Yunanistan Ulusal Günü vesilesiyle düzenlenen törende Başkonsolos Konstantinos Koutras, Lozan Antlaşması ve karşılıklı saygının önemine dikkat çekerken; sanatçı Taksidis, Athos Dağı’ndaki içsel yolculuğunu eserleriyle İstanbullulara sundu.
Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosu Konstantinos Koutras, 25 Mart Yunanistan Ulusal Günü dolayısıyla düzenlenen resepsiyonda, iki ülke arasındaki diyaloğun ve karşılıklı saygının önemine vurgu yaptı.
25 Mart 1821 Ulusal Yıldönümü kutlamaları kapsamında, sanatçı Yorgos Taksidis’in (Giorgos Taxidis) “Aynoroz: Sessizliğin Diyarı” temalı resim sergisinin açılışı da gerçekleştirildi.
İstanbul’un “kıtaların ve medeniyetlerin ebedi köprüsü” olduğunu belirten Koutras, bu anlamlı günün dostlar ve ortaklarla birlikte kutlanmasının iş birliğinin gücünü gösterdiğini ifade etti.
1821’de başlayan Yunan Devrimi’nin modern Yunan devletinin yeniden doğuşunu simgelediğini hatırlatan Koutras, özgürlük mücadelesinin evrensel bir mesaj taşıdığını söyledi. Günümüz dünyasında istikrarın artık bir tercih değil “mutlak bir zorunluluk” olduğunu vurgulayan Koutras, Lozan Antlaşması’nın bölgesel barış ve denge açısından temel bir dayanak olduğunu dile getirdi.
Resepsiyon kapsamında sanatçı Yorgos Taksidis’in “Aynoroz: Sessizliğin Diyarı” başlıklı sergisi de ziyaretçilerle buluştu. Koutras, sanatın sınırları aşan evrensel bir dil olduğunu belirterek, serginin İstanbul’da anlamlı bir karşılık bulduğunu söyledi.
Aynoroz’un sessizliği İstanbul’da
“Aynoroz: Sessizliğin Diyarı” sergisi, Aynoroz Evi ile Taksidis iş birliğinde yürütülen uzun soluklu bir görsel sanatlar programının ürünü. 2020-2025 yılları arasında sanatçı, Aynoroz’a 15’ten fazla ziyaret gerçekleştirdi; 20 manastırın tamamını gezdi, rahiplerin günlük yaşamına katıldı ve bu deneyimleri 115 eser, heykeller ve baskılarla kayıt altına aldı.
Program, Aynoroz Evi Direktörü Anastasios Douros tarafından yürütülürken, Selanik’teki serginin küratörlüğünü sanat tarihçisi Giannis Bolis üstlendi. Bolis, Taksidis’in eserlerini “sessizlik ve ışığın dünyasına açılan imgeler” olarak tanımlarken, bu çalışmaların izleyiciyle daha derin ve yalın bir bağ kurduğunu ifade ediyor.
Sergiye eşlik eden katalogda ise Bolis’in yanı sıra sanat yazarı David Ebony’nin metinleri yer alıyor. Ebony, sanatçının proje süresince yüzün üzerinde eser ürettiğini ve Aynoroz deneyimini hem görsel hem de yazılı bir günlükle belgelediğini belirtiyor.
'Mekanın içi, insanın içine dönüştü'
Taksidis, resepsiyondaki konuşmasında, Athos Dağı’nda geçirdiği sürecin yalnızca görsel değil, aynı zamanda içsel bir yolculuk olduğunu vurguladı. Pandemi koşullarına rağmen çalışmalarını sürdürdüğünü belirten sanatçı, “Amacım etkilemek değil, anlam arayışını yakalamak” dedi.
Başlangıçta kaldığı odaları belgeleyen sanatçının işleri zamanla daha derin bir anlatıya dönüştü. “Mekanın içi, insanın içine dönüştü” diyen Taksidis, eserlerinde insan figürünü bilinçli olarak kullanmadığını, ancak yokluğu üzerinden güçlü bir varlık hissi yarattığını ifade etti.
Sanatçının günlük notlarında ise sanat ile maneviyat arasındaki paralellik dikkat çekiyor: “Rahipler ve sanatçılar, tüm farklılıklarına rağmen aynı yolu izliyor: içsel mücadele, adanmışlık ve sabır… Biz de ‘gerçek ışığı’ arıyoruz.”
Işık, sessizlik ve içsel arayış
Sergide merdivenler, kapılar ve ışık gibi simgeler öne çıkıyor. Taksidis’e göre bu imgeler hem fiziksel hem de ruhsal bir yolculuğu temsil ediyor. “Işık, çizimdeki beyaz boşlukta saklıdır” diyen sanatçı, gerçeğin ancak onu çevreleyen unsurlarla birlikte ortaya çıktığını vurguluyor.
Athos Dağı’nın ruhani atmosferini merkezine alan sergiye, sanatçının bölgeye yaptığı ziyaretleri konu alan, yönetmen Nikos Anagnostopoulos imzalı bir belgesel de eşlik ediyor.
Yunanistan'ın Ulusal Bayramı için Başkonsolosluk'un düzenlediği kutlama etkinlikleri kapsamında yer alan sergi, 26 Mart-16 Nisan tarihleri arasında, her gün 12:00-16:00 saatleri arasında, Sismanoglio Megaro’da ziyaret edilebilir.