Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Çin'in gizemli savaş uçağı tartışma yarattı: Neden ayna gibi parlıyor?

Çin sosyal medyası Weibo'da dolaşan J-35 görsellerinden biri.
Çin sosyal medyası Weibo'da dolaşan J-35 görsellerinden biri. ©  Unsplash
© Unsplash
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Çin'in J-35 üzerinde yeni nesil bir radar soğurucu kaplama denediği öne sürülürken, uçağa sosyal medyada “galaksi savaş gemisi” gibi lakaplar dolaşıyor.

Ağustos ortasından bu yana internette dolaşıma giren düşük kaliteli fotoğraflar, Çin Donanması için geliştirilen uçak gemisi konuşlu J-35 savaş uçağının, türün alışılmış mat gri görünümünden epey farklı olduğunu gösteriyor. Uçağın gövdesinin bazı bölümleri güneş ışığında adeta bir ayna gibi parlıyor.

REKLAM
REKLAM

Görüntüler kısa sürede askeri havacılık çevrelerinde tartışma yarattı. Çin'in J-35 üzerinde yeni nesil bir radar soğurucu kaplama denediği öne sürülürken, uçağa sosyal medyada “galaksi savaş gemisi” gibi lakaplar takıldı.

Ancak şu ana kadar Çinli yetkililer J-35'te yeni bir yüzey kaplamasının test edildiğine dair herhangi bir ipucu açıklamadı. Üstelik fotoğraflar tek başına bu sonuca ulaşmak için yeterli de değil.

Uçakta deneysel bir kaplama veya film kullanılıyor olabilir. Ancak mevcut yüzeyin güneş ışığını belirli bir açıdan güçlü biçimde yansıtması da mümkün. Fotoğraflardaki sıkıştırma, büyütme ve diğer görüntü işleme yöntemleri de parlaklığı olduğundan daha belirgin göstermiş olabilir.

Nitekim Çin'in beşinci nesil savaş uçaklarında benzer bir durum daha önce de görüldü. İlk J-20 prototipleri oldukça koyu bir kaplamaya sahipken seri üretim uçaklarda mat gri bir yüzeye geçildi. Ancak bu mat kaplama bile belirli ışık ve uçuş açılarında oldukça güçlü yansımalar oluşturabiliyor.

Ancak görüntüler daha ilginç bir soruyu gündeme getiriyor: Bir savaş uçağı insan gözüne ayna gibi görünürken radarlar için hâlâ “görünmez” olabilir mi? ZME Science'ın konuyla ilgili makalesine göre, bu mümkün olabilir.

Gözümüzün gördüğüyle radarın ‘gördüğü’ aynı değil

Görünür ışık ve radar dalgalarının ikisi de elektromanyetik radyasyondan oluşuyor. Ancak dalga boyları arasında muazzam bir fark var.

İnsan gözü yaklaşık 400 ila 700 nanometre arasındaki dalga boylarını algılayabiliyor. Birçok radar sistemi ise santimetrelerle ölçülen dalga boylarında çalışıyor. Askeri radarlar kullanılan sisteme bağlı olarak milimetre dalgalarından çok daha uzun dalga boylarına kadar geniş bir frekans aralığını kapsayabiliyor.

Başka bir ifadeyle bir radar dalgasının boyu, kameraya ulaşan görünür ışığın dalga boyundan on binlerce kat daha büyük olabiliyor. Bu fark önemli çünkü bir malzemenin görünür ışık karşısındaki davranışı, radar dalgaları karşısındaki davranışını doğrudan belirlemiyor.

Güneş ışığını çok güçlü biçimde yansıtan ve bu nedenle gözümüze parlak görünen bir yüzey; elektriksel ve manyetik özelliklerine, kalınlığına ve iç yapısına bağlı olarak mikrodalgaları tamamen farklı şekilde yansıtabilir, emebilir veya geçirebilir.

Bu nedenle bir savaş uçağının parlak görünmesi, radar gizliliğinin düşük veya yüksek olduğu anlamına da gelmiyor.

Hayalet uçaklar radardan nasıl saklanıyor?

“Stealth” olarak bilinen düşük görünürlük teknolojisi tek bir özel boyadan ibaret değil.

En önemli unsurlardan biri uçağın geometrisi. Kanatlar, gövde yüzeyleri, kenarlar, hava girişleri ve diğer parçalar, gelen radar enerjisinin doğrudan radarın bulunduğu yöne geri yansımasını mümkün olduğunca azaltacak şekilde tasarlanıyor.

Buna radar soğurucu malzemeler de ekleniyor.

Bu malzemeler, kendilerine ulaşan elektromanyetik enerjinin bir bölümünün geri yansıtılması yerine malzeme içerisinde kaybolmasını sağlayacak şekilde geliştiriliyor. Performansları kullanılan malzemelerin elektriksel ve manyetik özelliklerine, kaplamanın kalınlığına ve iç yapısına, radar frekansına ve dalganın yüzeye geliş açısına göre değişebiliyor.

Bilimsel araştırmalarda karbon temelli malzemeler, manyetik bileşenler ve polimerler gibi farklı maddelerin belirli frekans bantlarında radar enerjisini daha etkili biçimde soğurabilmek için bir araya getirildiği görülüyor.

Fakat modern savaş uçaklarının karşı karşıya olduğu sorun artık yalnızca radar değil.

Yeni hedef: Sadece radardan değil kızılötesi sensörlerden de saklanmak

Yeni nesil gizlilik teknolojilerinde mühendislerin aynı anda farklı elektromanyetik bölgelerde düşük görünürlük sağlaması gerekiyor.

Bu durum önemli bir mühendislik problemi yaratıyor çünkü radar ve kızılötesi gizlilik için gereken malzeme özellikleri zaman zaman birbiriyle çelişebiliyor.

Mikrodalgaları etkili biçimde soğurmak üzere tasarlanmış bir malzeme, uçağın kızılötesi yani ısı izini otomatik olarak azaltmıyor. Benzer şekilde güneş ışığını güçlü biçimde yansıtan bir kaplamanın kızılötesi veya radar frekanslarında nasıl davranacağını yalnızca görünüşüne bakarak anlamak mümkün değil.

Bu nedenle geleceğin hayalet uçaklarında “multispektral gizlilik” giderek daha önemli hale geliyor: Uçakların yalnızca radarlar karşısında değil, kızılötesi arama ve takip sistemleri gibi farklı sensörler karşısında da mümkün olduğunca zor tespit edilmesi amaçlanıyor.

ABD de ‘ayna gibi’ savaş uçaklarını test etti

J-35'in görüntülerinin dikkat çekmesinin bir başka nedeni de benzer deneylerin daha önce ABD'de yapılmış olması.

2021'de Nevada'daki Nellis Hava Üssü çevresinde uçan bir F-22 Raptor, alışılmış gri kaplaması yerine son derece yansıtıcı, gümüş renkli ve neredeyse ayna benzeri bir yüzeyle görüntülenmişti.

Havacılık sitesi Migflug'a göre, daha sonraki yıllarda F-35C ve F-117 uçaklarında da benzer yansıtıcı yüzeyler görülmüştü.

Bu uygulamaların tamamının amacı ABD'li yetkililer tarafından kamuoyuna ayrıntılı biçimde açıklanmadı. Ancak yansıtıcı kaplamaların askeri havacılıkta denenmesi yeni değil. ABD, 1990'larda F-117 üzerinde kızılötesi izini azaltmayı amaçlayan yansıtıcı bir yüzey kaplamasını test etmişti.

Dolayısıyla J-35'te benzer bir deney yapılması fiziksel açıdan imkânsız değil. Ancak mevcut fotoğraflar bunun gerçekleştiğini kanıtlamaya yetmiyor.

J-35 için asıl zorluk deniz olabilir

J-35 açısından kaplama teknolojisinin bir başka önemli boyutu daha var: Uçak, uçak gemilerinde görev yapmak üzere geliştiriliyor.

Deniz ortamı ise savaş uçaklarının yüzeyleri için son derece yıpratıcı.

Bir uçak gemisinin güvertesinde savaş uçağının dış yüzeyi tuz yüklü hava, yüksek nem, ultraviyole ışınlar, yakıt ve hidrolik sıvıları, büyük sıcaklık değişimleri, motor egzozu ve sürekli bakım işlemlerine maruz kalıyor.

Stealth uçaklarda bu durum özellikle önemli. Zira radar görünürlüğü yalnızca uçağın genel şekline değil, dış yüzeyindeki küçük ayrıntılara da bağlı. Paneller arasındaki birleşimler, boşluk doldurucular, kaplamalar ve ek yerlerindeki küçük değişiklikler bile radar enerjisinin nasıl saçıldığını etkileyebiliyor.

ABD'nin F-22 ve F-35 deneyimi bunun ne kadar zor olabileceğini gösteriyor. ABD Sayıştayı'nın (GAO) incelemelerinde F-22'de yaşanan korozyon problemlerinin bazı boşluk dolguları ve boyalarla bağlantılı olduğu belirtilirken, F-35 programında da malzemeler, drenaj sistemleri ve test yöntemlerinde değişikliklere gidildi. GAO'nun 2026 tarihli F-35 raporunda da korozyon programın devam eden sorunları arasında yer aldı.

Bu nedenle J-35'in fotoğraflardaki gümüş yüzeyinin gerçekten yeni bir stealth teknolojisi olduğu ortaya çıksa bile kritik soru yalnızca “Radarı ne kadar iyi soğuruyor?” olmayacak.

Kaplamanın aylar boyunca tuzlu hava, sıcaklık değişimleri, çizikler, bakım ve onarımlara maruz kaldıktan sonra aynı performansı koruyup koruyamayacağı da en az bunun kadar önemli olacak.

Şimdilik fotoğraflardan kesin olarak çıkarılabilecek tek sonuç, görüntülenen J-35'in alışılmadık derecede parlak olduğundan ibaret.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Yunanistan'da savaş uçağı düştü: İki pilot hayatını kaybetti

FCAS sonrası Airbus öncülüğünde Almanya destekli savaş uçağı projesi başlatıldı

Airbus liderliğindeki konsorsiyum, Fransız-Alman savaş uçağı projesi çökünce alternatif sundu