Dünyadan seçilen iki temsilciden biri olan Bulut Reyhanoğlu, Afgan kadınlarının görünmezliğine karşı sanat ve sinema aracılığıyla küresel bir empati ağı kurmayı hedefleyen WomanPost’un misyonunu anlatıyor.
İstanbul doğumlu kreatif yapımcı Bulut Reyhanoğlu, uzun yıllar Avrupa ve Amerika’da moda sektöründe çalıştıktan sonra 52 yaşında cesur bir kararla sinemaya yöneldi. Üretim disiplini ve estetik sezgisini sinemaya taşıyan Reyhanoğlu, toplumsal kimlik, insan hikâyeleri ve dayanışma temalarını merkezine alan projelerle tanındı.
Bağımsız yapım şirketi Koskos Film’in kurucusu olan Reyhanoğlu, “Zenne” (2011), “Çekmeceler” (2015), “Anons” (2018) ve “Cinema Jazireh” (2025) gibi uluslararası başarı elde etmiş filmlerin yapımcısı. Sinemayı bir ifade alanı olarak kullanan Reyhanoğlu, üretim kadar dayanışmayı da yaratıcı sürecin merkezinde görüyor.
Bu yaklaşım, onun toplumsal konulara duyarlılığını sinemanın ötesine taşıdı. Kadınların görünürlüğü ve özgürlüğü için çalışan WomanPost hareketinde Türkiye elçisi olarak görev yapan Reyhanoğlu, bu misyonu sanatla kurduğu bağın doğal bir devamı olarak tanımlıyor.
Dünyadan seçilen iki temsilciden biri olarak WomanPost’un Afgan kadınlarının sesini dünyaya duyurma görevini üstlenen Reyhanoğlu, bu rolü “onurun ötesinde, vicdani bir sorumluluk” olarak görüyor. “Afgan kadınlarının bugün yaşadığı görünmezlik ve sistematik sessizleştirme, yalnızca yerel bir sorun değil; küresel vicdanı ilgilendiren insani ve politik bir mesele,” diyor. Bu görevin, başkaları adına konuşmaktan çok, sesi bastırılan kadınların kendi hikâyelerini duyurabilecekleri alanları büyütmek anlamına geldiğini vurguluyor.
Reyhanoğlu için sinema, yalnızca bir anlatı biçimi değil; coğrafyalar arasında bilgi ve empati taşıyan evrensel bir dil. “Bugün Afganistan’da yaşananlar, fiziksel olarak uzak olsa da sinema sayesinde duygusal olarak yakın hâle gelebiliyor,” diyor. Sinema, özellikle kadınların kamusal alandan silinmeye çalışıldığı coğrafyalarda bir hafıza alanı ve görünmez kılınan hayatların varlık kanıtı haline geliyor. Bir hikâye anlatıldığında, bu hikâye yalnızca ait olduğu yerde kalmıyor; dolaşıma giriyor, başka coğrafyalarda yankı buluyor ve ortak bir vicdan alanı yaratıyor.
Afgan kadınların hikâyeleri çoğu zaman politik ve insani bir çerçevede ele alınıyor. Reyhanoğlu, sanatın bu hikâyeleri daha derin bir insani düzlemde anlatmada güçlü bir araç olduğunu belirtiyor: “Anlatıyı soyut kavramlardan çıkarıp, gündelik hayata, bireysel deneyime ve kişisel varoluşa taşıyor. Bir kadının gündelik yaşamına, sesine, bakışına, korkularına ve umutlarına yaklaştığınızda, mesele artık ‘uzakta yaşanan bir sorun’ olmaktan çıkıyor.”
Türkiye’nin bu küresel dayanışmadaki rolünü de önemseyen Reyhanoğlu, ülkemizin farklı coğrafyaların kesişim noktasında yer almasının, kültürel üretimler aracılığıyla Afgan kadınlarının yaşadıklarını dünyaya aktarmada güçlü bir köprü oluşturduğunu vurguluyor. Türk kadınları ve sanatçılar, kendi mücadele deneyimlerinden yola çıkarak farklı coğrafyalar arasında ortak bir dil kurulmasına yardımcı olabiliyor; bu dayanışma, karşılıklı öğrenmeye ve güçlenmeye dayalı sürdürülebilir bir ilişki yaratıyor.
Reyhanoğlu, WomanPost’un uzun vadede tamamen Afgan kadınları tarafından yönetilen bir medya ve savunuculuk platformu olmayı hedeflemesini dönüştürücü bir adım olarak değerlendiriyor: “Platform, kadınların birbirleri adına konuştuğu bir mecra değil; farklı deneyimlerin yan yana durabildiği, birbirini güçlendiren ve ortak bir ses üretebilen açık ve kapsayıcı bir alan olma iddiası taşıyor.”
Son olarak Reyhanoğlu, WomanPost’un çağrısını tek bir cümlede şöyle özetliyor: “WomanPost, farklı coğrafyalarda farklı baskılarla karşı karşıya kalan kadınların hikâyelerinin görünür olması, birbirine ulaşması ve birlikte güçlenmesi için kurulan küresel bir dayanışma çağrısıdır.”
WomanPost, Afgan kadınlarının sistematik olarak kamusal yaşamdan, eğitimden, spordan ve toplumun her alanından silinmesine dikkat çekmeyi amaçlayan küresel bir dayanışma ve farkındalık hareketidir.
Platform; ünlüler, sanatçılar, aktivistler ve medya figürlerini, Afgan kadınlarının yaşadığı hak ihlallerine dikkat çekmek için bir araya getiren bir ağ inşa etmeye odaklanıyor. Hareket, özellikle Taliban’ın yeniden iktidara geldiği 2021’den bu yana Afgan kadın ve kız çocuklarının haklarının geri plana itilmesine karşı uluslararası kamuoyunun ilgisini artırmayı hedefliyor. Ünlüleri kapsayan “100 tanık” sayımından tuttuğu raporlar ve sosyal medya kampanyalarına kadar WomanPost, sesini duyurmaya çalışan insanlarla küresel bir izleyici arasında köprü kuruyor.