eden Klaar, güçlenen bölgesel bağların bölgeyi uluslararası ortaklar ve yatırımcılar için daha cazip hale getirdiğini söyledi.

"Eskiden Orta Asya'dan, bir şeylerin ortasında kalan bir bölge olarak söz edilirdi" diyen Klaar, "Ama artık kendi başına bir aktör haline geliyor" ifadesini kullandı.

Kaynaklardan önce kurallar

Avrupa kurumlarıyla yapılan görüşmelerde sürekli tekrarlanan mesaj şu oldu: Hukuki öngörülebilirlik, yatırım için en kritik koşul olmayı sürdürüyor.

"Yatırım çekmek ve ekonominizi geliştirmek istiyorsanız, iş dünyası için net bir hukuki çerçeveye ihtiyacınız var" dedi AB'nin Orta Asya Özel Temsilcisi Eduards Stiprais.

Yatırımcılar açısından sorun çoğu zaman yasaların varlığı değil, öngörülebilirliği.

"Şikayetlerin çoğu, mevzuatın sık sık değiştirilmesiyle ilgili" diyen Stiprais, "Hukuki öngörülebilirlik kilit bir mesele" ifadesini kullandı.

Şirketlerin yasaların tutarlı biçimde uygulanacağına güven duyabilmesi için bağımsız mahkemelerin ve güvenilir uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının önemine de vurgu yaptı.

Benzer kaygılar, bu yılın başında geçici olarak yürürlüğe giren Avrupa Birliği-Özbekistan Geliştirilmiş Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması'nda da yer buluyor.

Klaar'a göre anlaşma, ticaret, yatırım ve fikri mülkiyetin korunması alanlarında işbirliğini güçlendirirken, aynı zamanda Özbekistan'da faaliyet gösteren Avrupalı şirketleri desteklemeyi amaçlayan mekanizmalar oluşturuyor.

Büyümenin finansmanı ve riskin paylaşımı

Düzenlemeler yatırım için gerekli zemini oluşturuyorsa, projelerin hayata geçip geçmeyeceğini belirleyen unsur finansman oluyor.

Lecomte'a göre kritik mineraller gibi stratejik sektörlerin geliştirilmesi üç faktöre bağlı: güçlü bir iş ortamı, risk paylaşım mekanizmaları ve yüksek çevresel ile sosyal standartlar.

"Bu yatırımların kısa vadede gerçekleşebilmesi için riskin paylaşılması gerekiyor" dedi.

Siyasi risk garantileri, yatırımcıların maruz kaldığı riskleri azaltmak için başvurulabilecek araçlardan biri olmayı sürdürüyor.

Almanya merkezli AKA Bank'ın Üst Yöneticisi Marck Wengrzik, şirketlerin yeni pazarlara girişinde siyasi risklerin bir bölümünü üstlenen garanti enstrümanlarına dikkat çekti.

Orta Asya'nın doğal kaynaklar, genç nüfus ve genişleyen yenilenebilir enerji kapasitesini bir araya getiren yapısının, yatırımcıların ilgisini giderek daha fazla cezbettiğini vurguladı.

Avrupa Yatırım Bankası için ise finansman, yalnızca mevcut sermaye miktarından ibaret değil.

Avrupa Yatırım Bankası (EIB) Başkan Yardımcısı Marek Mora, projelerin niteliği ve hazırlık düzeyinin de en az finansman kadar önemli olduğunu, kalkınma kurumlarının destek verebilmesi için yatırımların teknik açıdan olgunlaşmış ve finansal açıdan fizibil olması gerektiğini söyledi.

Altyapının ötesinde bağlantısallık

Kurallar ve finansmanın yanında bağlantısallık, Avrupa'nın Orta Asya ile ilişkilerinin üçüncü ayağını oluşturuyor.

Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan ulaşım koridorları, alternatif ticaret güzergahları arayan hükümetlerin, kalkınma bankalarının ve özel yatırımcıların giderek artan ilgisini çekiyor.

"Demiryollarının ve karayollarının geliştirilmesine bakmaya hazırız" diyen Mora, "ve Orta Asya'nın Avrupa'ya daha iyi bağlanmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Ancak OECD ve Dünya Bankası'na göre, Hazar Geçişli Uluslararası Taşımacılık Koridoru (TITR) ya da bilinen adıyla Orta Koridor'un başarısını yalnızca altyapı belirlemeyecek.

Lecomte'a göre Hazar Denizi'ndeki kapasite kısıtları ve sınır geçişlerindeki yetersiz koordinasyon, başlıca darboğazlar olmaya devam ediyor.

Dünya Bankası Orta Asya Baş Altyapı Uzmanı Winnie Wang de benzer zorluklara dikkat çekerek, limanlara, demiryollarına ve sınır altyapısına yatırım yapılması gerektiğini, aynı zamanda gümrük prosedürlerinin ve belge sistemlerinin iyileştirilmesinin önem taşıdığını söyledi.

"Bir koridorun toplam gücünü, en zayıf halkası belirler" diyen Wang, bu noktaya özellikle vurgu yaptı.

Klaar, söz konusu koridorun ticareti iki yönde de artırabileceğini, Orta Asya'dan daha fazla ihracatın Avrupa'ya ulaşmasına imkan tanırken, Avrupa mallarının bölge pazarlarına girişi için de yeni fırsatlar yaratabileceğini belirtti.

Bölgesel entegrasyon, Orta Asya'nın kendi içinde de ilerliyor. Stiprais, komşu ülkeler arasındaki daha yakın işbirliğinin şimdiden ekonomik bir gerçekliğe dönüşmekte olduğunun kanıtı olarak Fergana Vadisi'ndeki artan sınır ötesi hareketliliğe işaret etti.

Avrupalı yetkililer, daha derin ekonomik ilişkilerin Orta Asya'nın çok yönlü dış politikasıyla uyumlu olduğunun da altını çiziyor. Stiprais'e göre AB'nin temel kaygısı, bölgenin daha geniş uluslararası ortaklıklarını sınırlamaktan ziyade, Rusya'nın askeri sanayisini destekleyebilecek yaptırım kapsamındaki malların yeniden ihracının önlenmesi.

Avrupa Yatırım Bankası, bölgedeki finansman faaliyetlerini genişletirken Orta Asya temsilciliğini Taşkent'te açıyor. Forum sırasında görüşülen yetkililer, proje hazırlığı, düzenleyici istikrar ve sınır ötesi koordinasyonu, bölgedeki yatırımcıların karşılaştığı başlıca zorluklar arasında sıraladı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

TIIF 2026: Özbekistan 75 milyar avroluk projeleri küresel yatırımcılara sundu

Avrupa'nın Orta Asya yatırım gündemi: Kurallar kaynakların önüne geçti

Avrupa savunma şirketi KNDS halka arz planını açıkladı: değer 15 milyar euroya çıkabilecek