Yeni işgücü piyasası verileri, Atlantik’in iki yakası arasındaki makasın açıldığını gösteriyor. ABD’de istihdam artışı sert biçimde yavaşlarken, Euro Bölgesi'nde ise işsizlik oranı rekor düşük seviyede kalıyor.
Perşembe günü açıklanan yeni istihdam verileri, dünyanın önde gelen gelişmiş ekonomileri arasında giderek belirginleşen ayrışmayı ortaya koydu. ABD’de işe alım hızındaki keskin yavaşlama, Avrupa işgücü piyasalarının görece güçlü ve tarihsel olarak düşük işsizlik seviyeleriyle tezat oluşturdu.
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, tarım dışı istihdam haziran ayında yalnızca 57 bin kişi arttı. Bu rakam, piyasa beklentisi olan 113 binin oldukça altında kalırken, Mayıs ayında kaydedilen 172 binlik artışa kıyasla belirgin bir yavaşlamaya işaret etti.
İstihdamdaki bu sert ivme kaybına rağmen, işsizlik oranı beklentilerin aksine hafif gerileyerek yüzde 4,3’ten yüzde 4,2’ye düştü.
Diğer göstergeler ise ABD işgücü piyasasına daha karmaşık bir tablo sunuyor.
İlk işsizlik maaşı başvuruları hafta boyunca 215 bin seviyesinde sabit kaldı ve yaklaşık 218 binlik artış öngören beklentilerin altında gerçekleşti. Buna karşılık, devam eden işsizlik maaşı başvuruları da hafif gerileyerek 1,814 milyona düştü ve 1,820 milyonluk piyasa tahmininin altında kaldı.
Atlantik'in öte yakasında ise Avrupa'daki istihdam görünümü dikkat çekici bir istikrar sergilemeye devam ediyor.
Eurostat tarafından yayımlanan verilere göre, Euro Bölgesi'nde işsizlik oranı mayıs ayında yüzde 6,2 seviyesinde sabit kalarak para birliği için rekor düşük düzeyini korudu.
Bu oran, piyasa beklentileriyle birebir örtüşürken, kıta genelindeki daha geniş ekonomik belirsizliklere rağmen Avrupa işgücü piyasasındaki kalıcı sıkılığı da vurguluyor.
Merkez bankaları için sonuçları
Son istihdam raporları, hem ABD Merkez Bankası (Fed) hem de Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile onların para politikası görünümü açısından kritik bir dönemeçte geliyor.
ABD'de tarım dışı istihdamdaki sert yavaşlama, işgücü piyasasının nihayet sıkı finansal koşulların baskısı altında yumuşamaya başladığına dair güçlü kanıtlar sunuyor.
Fed, haziran ayında faiz artırımlarına ara vererek, borçlanma maliyetlerini sabit tuttu ve karar vericilere önceki sıkılaştırma döngüsünün gecikmeli etkilerini değerlendirme alanı tanıdı.
Manşet işsizlik oranının yüzde 4,2'ye gerilemesi tabloyu bir miktar karmaşıklaştırsa da, 57 binlik zayıf istihdam artışı Fed'in temkinli duruşunu pekiştirecek nitelikte.
Analistler, istihdam verileri bu denli düşük gelmeye devam ederse, Fed'in 2026'da daha geniş çaplı bir ekonomik daralmayı önlemek için yılın ilerleyen dönemlerinde faiz indirimlerini tartışma baskısıyla karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor. Ancak şimdilik, tek bir zayıf veri setinin yön değişikliği için yeterli olmayacağı görüşü ağır basıyor.
Theo'nun yatırım direktörü (CIO) Iggy Ioppe, "İstihdamdaki bu hayal kırıklığı büyümede bir tökezleme olarak okunuyor ve ilk tepki faiz indirimlerini yeniden fiyatlamak oluyor. Tuzak da burada. İşsizlik oranı yeni düşüp yüzde 4,2'ye gerilemişken, şahin bir Fed'in tek bir zayıf istihdam verisini görmezden gelmek için yeterli gerekçesi var, beklenen rahatlama gelmeyebilir," dedi.
Sygnum Bank'ın yatırım direktörü (CIO) Fabian Dori, "Zayıf bir veri, faiz artırımı baskısını anında yumuşatır ve bunu manşet rakamlar sindirilmeden önce piyasaların yeniden fiyatlamasında görürsünüz ancak daha zayıf veriler otomatik olarak yükseliş yönlü bir sinyal değildir. Warsh Fed'i enflasyon konusunda güvenilirliğe daha fazla, ileriye dönük yönlendirmeye ise daha az ağırlık veriyor; bu nedenle odağını hâlâ enflasyonda tutan bir Fed'i hareket ettirmek için tek bir yumuşak rapor yeterli olmayabilir," diye ekledi.
Buna karşılık, Avrupa Merkez Bankası cephesinde, para politikasının yakın zamanda faiz indirimlerini önceleyen bir rotaya girip girmeyeceği konusunda kayda değer bir soru işareti bulunmuyor.
Euro Bölgesi'nde yüzde 6,2 ile değişmeyen işsizlik oranı, işgücüne yönelik güçlü iç talebin sürdüğünü gösterirken, enflasyonu da halen öncelikli bir sorun olarak gündemde tutuyor.
ECB, inatçı fiyat baskılarını gerekçe göstererek haziran ayında bir faiz artışı daha gerçekleştirdi. İstihdamın tarihî zirvelerde seyretmesi, Avrupalı politika yapıcılara katı ve şahin bir duruşu sürdürmek için güçlü bir gerekçe sunuyor.
Avrupa işgücü piyasasının bu dirençli yapısı, merkez bankasına daha sıkı finansal koşulları hemen bir resesyona yol açmadan absorbe edebileceği sağlam bir ekonomik zemin sağlıyor.