İspanya'da olağanüstü toplanan Bakanlar Kurulu, uluslararası krizin etkilerine karşı bazı ekonomik önlemlerin süresini uzattı, yeni bir konut planı açıkladı ve hükümetin genel bütçeleri hazırlarken esas alacağı makroekonomik tahminleri güncelledi.
İspanya'da Bakanlar Kurulu, pazartesi günü gerçekleştirdiği toplantıda uluslararası krizin ekonomik etkilerini hafifletmeye yönelik yeni bir tedbir paketini onaylarken, makroekonomik çerçeveyi güncelleyerek 2027 Yılı Genel Devlet Bütçesi üzerindeki resmi çalışmaları da başlattı. Toplantı aynı zamanda, mevcut yasama döneminin siyasi önceliklerinden biri olan konut stratejisini güçlendirmek amacıyla da değerlendirildi.
Yeni kararname, 30 Haziran'da süresi dolacak olan bir önceki tedbir paketinin yerini alacak. Başbakanın daha önce de işaret ettiği gibi temel amaç; Ortadoğu'daki jeopolitik durumdan kaynaklanan enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı özellikle kırılgan olan aileleri, çalışanları ve ekonomik sektörleri korumaya devam etmek.
Ekonomi, Ticaret ve İşletme Bakanı Carlos Cuerpo, ekonominin hâlâ "yüksek jeopolitik belirsizlik" ortamında faaliyet gösterdiğini savunarak uzatma kararını "Gardımızı düşüremeyiz," sözleriyle savundu. Cuerpo, uluslararası durumdan kaynaklanan riskler devam ettiği sürece hükümetin en çok etkilenen sektörlere yönelik desteğini sürdüreceğini belirtti.
Yürürlükte kalmaya devam eden tedbirler arasında nakliyeciler, çiftçiler ve hayvancılıkla uğraşanlar için litre başına 20 sentlik akaryakıt sübvansiyonunun yanı sıra elektrifikasyon ve yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılmasına bağlı çeşitli teşvikler yer alıyor. Kararnamenin tam kapsamı, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından hükümet tarafından netleştirilecek.
Bu onay, Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) tarafından yayımlanan ve yıllık enflasyon oranını önceki iki ayla aynı seviyede, yani yüzde 3,2 olarak gösteren haziran ayı öncü enflasyon tahminiyle aynı döneme denk geldi. Hükümet, mart ayından bu yana alınan önlemlerin fiyat artışlarını dizginlemeye yardımcı olduğunu savunurken, çeşitli analistler Ortadoğu'daki çatışmanın seyrinin önümüzdeki aylarda enerji maliyetlerini şekillendirmeye devam edeceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Konut politikası ve 2027 bütçesi yol haritası
Hükümet, "anti-kriz kalkanı" olarak adlandırılan paketinin süresini uzatmanın yanı sıra konut politikasında da yeni bir hamle yapılacağını duyurdu.
Kapsayıcılık, Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Elma Saiz, hükümetin temmuz ayında parlamentoda "geniş bir uzlaşı" sağlamayı umduğu bir tedbir paketini onaylamayı planladığını söyledi. Saiz konuta erişimi kolaylaştırmayı amaçlayan bu girişimin, kısa dönemli kiralamaların düzenlenmesi, kiraları düşüren mülk sahiplerine vergi teşvikleri sunulması ve turistik konaklamalarda KDV'nin yüzde 21'e çıkarılması gibi teklifleri içereceğini açıkladı.
Bu girişimler, hükümet tarafından geçtiğimiz nisan ayında onaylanan ve toplam 7 milyar euro yatırımla hayata geçirilen 2026–2030 Ulusal Konut Planı'na ek olarak geliyor. Bu bütçenin yüzde 60'ı devlet, yüzde 40'ı ise özerk yönetimler tarafından karşılanacak. Program, diğer hedeflerin yanı sıra kamu konut stokunu genişletmeyi, restorasyon çalışmalarını hızlandırmayı ve kamu fonlarıyla inşa edilen sosyal konutların kalıcı olarak korunmasını sağlamayı amaçlıyor.
Buna rağmen, konut politikası siyasi bir tartışma odağı olmaya devam ediyor. Endülüs bölgesel hükümeti, ulusal planın bazı yönlerinin devredilen bölgesel yetkileri gasp ettiğini savunarak bir yetki uyuşmazlığı davası başlatırken, Konut Bakanlığı bu suçlamayı reddediyor.
Makroekonomik çerçevenin güncellenmesi, 2027 Genel Devlet Bütçesi'nin hazırlanmasındaki ilk resmi adımı oluşturuyor. Hükümet, harcama tavanını ve bütçe istikrar hedeflerini onaylamadan ve kanun taslağını muhtemelen yaz sonrasında parlamentoya göndermeden önce, bu yeni tahminlerin gelecek yılın kamu hesaplarını tasarlamak için temel oluşturacağına inanıyor.
Hükümet, birkaç yıl süren bütçe uzatmalarının ardından 2027 yılı için yeni bir kamu hesapları seti sunma niyetini yinelerken, bütçenin onaylanması Meclis'teki geçiş sürecinde yeterli bir parlamento çoğunluğunun güvence altına alınmasına bağlı olacak.