Sergilenen eserler, eski Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin eşi Farah Pehlevi’nin 70’lerde topladığı ve devrimden bu yana büyük ölçüde halktan gizlenen modern Amerikan ve Avrupa sanatı koleksiyonundan oluşuyor.
Orta Doğu’da gerilimin zirve yaptığı, Tahran sokaklarının ABD karşıtı slogan ve afişlerle kuşatıldığı bir dönemde, İranlılar savaşın karanlığını sanatla sorgulayan özel bir sergide buluştu.
'Sanat ve Savaş' başlıklı sergi; Roy Lichtenstein, Robert Indiana ve James Rosenquist gibi ikonik isimlerin eserlerini bir araya getiriyor. 1960'ların pop art üslubu ile üretilen bu yapıtların tümü, savaş karşıtı temaları nedeniyle seçildi.
Sergilenen eserler, müzenin 1970'lerde dönemin şahının eşi Farah Pehlevi tarafından satın alınan ve devrimden bu yana büyük ölçüde kamuoyundan gizli tutulan kapsamlı Amerikan ve Avrupa modern sanat koleksiyonundan geliyor.
Savaş ve çatışma ortamında, galeride dolaşan genç ziyaretçiler eserlerle güçlü bir bağ kurdu. Bazıları, savaş uçağı gövdesi, nükleer mantar bulutu ve bir çocuk yüzü görüntülerini bir araya getiren ve Amerika'nın askeri-sanayi kompleksini eleştiren kolaj çalışması “F-111”i inceledi.
Hemen yakınında ise Lichtenstein'in karakteristik çizgi roman karelerini andıran tablolarından, bir avcı uçağı pilotunun düşman uçağını vurduğu “Brattata” yer alıyordu.
Tahranlı sanatçı Gazaleh Cahanbin, “Amerikalı sanatçıların savaşı alaya almanın her zaman çok ilginç bir yolunu bulduklarını düşünüyorum; bu, işlerinde beni hep büyülemiştir,” dedi.
“Belki de bunun bir nedeni, tam olarak bilmiyorum, savaşın fiziksel olarak uzağında olmamız, o coğrafi mesafe hissidir.”
Ziyaretçilerden Muhammed Sadık Abbasi ise böylesine belirsizliklerle dolu bir dönemde serginin açılmasını anlamlı bulduğunu söyleyerek, “Savaşa ve insanların yaşadığı tüm acılara rağmen sanat, herkesin üzerinde hissettiği baskıdan kısa süreliğine de olsa uzaklaşmanın bir yolu. Başka bir deyişle sanat, hem hayatta kalmanın hem de yaşamı sürdürebilmenin bir biçimi," ifadelerini kullandı.
'Olup bitenlere' yanıt niteliğinde bir sergi
Müze müdürü Rıza Dabiri-Nejad, kurumun bu sergiyi “yaşananlara bir yanıt” olarak kurguladığını söyledi.
Medya mensuplarına konuşan Dabiri-Nejad, sergide yer alan eserlerin “ya doğrudan savaş deneyiminin etkisiyle şekillendiğini ya da savaşlara tepki olarak üretildiğini” ifade etti.
İran’da 40 gün süren savaş boyunca müzeler ve pek çok kültürel etkinlik kapalı kaldı. Ateşkesin ardından ise bu mekânların büyük bölümü yeniden ziyaretçilere açıldı.
Bununla birlikte müze yönetimi, sergideki eser sayısını bilinçli olarak sınırlı tuttu. Dabiri-Nejad’a göre bunun nedeni, savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı eserlerin kısa sürede güvenli depolara taşınabilmesini sağlamak.
Müzenin modern Amerikan ve Avrupa sanatından oluşan koleksiyonu da çalkantılı bir geçmişe sahip. Müze binası ve koleksiyon, İran’ın petrol gelirlerinin hızla arttığı ve ülkenin ABD’nin bölgedeki en yakın müttefiklerinden biri olduğu 1970’lerde, Muhammed Rıza Pehlevi yönetimi döneminde oluşturuldu.
Şah’ın eşi ve eski imparatoriçe Farah Pehlevi, koleksiyonun şekillenmesinde doğrudan rol aldı. Koleksiyonda Pablo Picasso, Vincent van Gogh, Mark Rothko ve Francis Bacon gibi sanatçıların eserleri yer alıyor.
Ancak müze açıldıktan sadece 2 yıl sonra, 1979 İslam Devrimi şahı devirdi ve Şii din adamlarının teokratik yönetimi kuruldu.
Kübist, Sürrealist, Empresyonist ve Pop art hazineleri, İslami değerleri zedelediği ya da Batı beğenilerine yaranma görüntüsü verdiği düşüncesiyle, on yıllar boyunca el değmeden müzenin kasalarında saklandı.