Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Amazon kabilesi incelendi: Zamanı günler, aylar ve yıllarla ifade etmiyorlar

Amazon ormanlarının havadan çekilmiş bir görüntüsü.
Amazon ormanlarının havadan çekilmiş bir görüntüsü. ©  Wikimedia Comons
© Wikimedia Comons
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Portsmouth Üniversitesi araştırmacılarının Amondawa dili üzerine yaptığı çalışma, topluluğun zamanı haftalar, aylar ve yıllar gibi sayısal takvim birimleriyle ifade eden bir sisteme sahip olmadığını ortaya koydu.

Brezilya Amazonları'nda yaşayan Amondawa topluluğu, insanların zamanı nasıl algıladığına ilişkin alışılmış kabulleri sorgulayan dikkat çekici bir örnek sunuyor.

REKLAM
REKLAM

Portsmouth Üniversitesi araştırmacılarının Amondawa dili üzerine yaptığı çalışma, topluluğun zamanı haftalar, aylar ve yıllar gibi sayısal takvim birimleriyle ifade eden bir sisteme sahip olmadığını ortaya koydu.

Amondawa halkı bunun yerine günlük yaşamı olaylar, çevrede meydana gelen değişiklikler ve insan hayatının farklı evreleri üzerinden düzenliyor.

Bilimsel dergi Language and Cognition'da yayımlanan araştırma, insanların her yerde zamanı aynı dilsel ve kavramsal çerçeve içinde anlamlandırdığı varsayımına meydan okuyor.

Modern toplumlarda zaman çoğu kez fiziksel bir nesne veya uzamsal bir alan gibi ele alınıyor. İnsanlar “zamanda ilerlemek”, “zaman kazanmak”, “zaman kaybetmek” veya “zamanın tükenmesi” gibi ifadeler kullanıyor.

Ancak araştırmacılara göre Amondawa dilinde zaman ile fiziksel uzam arasında aynı türden bir bağlantı kurulmadığı görülüyor.

Haftalar, aylar ve yıllar yok

Öte yandan bu, Amondawa halkının zamanın geçtiğini fark etmediği anlamına gelmiyor.

Topluluk gece ile gündüzü ayırt ediyor; yağışlı ve kurak dönemler gibi mevsimsel değişiklikleri de tanıyor. İnsanlar olayların birbirinden önce veya sonra meydana geldiğinin farkında.

Farklı olan nokta ise bu değişimlerin sabit sayısal zaman aralıklarına dönüştürülmemesi.

Araştırmacılar Amondawa dilinde bir hafta, ay veya yılı soyut ve düzenli bir zaman ölçüsü olarak ifade eden geleneksel bir sistem bulamadı.

Örneğin modern toplumlarda bir olay “üç hafta sonra” ya da “iki yıl önce” şeklinde konumlandırılabilirken, Amondawa'da başka bir olayın kendisi zaman için referans noktası olabiliyor.

Araştırmanın temel çıkarımlarından biri de burada ortaya çıkıyor: İnsanların olayların sırasını algılama yeteneği evrensel olabilir ancak yaşamı ölçülebilir zaman dilimlerine ayırmak kültür, sayı sistemleri ve takvim gibi teknolojilerle bağlantılı olabilir.

Yaşlarını da bizim gibi söylemiyorlar

Araştırmada dikkat çeken bir başka farklılık ise yaş ve kimlik kavramları.

Amondawa topluluğunda insanların yaşı da sayısal biçimde ifade edilmiyor. Bunun yerine kişinin yaşamın hangi aşamasında bulunduğu ve toplum içindeki konumu önem taşıyor.

İnsanların isimleri de yaşamlarının farklı dönemlerinde değişebiliyor.

Arazi çalışmalarında kaydedilen örneklerden birinde, yeni bir kardeş doğduğunda daha büyük bir çocuğun mevcut adını bırakıp başka bir ad alabildiği görüldü.

Dolayısıyla kimlik, değişmeyen bir isim ve üzerine eklenen sayısal yaştan ziyade kişinin yaşam evresine ve toplum içindeki değişen konumuna bağlanabiliyor.

Geçmiş arkada, gelecek ileride olmak zorunda mı?

Guardian'a göre, araştırma dil ile düşünce arasındaki daha geniş bir tartışmaya da katkıda bulunuyor.

Türkçe dahil pek çok dilde zaman mekânsal ifadelerle anlatılıyor. “Gelecek hafta”, “geride kalan yıllar” veya “geleceğe doğru ilerlemek” gibi ifadelerde fiziksel uzama ait kavramlar zamanı tarif etmek için kullanılıyor.

Amondawa dili ise araştırmacılara bunun evrensel olmak zorunda olmadığını gösteren bir karşı örnek sunuyor.

Topluluğun fiziksel konum ve hareketleri anlatmak için zengin bir kelime dağarcığı bulunmasına rağmen, aynı uzamsal kavramların zamansal ilişkileri ifade etmek için sistematik biçimde kullanılmadığı belirlendi.

Bu bulgu, dilin düşünceyi tamamen belirlediğini göstermiyor. Ancak araştırmacılara göre insanların son derece temel ve evrensel sandıkları bir kavramın bile farklı kültürlerde farklı biçimde örgütlenebileceğini ortaya koyuyor.

Modern yaşam Amondawa kültürünü de değiştiriyor

Bu arada, araştırmanın gerçekleştirildiği dönemde Amondawa topluluğu önemli bir kültürel dönüşümden de geçiyordu.

Geleneksel olarak avcılık, balıkçılık ve tarımla yaşayan topluluğun dış dünyayla artan teması sonucunda Portekizce, elektrik ve televizyon günlük yaşamın bir parçası olmaya başlamıştı.

Bu değişim Amondawa dilini de baskı altına alıyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Arkeologlar, Amazon'un 'kayıp' medeniyetini ortaya çıkardı: Antik Yunan'a benziyor olabilir

Amazonlar 10 milyon yıl sonra ilk kez 'hipertropikal' duruma giriyor

Ormanda yaşayan yerli kabile ateş yakmayı unuttu