Jennifer Lawrence, 'Geber Aşkım'da kariyerinin en fiziksel performanslarından biriyle Lynne Ramsay’in karanlık ve şiirsel sinemasına hayat veriyor.
Yedi yıl aradan sonra sinemaya dönen Lynne Ramsay, “Geber Aşkım” (“Die, My Love”) ile seyirciyi doğum sonrası psikozun eşiğinde gezinen bir kadının zihnine davet ediyor. Ariana Harwicz’in romanından uyarlanan film, Amerikan kırsalının sessizliği içinde çözülmeye başlayan bir anne figürünü anlatıyor.
“Geber Aşkım” ile Jennifer Lawrence, Grace rolüyle belki de kariyerinin en yoğun ve fiziksel performanslarından birini izleyiciye sunuyor.
Her ne kadar filmde Grace’in doğum sonrası psikoz yaşadığı öne sürülse de karakterin bunun çok da ilerisinde farklı psikolojik sorunları olduğunu görürüz. Ancak yine de doğum sonrası depresyon günümüzde hala gölgede kalmış ve tamamıyla empati yapılamayan bir durum olarak adlandırılabilir.
Film, Grace ve kocası Jackson’ın (Robert Pattinson) kocasının amcasına ait eski bir eve taşınmasıyla başlar. Grace’in bir yazar, Jackson’ın ise uzun süre evden uzakta kalacağı bir işte çalışan bir müzisyen olduğunu öğreniriz. Oldukça hayat dolu ve birbirine tutkuyla bağlı olan bu çiftin sonrasında bir çocuk sahibi olacağını görürüz. Ancak bebek 6 aylık olduktan sonraki sahnede Grace, elinde bir bıçakla çimlerde sürünür. Grace ile ilgili yanlış giden bir şeylerin olduğunu orada anlarız.
İlginç bir şekilde bebeğin de herhangi bir ismi yoktur. Grace bebeğin adını soran bir kasiyeri tersleyerek bebeğin adının olmadığını söyler. Film boyunca da bebeğe ait herhangi bir isim duyamayız. Grace bebeği sahiplense de ilişkilerinde yanlış giden şeylerin istemsizce bebekten kaynaklandığı duygusunu da hisseder. Bu nedenle ne oldukça rock’n’roll hayat tarzlı Jackson’dan ne de Grace’den tam anlamıyla bir ebeveynlik görürüz.
Sonrasında ise çiftin baştaki enerjisi giderek yerini bir gerginliğe bırakır. Grace sık sık dalıp gitmeye başlar. Jackson, karısının içine düştüğü karanlıkla ne empati kurabilir ne de anlamaya istekli görünür. Grace geceleri bebeğini besledikten sonra dışarı çıkıp ormanda dolaşmaya, bir kara at ve kasklı bir motosikletçiyle karşılaşmaya başlar — bunlar gerçekten var mı, yoksa zihninin ona oynadığı oyunlar mı, emin olamayız. Ayrıca film zaman açısından da parçalara ayrılmış bir görüntü sunar.
Jennifer Lawrence’ın yoğun performansı ise Pattinson’ı zayıf ve etkisiz bir figür olarak bırakıyor. Grace’in eşine, kendine ve tüm dünyaya yönelmiş kişisel öfkesini Lawrence bir ustalıkla işliyor.
Doğa ve beden arasında
Film, doğa, beden ve delilik arasındaki sınırları kadın deneyimi üzerinden sorguluyor. Grace’in ormanda gördüğü motosikletçi, bastırılmış arzularının bir yansıması. Kadın hem izleyen hem izlenen, hem özne hem nesne konumunda.
Jackson’ın sürekli olarak tekrarlayan ve rastgele yaptığı tuvaletini yapma sahneleri, erkekliğin doğa üzerindeki sahiplenme arzusunu simgeliyor. Grace’in doğayla bütünleşen hali ise bunun tam karşısında duruyor. Ramsay, bu iki tavrı kadın ve erkek bakışının çatışması olarak işliyor.
Faulkner’ın izinde
Ramsay’in kırsal anlatımı, William Faulkner’ın "Döşeğimde Ölürken" romanını hatırlatıyor. Faulkner’daki Addie Bundren gibi Grace de çözülürken doğaya karışıyor. Bedeni ve zihni bozuldukça, doğanın döngüsünün bir parçası haline geliyor.
Robert Pattinson’ın canlandırdığı Jackson, bu çözülmenin fonunda edilgen bir figür olarak kalıyor. Filmdeki tüm kadın karakterler — Grace’in kayınvalidesi de dahil — doğanın güçleriyle farklı biçimlerde bağ kuruyor. Ramsay, kadınları toplumun sınırları dışında, doğanın döngüsü içinde ve çoğunlukla "delilikle" konumlandırıyor.
'Tiksinti' ve doğum sonrası beden
Julia Kristeva’nın “tiksinti” kavramı, toplumun dışladığı ama ondan ayrılamadığı şeyleri tanımlar: ölüm, çürüme, beden sıvıları, annelik. “Geber Aşkım” tam da bu sınırların ihlaliyle ilgileniyor.
Grace’in doğum sonrası bedeni, hem yaşamın hem de çürümenin kaynağıdır. Çamur, kan, süt ve terle bütünleşen bedeni, toplumun görmek istemediği bir gerçekliği temsil eder. Ramsay bu sahneleri estetikleştirmez; seyirciyi rahatsız eden bir dürüstlükle yüzleştirir.
Film, annelik deneyimini yüceltmeden, gerçekçi bir biçimde anlatır. Grace’in kayınvalidesi Pam’in söylediği “Bir annenin umutsuzluk içinde mantıksız davranmaya hakkı vardır” cümlesi, filmin özünü özetler. Ramsay, anneliğin ne kadar kutsal görünürse görünsün, aynı zamanda ezici bir yük olabileceğini gösterir.
“Geber Aşkım,” doğum sonrası psikozu yalnızca bir hastalık değil, kadın kimliğinin çözülüşü ve yeniden doğuşu olarak ele alıyor. Ramsay, doğayı, bedeni ve deliliği bir araya getirerek modern sinemada güçlü bir annelik portresi sunuyor.
Film, bazen fazla soğukkanlı olsa da, Jennifer Lawrence’ın performansıyla izleyicide kalıcı bir etki bırakıyor.
“Geber Aşkım” MUBI'de.