Müzisyenler, savaş, eşitsizlik ve baskıya karşı çıkmak, olumlu değişimi teşvik etmek için müziğin gücünden her zaman yararlandı. Euronews Culture son on yılın en etkili protest şarkılarını inceliyor.
UYARI: Bu yazıda bazı okurların rahatsız edici bulabileceği ifadeler yer almaktadır.
“Şu ‘sanat için sanat’ zırvasının hepsi palavra. Bu insanlar ne anlatıyor? Bana gerçekten Shakespeare’in ve Aiskhylos’un krallardan söz etmediklerini mi söylemeye çalışıyorsunuz? İyi olan her sanat eseri politiktir! Politik olmayan tek bir tane bile yoktur. Ve özellikle politik olmamaya çalışanlar, ‘mevcut düzeni seviyoruz’ diyerek politikleşirler.” - Toni Morrison -
Aksini çok ahmakça iddia edenler olsa da kültür ile siyaset el ele yürür. Sanat, tüm biçimleriyle, yaşadığımız çalkantılı zamanları yansıtan, dünyaya tutulmuş bir aynadır.
Müzik de protest şarkılar aracılığıyla isyanın ve direnişin payına düşeni fazlasıyla aldı; müzisyenler zanaatlarını, kınamak, güç vermek, motive etmek ve değişime ilham olmak için bir araç olarak kullandılar.
Aretha Franklin’den Rage Against The Machine’e; Nina Simone, Fela Kuti, Bob Marley, Marvin Gaye, Bob Dylan, NWA, Public Enemy, Dead Kennedys, The Clash ve Bikini Kill üzerinden (yalnızca birkaç isim saymak gerekirse) uzanan çizgiye baktığımızda, politik ve toplumsal meselelere değinen şarkılar yayımlama geleneğinin hiç de yeni olmadığını görürüz.
Protest şarkıların altın çağının 1970’lerde kaldığını ilan edenler yeterince dikkat kesilmiyor: Protest şarkı sanatı bugün hâlâ gayet sağlıklı; System Of A Down, Run The Jewels, Kendrick Lamar ve Fontaines D.C. gibi isimler itirazlarını şarkılarıyla dile getirmeyi sürdürüyor. Yalnızca bu yıl bile Bruce Springsteen’in, ICE ajanlarının Alex Pretti ve Rennee Good’u öldürmesinin ardından “King Trump and his private army”yi hedef alan bir protest şarkı olan ‘Streets Of Minneapolis’ı yayımladığını; U2’nun siyasi açıdan yüklü iki EP çıkardığını; Massive Attack’in ise Tom Waits’le güçlerini birleştirip 21. yüzyılın en güçlü protest marşlarından birini yayımladığını gördük.
Müzik dünyayı değiştirebilir mi? En azından dikkat kesilenlerin bilincini uyandırıp onlara güç verebileceği kesin.
İşte son 10 yılın en etkili protest şarkılarından, tamamını kapsamayan listemiz – müziğin işleri daha iyiye doğru değiştirme gücü olduğuna inananların eserleri.
Beyoncé & Kendrick Lamar – Freedom (2016)
2016’da yayımlandığından beri bu gospel-rock parçası, özellikle 2020’deki George Floyd protestoları ve Kamala Harris’in 2024 başkanlık kampanyası başta olmak üzere çeşitli sosyal ve siyasi hareketlerin marşına dönüştü. Ayrımcılık ve önyargı üzerine bir şarkı; her tür baskıya karşı çıkıyor. Beyoncé “I can’t move” dediğinde, bu dize, polis tarafından boğularak öldürülmeden önce Eric Garner’ın son sözleri olan “I can’t breathe”i yankılıyor. New York Times’ın 2020 tarihli bir araştırmasına (kaynak İngilizce) göre, bu üç kelime ABD’de polis gözetiminde ölen 70’ten fazla kişi tarafından kullanıldı.
Öne çıkan sözler: “Freedom / Freedom / I can't move / Freedom, cut me loose”
Pussy Riot – Putin Lights Up The Fires (2016)
Rus feminist punk rock kolektifi Pussy Riot, baskıya, homofobiye, cinsiyetçiliğe karşı isyan etti ve Vladimir Putin’i hedef alan ilk gruplardan biri oldu. Pek çok şarkılarında Putin’i açıkça hedef gösteriyorlar (“Organs” ve “Putin Has Pissed Himself” ilk akla gelenler) ve “Putin Lights Up The Fires”, Bikini Kill’in gurur duyacağı türden bir punk marşı olarak öne çıkıyor. Daha da önemlisi, topluluk, hapis cezalarıyla karşı karşıya kalsalar bile susmanın bir seçenek olmadığını açıkça gösterdi.
Öne çıkan sözler: (Çeviri) “Ülke, cesaretle sokaklara çıkıyor / Ülke, rejime elveda demeye gidiyor / Ülke, feministlerden oluşan bir kama / Ve Putin gidiyor”
Kae Tempest – Europe Is Lost (2016)
“Europe Is Lost”ta Kae Tempest, keskin ve sarsıcı bir seferberlik çağrısı yaratıyor. Bu, kayıtsızlığa ve yalnızca “thoughts and prayers”la yetinen koltuk aktivizmine karşı bir çığlık. Dünyadaki kaosla karşı karşıyayken hem acı gerçekleri hem de gözümüzün önünde yaşanan çaresizlik karşısındaki ikiyüzlülüğümüzü ifşa ediyor. Parça, onların 2019 tarihli “People’s Faces” şarkısının da mükemmel bir tamamlayıcısı; kırık bir Britanya’yı, Brexit’in yarattığı tahribatı ve insanların yüzlerinde bulunan teselliyi anlatan yürek burkan bir eser.
Öne çıkan sözler: “Meanwhile the people were dead in their droves / And no, nobody noticed / Well, some of them noticed / You could tell by the emoji they posted”
Anohni – Drone Bomb Me (2016)
Jeopolitik, drone savaşları ve insanlığın yok oluşunu konu alan, güçlü ama kırılgan bir şarkı “Drone Bomb Me”; ailesi öldürülen genç bir Afgan kızına yazılmış bir ağıt. Şarkı, kızın artık aynı akıbeti istemesini anlatıyor. Manidar bir şekilde “Hopelessness” adını taşıyan albümde yer alıyor; aynı albümde, iklim krizi karşısındaki ikiyüzlülüğümüzü ele alan, politik bir parça olan “4 Degrees” de bulunuyor.
Öne çıkan sözler: “Drone bomb me / Blow me from the mountains / And into the sea”
Nadine Shah – Out The Way (2017)
Sanatçının politik açıdan yüklü üçüncü albümü “Holiday Destination”da (güzel “Fast Food”un devamı) yer alan “Out The Way”, milliyetçiliği ve göçmenlerin sağcı çevrelerce şeytanlaştırılmasını konu alıyor. İkinci nesil bir göçmen olan Shah, çatışmacı şarkılarını hem güçlü hem melodik açıdan çarpıcı kılmayı başarıyor; insanlıktan çıkarılmayı en anlamlı şekillerde ifşa ediyor.
Öne çıkan sözler: “You say ‘Out the way! Out the way! Out!’ / Where would you have me go? / I'm second generation, don't you know?”
Hurray For The Riff Raff – Pa’lante (2017)
İspanyolca “para adelante” (ileriye, devam) ifadesinden türeyen bu şarkı – mutlaka dinlenmesi gereken “The Navigator” albümünün sondan bir önceki parçası – Alynda Segarra’nın ayağa kalkma ve yılmama çağrısı. Porto Riko kökenli şarkıcı, Porto Rikoluların maruz kaldığı sistematik baskıyı ve kültürel silinmeyi dile getiriyor. Ekonomik, kültürel ve çevresel yıkım karşısında umut çığlığı ve aynı zamanda büyüleyici bir eser. Hurray For The Riff Raff’i canlı izleme fırsatınız olursa, seti “Pa’lante” ile kapatma ihtimalleri yüksek. Tüylerinizin diken diken olmasına hazırlıklı olun.
Öne çıkan sözler: “Colonized, and hypnotized, be something / Sterilized, dehumanized, be something / Well, take your pay / And stay out the way, be something / Ah, do your best / But fuck the rest, be something”
Kneecap – C.E.A.R.T.A. (2017)
İrlandalı rap grubu Kneecap, ilk teklilerini 2017’de yayımladı; başlık “haklar” anlamına geliyor. Rivayete göre grup üyelerinden biri bir arkadaşıyla birlikte bu kelimeyi bir otobüs durağına sprey boyayla yazıyor. Polis tarafından yakalandıklarında, “peelers” denilen memurlar, İngilizce konuşmayı reddettikleri için onları bir gece nezarette tutuyor. Bu olay hem şarkıda hem de harika Kneecap filminde anlatılıyor. “C.E.A.R.T.A” bazı radyo istasyonları tarafından yasaklandı ama bu, parçanın grubu geniş kitlelere tanıtmasını engellemedi. Şarkının popülerliğinin, İngiliz parlamentosunda İrlanda dilini resmen tanıyıp korumayı amaçlayan İrlanda Dil Yasası’nın gündeme gelmesiyle aynı döneme denk gelmesi de cabası.
Öne çıkan sözler: (Çeviri) “Hiçbir Garda’yı siklemem / Yanan bir joint, ben fazla hızlıyım / Beni uzun süre ayakta göremezsin”
Childish Gambino – This Is America (2018)
Donald Glover, Childish Gambino adıyla 2018’de bu akılda kalıcı ama siyasi açıdan son derece yüklü şarkıyı yayımladı. Parça, ABD’de Siyahların hayatını anlatıyor, kökleşmiş ırkçılığı ifşa ediyor ve önyargıdan beslenen şiddete karşı çıkıyor. Bu temalar, simgesel göndermelerle dolu çarpıcı video klibinde daha da net duyulup görülüyor. ABD’de her yıl geçtikçe, şarkının mesajı ülkenin halini anlatan bir durum raporu olarak daha da anlam kazanıyor.
Öne çıkan sözler: “This is America / Don't catch you slippin' now / Look at how I'm livin' now / Police be trippin' now”
Angèle – Balance Ton Quoi (2019)
#MeToo hareketinin (#BalanceTonPorc – “Domuzunu ifşa et”) dalgasının ardından Belçikalı şarkıcı Angèle, kadınların günlük hayatta karşılaştığı mizojiniyi anlatan açık sözlü bir parça yayımladı. Şarkı sözleri, kadınların hâlâ nasıl ikinci sınıf yurttaş muamelesi gördüğünü ortaya koyuyor. Teklinin kapağında Angèle, üzerinde şu yazan bir tişört giyiyor: “Kadınların erkeklerden daha fazla uykuya ihtiyacı var çünkü patriyarka ile savaşmak yorucu.”
Öne çıkan sözler: (Çeviri) “Bana ima yollu şunları söylüyorlar: ‘Güzel bir kız için o kadar da aptal değilsin’ / ‘Komik bir kız için o kadar da çirkin değilsin’ / ‘Ailen ve ağabeyin yardım ediyor, işe yarıyor olmalılar’”
H.E.R. - I Can’t Breathe (2020)
H.E.R., Yılın Şarkısı Grammy’sini ve Video For Good dalında MTV Video Müzik Ödülü’nü “I Can’t Breathe” ile kazandı; parça, tekrar eden trajediler karşısında değişim çağrısı yapan hüzünlü bir ağıt. Başlık ve sözler, polis şiddetine ve ABD’deki kurumsallaşmış ırkçılığa gönderme yapıyor. Oldukça yalın ama bir o kadar da doğrudan bir protest şarkısı; buna, dünya genelindeki polis şiddeti ve ırkçılık karşıtı yürüyüşlerden görüntüler içeren video klibi eşlik ediyor. Klipte George Floyd, Ahmaud Arbery ve Philando Castile’ın da aralarında bulunduğu polis şiddeti kurbanlarına isim isim sayılarak saygı duruşunda bulunuluyor.
Öne çıkan sözler: “All of the names you refuse to remember / Was somebody’s brother, friend / Or a son to a mother that’s crying, saying / I can’t breathe, you’re taking my life from me”
Run The Jewels – A Few Words For The Firing Squad (Radiation) (2020)
Run The Jewels, hiçbir zaman siyasi sözünü esirgeyen bir grup olmadı ve muazzam dördüncü albümleri “RTJ4”ün kapanış parçası, güç bela kurdukları düzeni eleştiren lirik ustalıklarının ve politik ruhlarının bir başka örneği. Şarkı, baskının ateşli bir teşhiri ve toplumun dönüşmesi için bir çağrı; başlıktaki ifade, idamdan önce söylenen son sözler geleneğine gönderme yapıyor. “Firing squad” ifadesi, kişinin baskıcı bir rejim tarafından kurşuna dizilmek üzere olduğuna işaret ediyor. Sözlerin çoğu, geçmiş protest şarkılara da atıfta bulunuyor; bedenlerin “garip meyve” gibi ağaçta sallanmasından söz eden dize, Billie Holiday’in ABD’de Siyahların linç edilmesini anlatan sivil haklar şarkısına bariz bir gönderme.
Öne çıkan sözler: “This is for the do-gooders that the no-gooders used and then abused / For the truth tellers tied to the whippin' post, left beaten, battered, bruised / For the ones whose body hung from a tree like a piece of strange fruit / Go hard, last words to the firing squad was, 'Fuck you too'”
Fiona Apple – Under The Table (2020)
Eşi benzeri olmayan Fiona Apple, şarkılarında uzun zamandır cinsiyetçi davranışları, karmaşık sosyal ilişkileri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini hedef alıyor. 2017’de, Washington’daki Kadınlar Yürüyüşü’ne ithafen “Tiny Hands” adlı bir Trump karşıtı şarkı bile yayımlamıştı. Üç yıl sonra ise, “Fetch The Bolt Cutters” adlı başyapıt niteliğindeki albümünü sundu; bu LP, susmayı reddetmek ve istismar sonrasında özgürleşme ihtimali üzerine ürpertici şarkılar içeriyordu. “Under The Table”, bu şarkılardan biri; kadınlara sistematik olarak dayatılan sosyal ve kültürel beklentileri reddetmeye dair tutkulu bir çağrı.
Öne çıkan sözler: “Kick me under the table all you want / I won't shut up / I won't shut up”
Bob Vylan – We Live Here (2020)
“This place has got so ugly / But this is my fucking country / And it’s never been fucking lovely.” Tartışmalı Britanyalı punk-rap ikilisi Bob Vylanın bu yoğun parçası, Black Lives Matter protestolarının yükseldiği o yaz yayımlandı ve Britanya’yı sözüm ona hoşgörülü bir ülke olarak resmeden klişe anlatıları paramparça etti. Şarkı, kırılmış ve hâlâ ırkçı saldırılarla malul bir ülke tablosu çiziyor.
Öne çıkan sözler: “Strong black man in the making / Hated by the place I was made in / This country is finished, but they're proud to be British / Who are they kidding?”
Shervin Hajipour – Baraye (2022)
2022’de İranlı şarkıcı Shervin Hajipour, “Baraye” adlı şarkısını Instagram’da paylaşarak dünyayla buluşturdu. Şarkı, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin trajik ölümünün ardından patlak veren protestolara yanıt olarak kaydedildi. Amini, başörtüsünü “kurallara uygun takmadığı” iddiasıyla ahlak polisi tarafından gözaltına alınmış, gözaltında gördüğü şiddet sonucu hayatını kaybetmişti. “Baraye”, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protesto hareketinin marşına dönüştü. Güçlü şarkı, 2023’te yeni oluşturulan “Toplumsal Değişim İçin En İyi Şarkı” Grammy kategorisinin ilk kazananı olarak tarihe geçti. Ödülü açıklayan dönemin ABD First Lady’si Jill Biden, şarkıyı “özgürlük ve kadın hakları için güçlü ve şiirsel bir çağrı” olarak tanımladı. Bir yıl sonra Hajipour, “kamuoyunu ulusal güvenliği bozacak şekilde isyana teşvik ve tahrik etmekten” 3 yıl 8 ay hapse mahkûm edildi. Neyse ki daha sonra af çıkartıldı.
Öne çıkan sözler: (Çeviri) “Yorgun ve uykusuz sinirler için / Erkekler, vatan, sonsuzluk için / Bir erkek isteyen kız için / ya da kadın, yaşam, özgürlük için / Özgürlük için / Özgürlük için”
Fontaines D.C. - I Love You (2022)
Tıpkı Kneecap gibi İrlandalı post-punk grubu Fontaines D.C. de modern siyaset ve tarihin hâlâ taze yaraları karşısındaki öfkelerini, ayrıca soykırımla karşı karşıya kalan Filistinlilerle dayanışmalarını dile getirmeyi sürdürüyor. Solist Grian Chatten’in grubun ilk “açıkça politik şarkısı” olarak tanımladığı “I Love You”, çok katmanlı muhteşem bir parça. Yüzeyde bir sevgiliye yazılmış bir aşk şarkısı gibi dursa da kısa sürede, aslında İrlanda’yı anlatan, siyasi belirsizlik içindeki sahipsiz gençliği betimleyen bir protest şarkısı olduğu anlaşılıyor. Hem İrlanda’da değişim çağrısı konusunda son derece somut, hem de bir zamanlar çok sevdiğiniz bir yere asla aynı hâliyle geri dönemeyeceğiniz gerçeğiyle yüzleşmenin ağır duygularını anlatması bakımından evrensel olan “I Love You”, protest şarkılar külliyatında modern bir başyapıt.
Öne çıkan sözler: “Selling genocide and half-cut pride, I understand / I had to be there from the start, I had to be the fucking man / It was a clamber of the life, I sucked the ring off every hand / Had 'em plying me with drink, even met with their demands”
Rina Sawayama – This Hell (2022)
“This Hell”, Japonya doğumlu Britanyalı şarkıcı Rina Sawayama’nın, queer topluluğu hedef alan dinci aşırılıkçılara karşı sesini yükselttiği bir eser. İkinci stüdyo albümü “Hold The Girl”den alınan parçada Sawayama, nefret ve bağnazlığı lanetliyor, güç verici bir LGBTQ marşı yaratıyor. Şarkı, Onur Ayı’nda yayımlandığında Sawayama, “dünya cehennemden farksız görünürken TOPLULUĞU ve SEVGİYİ kutlayan bir western pop şarkısı yazmak istedim” demişti.
Öne çıkan sözler: “Don't know what I did, but they seem pretty mad about it / God hates us? Alright then / Buckle up, at dawn we're riding”
Iyah May – Karmageddon (2025)
Avustralyalı şarkıcı ve eski acil servis doktoru Iyah May, sosyal medyada viral olan “Karmageddon” ile büyük ilgi ve tartışma topladı. Listedeki en tartışmalı parçalardan biri olan şarkı yüzünden, iddiaya göre, bazı sözlerini değiştirmeyi reddettiği için menajerlik şirketi onunla yollarını ayırdı. Bu sözlerin bir kısmı, büyük ilaç şirketlerini, linç kültürünü, kadınlara yönelik şiddeti, silah haklarını, “insan yapımı bir virüsü” (COVID’e gönderme) ve soykırımı hedef alıyor. Geniş bir yelpazedeki konulara saçma sapan bir yaylım ateşi gibi yaklaşıyor. Kimileri umursamaz açıklığı nedeniyle onu alkışlarken kimileri de şarkının aşırı sağ çevrelerce sahiplenilmesinden yakınıyor.
Öne çıkan sözler: “Diss tracks about beating up your queen / While women dying doesn't cause a scene / While we're fed all these distractions / Kids are killed from Israel's actions”
Massive Attack & Tom Waits – Boots On The Ground (2026)
Bu yıl birkaç protest şarkının yayımlandığını gördük; ister Bruce Springsteen’in Trump’a açıkça meydan okuması ve ICE mağdurlarına bir bakıma orta parmak göstermesi, ister ICE kurbanlarına saygı duruşunda bulunan bir şarkı yayımlaması, ister U2’nun “Amerika yalanın insanlarına karşı ayağa kalkacak” derken bir yandan da şiddet zamanlarında nasıl merhametle yaşayabileceğimizi sorgulayan bir politik yüklü EP yayımlaması olsun. Muhtemelen en güçlü şarkı (şimdilik) ise İngiliz trip-hop efsaneleri Massive Attack ile efsanevi Amerikalı şarkıcı-söz yazarı Tom Waits</a’in birlikte kaydettiği “Boots On The Ground” oldu. Hem ICE’ın suç teşkil eden eylemlerini hem de daha geniş bir tabloyu (“Batı yarımküresinde devlet otoriterliği ve polis güçlerinin militarizasyonu yeniden neo-faşist siyasetle iç içe geçiyor”) hedef alan şarkı, benzersiz derecede ürkütücü ve inkâr edilemeyecek kadar etkileyici. Parçaya, fotoğraf sanatçısı thefinaleyein çalışmalarıyla hazırlanan etkileyici bir video eşlik etti. Bu kalibrede sanatçılar, bu denli sarsıcı şarkılar ortaya koyduğunda, insanlığın tamamen mahkûm olmadığına dair umut veriyor.
Öne çıkan sözler: “Now who the hell are these federal pricks? / Hiding in the Senate like a bloated-ass tick / Air-conditioned fuckstick loafers / Sittin' in a room full of army posters”