Instagram çağından önce anonimliği bir güç unsuru olarak kullanan Banksy’nin, yasal adını David Jones olarak değiştirdiği iddia ediliyor.
Instagram’ın yükselişinden yıllar önce Banksy, gerçek nüfuzun sırrının ünlü olmakta değil, anonim kalmakta yattığını fark etmişti. Onlarca yıl boyunca kıtaları aşan, kamu duvarlarında otoriteye meydan okuyan ve müzayede masasında kendi kendini imha eden eserlerinin değeri, kimliğindeki gizemle bütünleşmişti.
Ancak şimdi Reuters haber ajansının Banksy’nin maskesini “resmen” düşürdüğünü iddia etmesi, eserlerin kültürel ve finansal değerini koruyup korumayacağı tartışmalarını gündeme getirdi.
Peki, bu gizem balonunu patlatmaya gerçekten gerek var mıydı? Birçok Banksy hayranı, kimliğin açığa çıkmasına yas tutarken haber merkezine sert tepki gösterdi. Bir takipçi durumu, “Hiç uyarı almadan Noel Baba’nın var olmadığını öğrenmek gibi” olarak nitelendirdi. Denver merkezli sanatçı Thomas Evans ise Instagram’da, “Sanki bana bir sihirbazlık numarasının nasıl yapıldığını anlatıyorlar; bazen sadece gösterinin tadını çıkarmak istersiniz,” dedi.
Ancak bazı sanat uzmanlarına göre, Banksy’nin duvar resimleri ve taşıdığı mesajlar kimliğinin açığa çıkmasına rağmen değerini koruyacak; çünkü sanatçının cazibesi yalnızca anonim olmasından kaynaklanmıyordu. Muzip ve karanlık tondaki eserleri, İngiltere’den İsrail’in işgali altındaki Beytüllahim’e, savaşın yıktığı Ukrayna’ya kadar adaletsizliğe, baskıya ve eşitsizliğe tanıklık ediyor. Londra’daki Andipa Galeri Direktörü Acoris Andipa, “İnsanlar onun eserlerini sadece sevdikleri için alıyor. Aldığım temel geri bildirim şu: Dürüst olmak gerekirse, kim olduğunu bilmek umurlarında bile değil,” diyor.
Uzun süredir 1972 doğumlu Robin Gunningham olduğu düşünülen Banksy, kamusal alanlarda sanat bırakmayı yıkıcı bir ifade biçimi olarak gören sokak sanatı geleneğinin ürünü. Sanatçı dostları arasında “açık sır” olan bu kimlik, aslında 2008’de Daily Mail ve 2016’da Associated Press (AP) gibi mecralarda da tartışılmıştı.
Reuters’ın iz sürücülüğü ve Ukrayna bağlantısı
Reuters’ın son haberine göre Banksy, deşifre olduktan sonra yasal adını İngiltere'nin en yaygın ikinci ismi olan David Jones olarak değiştirdi. Bu isim aynı zamanda Banksy'nin 2012'de Kraliçe 2. Elizabeth'i resmederken ilham aldığı David Bowie’nin de gerçek adı.
Ajans, David Jones isimli bir şahsın 2022 sonlarında Banksy’nin yakın bir iş arkadaşıyla birlikte Ukrayna’ya seyahat ettiğini ortaya çıkardı. Bu seyahatten hemen sonra, Rusya tarafından bombalanan binalarda Banksy’nin meşhur duvar resimleri belirmeye başlamıştı. Bunlar arasında, siyah kuşak sahibi bir yetişkini (judo yapan Vladimir Putin’e gönderme olarak) yere seren bir çocuk figürü de bulunuyordu.
Banksy her zaman bu kadar iz bırakmadan hareket eden bir figür değildi. 17 Eylül 2000’de Robin Gunningham, New York’taki bir Marc Jacobs reklam panosunu tahrif ettiği gerekçesiyle gözaltına alındı.
Reuters’ın ulaştığı ve AP tarafından doğrulanan imzalı ifadesinde Gunningham, “Arkadaşlarımla bir gece kulübünde içki içtikten sonra panoya mizahi bir müdahalede bulunmaya karar verdim,” diyerek bir erkek modelin fotoğrafına göz farı ve konuşma balonu çizdiğini kabul etti.
İsim mi önemli, varlık mı?
Sanat dünyasında, bu son “ifşa” dalgasının bizzat sanatçı tarafından kurgulanmış olabileceğine dair spekülasyonlar da gündemde. Londra’daki Hang-Up Gallery’den Madeleine White, bunun Banksy’nin sansasyonel ve hicivli tarzıyla örtüştüğünü belirterek, “Reklamın iyisi kötüsü olmaz,” diyor.
Uzmanlara göre Banksy’nin yıldız gücü anonimliğin çok ötesinde. Her yerin kameralarla izlendiği bir çağda, otoritenin gözleri önünde yeni eserler üretebilme becerisi hâlâ hayranlık uyandırıyor. MyArtBroker kurucusu Joe Syer, “Banksy’nin anonimliği bir ünlü stratejisinden ziyade, eserlerin evrensel kalmasını ve egodan bağımsız olmasını sağlayan bir araçtı,” değerlendirmesinde bulunuyor.
New York merkezli koleksiyoner Christopher Banks ise durumu şu sözlerle özetliyor: “İsim, varlıktan daha az önemli. Banksy’nin işleri, yaratıcısı bilinmese de anlamını koruyor. Önemli olan o ismin kim olduğu değil, o eserin orada olması.”