Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Rosalía ve Bad Bunny'nin ötesinde: İspanyolca müzik sınır tanımıyor

Cain Culto, Tokischa, Sofía Kourtesis ve Bad Bunny, Latin sanatçıların yeni dalgasını temsil ediyor.
Cain Culto, Tokischa, Sofía Kourtesis ve Bad Bunny, Latin sanatçıların yeni dalgasını temsil ediyor ©  AP, Instagran, Canva
© AP, Instagran, Canva
By Javier Iniguez De Onzono
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Sanatçılar ve dinleyicilerden oluşan yeni bir kuşak, dünyanın en çok söylenen ikinci dilinde taze bir müzik dalgası yaratıyor. Arkasında kimlik arayışı ve yeni türlerin yükselişi olabilir.

21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakmışken ve listeleri, kapakları ya da tembel manşetleri besleyen büyük isimleri bir kenara bıraktığımızda, İspanyolca müziğin ölçeği ve çeşitliliği artık kavranamaz boyutlara ulaştı. Rosalía ya da Bad Bunny gibi devlerin ötesinde çoğalan öneriler, bugün neredeyse İspanyolca hayal kurup şarkı söyleyen 635 milyon kişiden oluşan bir dinleyici kitlesine sesleniyor.

Geçen yıl altıncı en çok dinlenen single ve albümün kendisiyle beşinci sıraya yerleşen 'DTMF' ya da Metacritic'te 98/100 puan alan ve Spotify'da bir günde en çok dinlenen İspanyolca albüm haline gelen 'LUX' ile yaşanan patlama öncesinde bile bu sistemik değişimin işaretleri ortadaydı. Üstelik bunun, farklı kulvar ve türlerde sayısız örneği var.

Berlin bar ve kulüplerinde pişmiş Perulu Sofía Kourtesis'in elektronik müziğinden; Eduardo Cabra'nın (Asturyalı Rodrigo Cuevas gibi referans isimlerle sık sık çalışanve René -Residente- ile Ileana –iLe- Cabra Joglar'ı da bir araya getiren Porto Rikolu aile klanının bir üyesi olan) çok yönlü prodüksiyonuna; Cain Culto sayesinde ABD'nin 'white trash' diye anılan kesiminin kalbini bile fethetmeye kadar uzanıyor.

Kolombiyalı ve Salvadorlu göçmenlerin çocuğu olan bu sanatçının projesi, doğup büyüdüğü Kentucky'nin Apalaş müziğini aile kökleriyle harmanlamaya dayanıyor. Hem o hem de önceki sanatçılar, bu on yıla damga vuran bir akımı, neo-folklor ve türlerin kaynaştığı füzyonu takip ediyor. O halde bu kadar karışık ses ve yaklaşım varken, tümünü 2026'da hâlâ 'Latin müzik' denen o koca torba kavramın içine tıkmaya çalışmanın bir anlamı var mı?

"Bu Latin kavramını aslında 19. yüzyılın sonlarına kadar geri götürebiliriz" diye açıklıyor Eduardo Viñuela, Oviedo Üniversitesi'nde Müzikoloji profesörü ve çağdaş İspanyol ile Latin Amerika müziği üzerine araştırmacı. "Ardından, birbirini takip eden modalara göre değişen sayısız ritim devreye giriyor. 20. yüzyılın başında Latin denince akla habanera ya da tango geliyordu".

Amerika kıtasındaki müzik, tarihsel ve evrensel bir harmanlanma sürecini takip ediyor. Bu durum, örneğin İspanya'da Yeni Çağ'ın başlarında, nehir ovalarının yakınında ve Granada Krallığı'nın düşüşünün ardından Endülüs varoşlarında da görülüyor. Kuzeyden Hristiyan ordularıyla gelen Çingene kültürü ile yeni "statu quo" nedeniyle misillemeden çekindikleri için şehir surlarının dışına çekilen Moriskoların buluşması, bugün flamenko dediğimiz şeye dönüşecek kültürel sentezi mümkün kıldı.

"Modalar yenileniyor, yeni ritimler ortaya çıkıyor, bunlar birbirleriyle kaynaşıp etkileşime giriyor" diye ekliyor Viñuela. "Ve Latin müzik şemsiyesi altında, farklı bölgesel kökenlere ya da yerelliklere dayanan, küresel ölçekte olup biten her şeyle etkileşimin ürünü olan bir sürü farklı ifade biçimi var".

Soldan sağa Residente, Ricky Martin ve Bad Bunny, 14 Kasım 2019 Perşembe günü ABD'nin Las Vegas kentindeki MGM Arena'da düzenlenen 20. Latin Grammy Ödülleri'nde.
Soldan sağa Residente, Ricky Martin ve Bad Bunny, 14 Kasım 2019 Perşembe günü ABD'nin Las Vegas kentindeki MGM Arena'da düzenlenen 20. Latin Grammy Ödülleri'nde. Chris Pizzello / AP

Veriler ne söylüyor: fenomen mi, abartı mı?

Niceliksel veriler, son yıllarda İspanyolca kültürünün gelişimine dair genel algıyı doğruluyor gibi görünüyor. Yalnızca küresel eğlence sektörünün en büyük pazarı olan ve 1,5 trilyon dinlenmeye ulaşan ABD'de, dünyada en çok İspanyolca konuşanın yaşadığı ikinci ülke olarak, İspanyolca müzik (120,9 milyar dinlenme ile) Luminate'in kültürel tüketim verileri sunan bir sağlayıcı olarak hazırladığı 2025 yıl sonu raporuna göre country'yi (122,5 milyar) geride bırakmaya ramak kaldı.

Buna karşın, demografik veriler daha temkinli olmayı öğütlüyor. ABD'de Hispanik nüfusun oranının 2016'da nüfusun dörtte biri düzeyinden 2060'ta üçte bire çıkacağı tahmin edilse de, Pew Research Center'a göre evinde İspanyolca konuşan Latinlerin oranı 1980'de yüzde 75 iken 2019'da yüzde 70'e geriledi; bu da aile dilinin ikinci ve üçüncü kuşak göçmenler tarafından yavaş yavaş terk edildiğine işaret ediyor.

Latin Amerika'nın geri kalanında ve İspanya'da ise yalnızca dokuz ülkede tahmini nüfus artış oranı yüzde 1'in üzerinde. CIA'in World Factbook verilerine göre, Küba dışında tüm İspanyolca konuşan nüfuslar artsa da artış hızı sınırlı.

Şimdilik kültürel alandaki eğri yukarı yönlü. 2023'te Cervantes Enstitüsü için yayımlanan bir çalışmada, Eduardo Viñuela'nın kendisi, YouTube ya da Spotify gibi platformlardaki listelerde yer alan hit şarkıların dörtte birinin İspanyolca olduğunu teyit ediyordu. Ve İngilizce müzik tüketiminin yüzde 3,8 düştüğü bir yılda, Luminate'in verilerine göre aynı oranda artış İspanyolca şarkılar için kaydedildi.

Fonografik Endüstri Uluslararası Federasyonu IFPI'nin 2023 tarihli bir diğer yıllık raporu ise, Spotify'da en çok dinlenen 500 şarkının yüzde 21'inde kullanılan dilin İspanyolca olduğunu ortaya koyuyor; bu oran İngilizcenin (yüzde 75) ardından ikinci sırayı işaret ediyor, ancak Korece, Hintçe, Arapça ya da Portekizce gibi demografik olarak önemli diğer dillerin çok önünde. YouTube'da da tablo benzer: küresel ölçekte en çok dinlenen 100 şarkının yüzde 21'i İspanyolca ve platform tarihinin en çok izlenen 30 video klibinin yüzde 7'si İspanyolca; bunların toplam görüntülenme sayısı 13 milyara ulaşıyor.

Daha fazla para... ve kimlik bilinci

Peki bu artış neden yaşanıyor? Bunun bir kısmı Latinlerin alım gücündeki iyileşmeyle açıklanabilir. Yalnızca ABD'de, Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles kampüsündeki (UCLA) Latino Kültürel ve Sağlık Çalışmaları Merkezi'nin 2023 tarihli bir araştırması, bu kesimin biriktirdiği ekonomik gücün 2,7 trilyon dolar (2,27 trilyon avro) düzeyinde olduğunu gösterdi; yani Kaliforniya dışında ülkenin tüm eyaletlerinin GSYH'sini geride bırakıyorlar.

"ABD'deki Latin toplumu artık daha fazla ekonomik kaynağa sahip ve kültüre daha çok harcıyor. Ayrıca internet üzerinden yoğun biçimde müzik tüketen bir kitle" diye belirtiyor Viñuela. "Bir de son derece ilginç sosyolojik bir boyut var: Bu 'boom'u' omuzlayanlar, göçmen çocukları; kendilerini Latin kimliğiyle tanımlayan ABD doğumlu gençler; bu kimliği ifade etmenin yolunu İspanyolca kültürde buluyorlar".

Calle 13'ün 2010'daki politik dönüşü, ana akımda protest, sömürgecilik karşıtı ve pan-Amerikancı bir şarkı geleneğinin yeniden doğuşu için alan açtı. Ancak Viñuela, bu başarının bir kısmının, aidiyet duygusunu o kadar güçlü ya da organik biçimde inşa etmeyen ve yüzyılın başındaki küresel, çokkültürlü sound'u kapsayan başka bir makro türe de oturduğunu vurguluyor.

"Bu Latin gururunu açıklayan pek çok unsur var; örneğin aksanların kullanımı" diyor Viñuela. Şarkıcılar artık, kariyerinin başındaki Ricky Martin'in yaptığı gibi nötr sayılabilecek bir İspanyolca kullanmıyor; kendi lehçelerini, argo ve deyimlerini yaratımlarının omurgasına yerleştiriyorlar.

20. yüzyılda Víctor Jara, Mercedes Sosa, Silvio Rodríguez ya da Noel Hernández gibi isimler bu toplumsal ve siyasi bilinci ifade etme görevini üstlenmişti; bu meşaleyi şimdi yeni kuşak sanatçılar devralıyor; Bad Bunny'nin 'Lo que le pasó a Hawaii' parçası bunun son örneklerinden.

Miami sound'dan tür içi füzyona

İngilizcenin listelerdeki tekeli sona ererken (hele ki denkleme K-pop'u da kattığımızda) bu durum beklenmedik projelere de yansıyor: Oklahoma doğumlu ikonoklast St. Vincent'in son albümünün şarkı sözlerinin tamamı Cervantes'in diliyle yazıldı.

Ayrıca Guitarricadelafuente, C. Tangana, Ca7riel & Paco Amoroso ya da rusowsky kadar birbirinden farklı sanatçılar, genç yeteneklerin görünür olmak istediği çevrimiçi sahnelerde, NPR'ın Tiny Desk'i ya da Colors gibi programlarda artık istisnai konuklar değil; bunun yanında stadyumları ve festivalleri de dolduruyorlar. İspanyolcayı yalnızca kentsel Latin ritimleriyle özdeşleştiren klişe, bu sayısız türün ağırlığını ve kültürel önemini teslim etmekle birlikte, artık geride kalmış görünüyor.

90'ların sonlarında Ivy Queen gibi bugün efsaneleşmiş isimler, reggaetón gibi türleri çıkış ülkelerinin dışına taşımaya başladı. Bir yandan Alejandro Sanz, Gloria Estefan, Thalía, Paulina Rubio, Ricky Martin, Shakira, Marc Anthony ya da Enrique Iglesias'tan oluşan pop şarkıcıları ekolü, sektörde Miami sound olarak bilinen çizgiyi geliştirerek 'MTV Latino' ya da Latin Grammy'ler gibi dönüm noktalarının ortaya çıkmasını sağladı. Ancak yalnızca iki on yıl içinde durum büyük ölçüde değişti.

"İkinci bir 'Latin patlaması'ndan söz ediliyor ve bu, 2017'deki 'Despacito' etkisine bağlanıyor. Bu şarkı, 2012'den beri en çok izlenen video olan k-pop marşı 'Gangnam Style'ı YouTube zirvesinden indiriyor. 2017, Spotify'da en çok dinlenen şarkılar listelerinin ilk sıralarında reggaetónun o çok tanıdık senkoplu ritim kalıbının baskın hale geldiği yıl" diye anlatıyor Viñuela.

Müzikolog, Porto Riko ekolünün (Ozuna, Anuel AA...) İspanyolca kültürel tüketimin ölçeğini kesin biçimde değiştirdiğini düşünüyor; aynı zamanda Meksika'da norteño müziği ya da corrido tumbado gibi başka akımlar da etkili. "İlk 'Latin patlaması', ABD pazarında başarı için Miami'ye sıkıca odaklanmış, Estefan çiftiyle (hem duygusal hem sanatsal ortaklar Emilio ve Gloria) ya da Rudy Pérez gibi yapımcılarla özdeşleşen bir modeldi; bugün ise farklı odak noktalarının aynı anda sahneye çıktığını görüyoruz".

İspanyolca müzik dinleme imkânlarını ve seçeneklerini katlayan bu yeni kültürel dalganın gelecekte kalıcı mı olacağı, yoksa geçici bir evreyi mi temsil ettiği şimdilik belirsiz; ancak La Lupe'nin 'Fever'ı ya da Bad Gyal'in 'Fiebre'si gibi bazı marşların, kuşkusuz kolektif hafızada insanlığın somut olmayan mirası olarak yerini koruyacağı açık.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Grammy tarihine geçen gece: En büyük ödül ilk kez İspanyolca bir albüme

Rosalia’nın 'LUX' albümü Taylor Swift’i geride bırakarak dünya çapında en çok dinlenen albüm oldu

Yeni adli rapor Kurt Cobain’in ölümünü yeniden gündeme taşıdı: Ölümü intihar olmayabilir mi?