Onları duydun mu? Güzel. Tasfiyede hayatta kalırsın. “Süper Kürklü Ne Demek?” diye soruyorsan, merak etme, tüm ayrıntıları bizden öğreneceksin.
Galli sanatçılar deyince akla çoğunlukla Bonnie Tyler ile Tom Jones gelir. İşin erbabı ise Manic Street Preachers, Feeder, Funeral For A Friend, Stereophonics, Catatonia ve The Joy Formidable’dan söz eder. Ancak onlar bile Cymru’dan çıkmış en önemli grubu atlar: Super Furry Animals.
Henüz tanışmadıysanız, bu Galli rock grubu 1993’te Cardiff’te kuruldu. Vokal-gitarist Gruff Rhys’in önderliğinde (grubun ilk dönemlerinde baş vokalde oyuncu Rhys Ifans da yer alıyordu) kurulan bu beşli, pek çok kişinin 90’larda Galler kültürünün rönesansı diye andığı dönemin ön saflarında yer aldı.
Oasis ve Blur Britpop’un ruhu için kapışırken, Super Furry Animals çocukların kendi aralarında atışmasına izin verip kendi işine bakıyordu: O dönemki müzik trendleriyle taban tabana zıt, tuhaf pop, psikedelik rock ve deneysel cüretkârlığın baş döndürücü bir karışımını yaparak.
İlk EP’leri 'Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyndrobwllantysiliogogogochynygofod (In Space)'in ardından gelen 1996 tarihli ‘Fuzzy Logic’ten, tüm sözleri tamamen Galce yazılmış tek albümleri olan 2000 çıkışlı ‘Mwng’e ve bugün için son stüdyo çalışmaları sayılan 2009 tarihli ‘Dark Days / Light Years’a uzanan dokuz stüdyo albümü boyunca SFA, ne kadar iddialı, hayal gücü yüksek ve türler arası dolaşan bir indie grup olduğunu gösterdi.
Merak edenler için, 'Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyndrobwllantysiliogogogochynygofod' Guinness Rekorlar Kitabı’na en uzun EP adıyla girebilmek için yapılmış bir denemeydi. Rivayete göre anlamı “yaramaz duman” – yani esrara bir gönderme.
Bu ay Super Furry Animals, nadir parçalar, B yüzleri ve demolardan oluşan ‘Precreation Percolation’ı yayımladı. Grupla henüz haşır neşir değilseniz bunun iyi bir başlangıç noktası olduğunu söylersek yalan söylemiş oluruz. Grubun şekillendiği yılları kurcalamak isteyen koyu hayranları mest edecek, upuzun, devasa bir albüm bu. Buna karşılık, kapıdan girmek için yol arayanları da kolayca uzaklaştırabilir.
Bunu akılda tutarak, grubun yenilikçi ve çoğu zaman hafife alınan külliyatına şöyle bir dönüp bakıyoruz: Başlamak isteyenler için sıralanmış bir İlk 5 rehberi.
Başlıyoruz – pardon, dyma ni'n mynd...
Rings Around The World (2001)
Şunu söylemek gerekir ki bu listede ilk üç sıradaki albüm aslında yer değiştirebilir. Yine de zor kararlar vermek gerekti ve zirve, SFA’nin beşinci stüdyo albümü 'Rings Around The World'e gitti. Muhtemelen en cilalı işleri olan bu LP, aynı zamanda grubun en eklektik hâlini de sunuyor. Prog-rock psikedelyasından radyoluk hitlere, deneysel prodüksiyonla bir anda akla kazınan melodilerin kusursuz birleşimine kadar her şeyi barındırıyor. “İşte bu kesinlikle öne çıkar” diyebileceğiniz bariz şarkı seçmek zor; iyi parça sayısı fazla. ‘(Drawing) Rings Around The World’, ‘It’s Not The End Of The World’, ‘Juxtapozed With U’ ve ‘Run! Christian, Run!’ derken albüm baştan sona tam bir şenlik. Super Furry Animals diskografisine girmek için en ideal kapı olmasının yanı sıra, alternatif rock meraklıları için de mutlaka edinilmesi gereken bir albüm.
Dinleyin: Zor bir seçim ama ‘Juxtapozed With U’ ile başlayın.
Fuzzy Logic (1996)
İkinci sıra için de zor bir tercih söz konusu ama Furries’in ilk albümü ‘Fuzzy Logic’in görkemli tuhaflıkta bir manifesto olduğunu inkâr etmenin anlamı yok. Üstelik bu yıl 30. yaşını kutluyor! Daha ilk andan itibaren, yerleşik Britpop sound’larıyla ilgilenmediklerini ve glam rock’la harmanlanmış psikedelya konusunda ne yaptıklarını çok iyi bildiklerini gösterdiler. Öne çıkan parçalar arasında ‘God! Show Me Magic’, harika ‘If You Don’t Want Me To Destroy You’, Beach Boys’u andıran ‘Bad Behaviour’ ve Top 20’ye giren hit’leri ‘Something 4 The Weekend’ var. Albüm kapağını merak edenler için: Üzerinde, Galli uyuşturucu kaçakçısı, halk kahramanı ve uyuşturucu yasalarının değişmesi için kampanya yürüten Howard Marks’ın bir dizi polaroid fotoğrafı yer alıyor. Elbette şeytan otunun ölçüsüzce kullanımını teşvik etmiyoruz ama şu kadarını söylemek mümkün: Bu albüm, o tür akşamlar için sapasağlam bir fon müziği.
Dinleyin: ‘Something 4 The Weekend’ ve insanı mest eden nakaratı.
Radiator (1997)
Sıralama açısından ‘Radiator’ ile ‘Fuzzy Logic’ arasında gerçekten yazı tura atılabilirdi; zira SFA’nin ikinci stüdyo albümü tartışmasız daha ince işlenmiş, daha yaratıcı bir çalışma. Yine de ‘Fuzzy Logic’ kadar özgüvenli ve eğlenceli ilk albüm pek bulunmaz; bu yüzden ‘Radiator’ı üçüncü sırada tutuyoruz. ‘Play It Cool’daki şu dizelerde olduğu gibi (“Dormant vices turned on their devices / Now she's raising money for the sex appeal / And when she grazed her knee upon the astroturf / All her blood turned green as the TV screamed”), sürreal sözler, ‘Demons’ gibi pop mücevherleri, ‘The International Language Of Screaming’ gibi harika şarkı adları ve ‘Hermann ♥'s Pauline’ gibi hayran favorileriyle bu albüm, SFA’yi adeta The Flaming Lips’in Avrupa’daki karşılığı olarak konumlandıran usta işi bir çalışma.
Dinleyin: ‘Hermann ♥'s Pauline’. (Gerçekten de öyle. Hem de fazlasıyla.)
Phantom Power (2005)
‘Hello Sunshine’, ‘Liberty Belle’ ve ‘Golden Retriever’dan oluşan nefis üçlüyle açılan – muhtemelen SFA diskografisinin en güçlü albüm açılışı – ‘Phantom Power’, ‘Rings Around The World’ün müthiş kardeş albümü. Aynı zamanda grubun en iyi kapanış şarkısını, ‘Slow Life’ı barındırıyor. Peki ya ortası? Karanlık zamanlara birebir gelecek, melodik, yumuşak, yer yer insanı başka âlemlere taşıyan şarkılardan oluşan bir seçki. Peki listede neden bu kadar aşağıda? Muhtemelen çünkü 'Phantom Power' pek çok açıdan, önceki beş albümden öğeler alıp onları cilalayan, adeta bir “En İyiler” derlemesi gibi hissettiriyor. Bunda yanlış bir şey yok elbette; ancak grubu yakından tanıyanlar için sürpriz hissi biraz eksik kalıyor. Yine de harika bir albüm.
Dinleyin: ‘Golden Retriever’ – tam anlamıyla bir mücevher.
Guerrilla (1999)
'Guerrilla', Furries için bir dönüm noktası sayılır. Müthiş ‘Ice Hockey Hair EP’nin ardından grup, müzikal paletini daha fazla elektronik öğeyle genişletti. Sampler’larla denemeler yaptılar ve kendi psikedelik poplarına daha dans edilebilir – zaman zaman techno’ya yaklaşan – sesler eklediler. Calypso tarzı üflemeliler ve çelik davullarıyla başsingle ‘Northern Lites’, ‘Guerrilla’nın pozitif havasını özetliyor; ‘Do Or Die’ ise sadece iki dakikada renkli, deli dolu, kusursuz bir rock şarkısı sunuyor. Albümde birkaç “doldurmalık” parça yok değil; ama genel olarak bakıldığında ciddi biçimde hak ettiği değeri görmeyen bir çalışma.
Dinleyin: ‘Northern Lites’ – o üflemelilerin eline su dökmek zor.
Super Furry Animals’ın ‘Precreation Percolation’ albümü yayında. Grup şu anda Eylül’e kadar Birleşik Krallık’ta turnede. Umarız en kısa zamanda yeniden stüdyoya girerler.