Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Ağaç dikmek iklim değişimiyle mücadelede etkili bir yöntem mi?

euronews_icons_loading
Ağaç dikmek iklim değişimiyle mücadelede etkili bir yöntem mi?
©  euronews
 Jeremy Wilks

Merhaba, gezegenimize gerçekten ne olduğu hakkında bilgiler verdiğimiz aylık program Climate Now'a hoş geldiniz.

Bu bölümde ağaç dikmenin iklim değişimiyle mücadelede yeterli bir çözüm olup olmayacağını inceleyeceğiz.

Önce Kopernik İklim Değişimi Servisinden en güncel verilere göz atalım

Genel anlamda şubat önceki beş yıl kadar sıcak geçmedi. Sıcaklık seviyesi 1991-2020 ortalamasının yaklaşık 0,1 derece üzerinde gerçekleşti.

euronews
Şubat ayı anomalilerieuronews

Fakat daha detaylı baktığımızda olağan dışı bir aydı.

Amerika Birleşik Devletlerinin orta ve güney kesimleri ortalamadan çok daha soğuktu. Kutup soğukları Teksas eyaletine kadar uzandı.

Sibirya da ortalamadan çok daha soğuk bir ay geçirdi ama Grönland daha sıcaktı.

Avrupa'nın iç kısımları ise soğuk ve sıcak hava arasında büyük bir gelgit yaşadı.

Örneğin Almanya'nın Göttingen şehri 14 Şubat'ta eksi 24 dereceyi görerek yeni bir rekor kırdı ve ardından 1 haftadan kısa bir süre içerisinde sıcaklık artı 18 dereceye yükseldi

euronews
Göttingen şehri yeni bir rekor kırdıeuronews

Peki böyle bir gelgit iklim değişiminin sinyali midir?

Bu soruyu Zürich Teknik Üniversitesi'nden Profesör Daniela Domeisen'e sordum.

"Dalgalanmaların kendisi bizzat iklim değişimi anlamına gelmiyor. Şubat ayı başında gördüğümüz soğuk bir kutup vorteksiydi ve etkisi geçtiğinde tekrar normal sıcaklık seviyelerine hatta daha üzerine döndük. Ki iklim değişimine sinyali veren asıl gelişme buydu."

Şimdi bu ayki asıl konumuza dönelim. Avrupa Birliği 2030 yılına kadar 3 milyar ağaç daha dikmeyi planlıyor.

Bunun asıl amacı biyolojik çeşitliliği artırmak. Fakat birçoğunuz bize gönderdiği sorularda ağaç dikmenin iklim değişimi ile mücadelede etkili bir yöntem olup olmadığını merak ediyordunuz.

Bunun cevabına ulaşmak için İtalya'nın kuzeyine gittim.

Cremona'da güneşli bir gün ve bu ağaçlar kış mahmurluğunu yavaş yavaş üzerlerinden atmaya başlamış.

Orman Koruma Konseyi'nden Diego Florian ağaçların artık sonbahara kadar atmosferden karbondioksit gazı emeceklerini aktardı.

"Jeremy aslında bu küçük yaprakta bir sihir gerçekleşiyor. Güneş ışığı ve havadaki karbondioksit sayesinde ağaç büyüyor. Karbondioksiti oduna dönüştürüyor ve büyüyor."

Bir ağaçta depolanan karbon miktarını hesaplamak aslında çok da zor değil. Milli parkın yöneticisi Fabrizio Malaggi de tam olarak bunu yapıyor.

Bunun gibi tek bir ağaç yaklaşık bir ton karbon depoluyor.

Peki teorik olarak karbon emisyonunu sıfırlamak için ne kadar ağaç dikilmeli?

"Ortalama bir Avrupa vatandaşının yılda 5 ila 7 ton karbondioksit salınımı yaptığını biliyoruz. Yani teorik olarak her bir Avrupa vatandaşının etkisini nötralize etmek için 5 ila 7 ağaca ihtiyaç var."

Karbon emilimi konusunda her orman aynı performansı göstermiyor.

Bu oran ağaçların cinsine, çevreye, ormanın yönetim biçimine göre değişiyor. Uzman Mauro Masiero'ya göre bunun gibi genç ticari ağaçlıklar karbon emilimi konusunda çok iyi.

"Bunun gibi bir orman ya da ağaçlık emilime katkıda bulunabilir. Çünkü bu ağaçlar kereste üretiminde kullanılmak üzere yetiştiriliyor ve emilen karbon bu ürünlerde kullanılacak biyolojik kütleye dönüştürülüyor. Bu orman sayesinde normalde havada kalacak olan karbon 12 yıl boyunca ağaçların gövdesinde depolanıyor."

İyi yönetilen ormanlar ve sulak alanlar aslında karbon on yıllar boyunca depolanmasını sağlayabilir.

Ama uzmanlar önceliklerin iyi belirlenmesi gerektiğini vurguluyor: Ormanların katliamına son verilmeli ve halihazırda sahip olduğumuz ormanların değeri bilinmeli. Ayrıca karbon emisyonlarını azaltmak için yeni ağaç dikmeden önde diğer alternatifler araştırılmalı.

"Yeni ağaç dikmekten kaçınmamalıyız çünkü bizim daha yeşil olmamızı sağlıyorlar. Fakat endüstriyel açıdan baktığımızda karbon emisyonlarını mümkün olduğunca azaltmak için yeni teknolojiler geliştirmekten, havayı daha az kirleten daha verimli standartlara kadar değişik önlemlere öncelik vermeliyiz. Azaltabildiğimiz kadar azalttıktan sonra ne yapabileceğimize bakmak lazım, yoksa çıkış noktamız bu olmamalı."