Christopher Nolan’ın “The Odyssey” filmi Homeros’un kökeni tartışmasını yeniden gündeme taşırken, gözler İzmir’e çevrildi. Euronews'e konuşan Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, ozanı kente bağlayan ipuçlarını değerlendirdi.
Yönetmen Christopher Nolan’ın beyazperdeye uyarladığı Odysseia (The Odyssey), gördüğü büyük ilgi ve küresel gişe başarısıyla yılın en çok konuşulan yapımlarından biri olurken, dünya çapında yaşanan bu heyecan, edebiyat tarihinin kadim bir tartışmasını da yeniden alevlendirdi: Batı edebiyatının kurucu metni gerçekte nerede yazıldı?
Ege Üniversitesi'nden arkeolog Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, Euronews’e verdiği özel röportajda, arkeolojik ve coğrafi açıdan baktığımızda Smyrna Meles Çayı ve Bornova hattındaki bulguların Homeros efsanesini ne kadar desteklediğine ilişkin olarak, "Milattan önce 8. yüzyılda yaşadığı düşünülen bir ozan, Homeros. Kendisiyle ilişkili antik çağlardan bu yana nereli olduğuna ilişkin söylenen şeyler var. En önemli sorunlardan birisi de şu: Homeros'un yarattığı eserlere baktığımızda -ki bunlardan en ünlüsü İlyada, biliyoruz ki Troya savaşını anlatıyor, kendisinden yaklaşık 400 yıl önceki bir savaşın aktardığını görüyoruz," dedi.
"Bu noktada araştırmacılar şu soruyu soruyor: Kendisinden 400 yıl önceki Troya Savaşı'nı; kahramanları, mitolojisi ve savaşın tüm trajik detaylarıyla nasıl bu kadar canlı anlatabildi? Uzmanların kafasında bu konuya dair bazı soru işaretleri oluşuyor."
Söz konusu savaşın etkilerinin 400 yıl boyunca sözlü gelenekle aktarıldığını ve Homeros'un bunları derlediğini belirten Erdem, "Farklı ozanların derlediği hikayelerin sözlü tarih yoluyla bir araya getirildiğini savunanlar da var," dedi ve ekledi: "Dolayısıyla elimizdeki en önemli eserlerden İlyada ve Odysseia'nın doğrudan Homeros'a ait olduğunu kabul edenler bulunduğu gibi; farklı yazarların, ozanların veya şairlerin aktardığı bilgilerle şekillenen birer derleme metin olduğunu ileri sürenler de mevcut. Antik çağdan bu yana Homeros'un kimliğine dair yürütülen en temel tartışmalardan biri de nerede doğduğu ve nereli olduğu üzerine."
Prof. Erdem’e göre Homeros’u İzmir’le ilişkilendiren başlıca bilimsel argümanlar, metinlerin dilinde ve MÖ 8. yüzyılın kentsel coğrafyasında gizli.
"Biz biliyoruz ki bununla ilgili ta milattan önce 5. yüzyılda yaşayan Herodot ve 1. yüzyılda yaşayan Strabon'un, Homeros'un İzmirli, Smyrnalı olduğuna dair iddiaları var. Tabii bunun dışında Sakız (Chios) Adası'nda yaşadığını veya Batı Anadolu kıyılarındaki Kyme gibi farklı merkezlerde yaşadığını öne sürenler de bulunuyor," diyen Erdem şunu da sözlerine ekledi: "Ancak MÖ 5. yüzyıldan beri tartışılan bu konuda en güçlü adaylardan biri Smyrna olarak kabul ediliyor. Birçok antik çağ yazarı Homeros'un İzmirli olduğunu iddia ediyor. Bu noktada Bayraklı Höyüğü ön plana çıkıyor. Eğer MÖ 8. yüzyılda İzmirli bir ozan söz konusuysa, o dönemde bölgedeki tek yerleşim yeri Bayraklı Höyüğü idi."
"Çünkü diğer merkezler daha sonraki dönemlere ait. 8. yüzyıl Smyrnası Bayraklı Höyüğü olduğu için, Homeros'un bu tarihlerde surlarla çevrili bu antik kentte yaşadığı ve hikayelerini burada kaleme aldığı ihtimali güçleniyor. İzmir ile ilgili diğer bir önemli dayanak ise Homeros'un destanlarda kullandığı dil."
Destanların ağırlıklı olarak İyon lehçesiyle yazıldığını ancak önemli ölçüde Aiol söz varlığı ve arkaik Yunanca terimler içerdiğini vurgulayan Erdem, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Destanların farklı lehçelerde yazılmış olması 'Homeros bunu tek başına mı üretti?' sorusunu akla getiriyor. Homeros bu metinleri yazarken iki lehçeye de hakim olmalıydı. Bu iki lehçenin (Aiolce ve İyonca) birlikte kullanıldığı coğrafi bölge ise tam olarak Batı Anadolu kıyılarıdır. Bayraklı Höyüğü tam da bu iki kültür bölgesinin sınırında yer alıyor."
"Bayraklı'nın kuzeyi Aiol, güneyi ise İyon bölgesi. Nitekim Bayraklı'daki ilk kentin bir Aiol şehri olarak kurulduğu, ardından 12 İyon kentinden biri haline geldiği biliniyor. Dolayısıyla destanlarda kullanılan dilin coğrafi açıdan Bayraklı'yı destekler nitelikte olduğunu söyleyebiliriz."
Bu verilerin antik çağ yazarlarının aktardığı bilgiler olduğunun altını çizen Prof. Erdem, "Eldeki somut arkeolojik veriler nedir?" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "Bayraklı'da doğrudan Homeros'la ilişkilendirilebilecek bir buluntuya henüz rastlamadık. 7. ve 8. yüzyıl tabakaları henüz geniş alanlarda kazılmadı, bunu da belirtmek gerek. Ancak şu an için elimizde doğrudan bir veri bulunmuyor."
"Bayraklı MÖ 3. yüzyılda terk edilerek bugünkü İzmir merkezine, Kadifekale civarındaki 'Yeni Smyrna'ya taşındı. Bu geç dönem tabakalarında Homeros büstlü bronz sikkeler ele geçirildi. Ancak bunlar Homeros'un yaşadığı dönemden çok sonraya tarihleniyor. Benzer şekilde hemen yakındaki Klaros Antik Kenti'nde de Homeros etkisi görülüyor," diyen Erdem şunu da sözlerine ekledi: "Bu buluntular Homeros'un yaşadığı döneme değil, çok sonrasına ait. Bunlar, Homeros'un antik çağda ne kadar popüler ve merak edilen bir ozan olduğunu ve İzmir halkının onu sonraki dönemlerde nasıl benimsediğini gösteriyor."
Antik metinlerde ozan için kullanılan "Melesigenes" (Meles’ten doğan) lakabına da değinen Erdem, Meles Çayı'nın Bayraklı'nın yakınından akmasının Homeros'un İzmirli olduğu tezine katkı sağlayan önemli bir veri olduğunu söyledi.
Erdem, "MÖ 5. yüzyıldan bu yana İzmirliler Homeros'a nasıl sahip çıktıysa, günümüz araştırmacıları olarak bizler de onun bu topraklardan çıktığı tezine sahip çıkmalıyız. Bilindiği üzere Yunanistan da bu mirasa sahip çıkıyor, Atina diyenler veya Sakız (Chios) ihtimalini yüksek görenler var. Onlar yerel ölçekte paneller, sempozyumlar ve kongreler düzenliyor," ifadelerini kullandı.
"Bayraklı Belediyesi'nin de son yıllarda Homeros etkinlikleri düzenlediğini biliyoruz. Bu tür organizasyonlarla farkındalık yaratmaya devam etmeliyiz," diye ekledi.
"Doğrudan Homeros ile bağlantılı bir arkeolojik buluntunun ortaya çıkarılması bizler için dönüm noktası olacaktır," diyen Erdem, kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı ve yerel yönetimlerin desteğiyle aralıksız sürdüğünü ifade etti.
Erdem’in somut kanıt odaklı yaklaşımına karşın, diğer bazı yerel araştırmacılar ve bölge yöneticileri Bornova’daki bir mağaraya dikkat çekiyor.
Aslında Homeros'un destanlarını tam olarak nerede yazdığı bilinmese de mağaraya ilişkin söylentiler bulunuyor.
AFP'ye konuşan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, “Homeros’un mirasını korumak insanlığa borçlu olduğumuz bir görev” diyerek, Bornova'daki mağaranın uluslararası kültür turizmine kazandırılması amacıyla restore edileceğini belirtti ve “Anlattığı hikâyeler bu coğrafyaya ait” dedi.
Şairin mirasının bölgesel tarihleri birbirine bağladığını belirten araştırmacı Altan Altın, AFP’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Buraya öteden beri 'Homeros Vadisi' denir. Bana göre, onun bu topraklardan olduğuna dair hiçbir kuşku yok. Homeros 2 bin 800 yıllık bir figür, modern sınırlar ise henüz bir asırlık. Homeros hem Yunan’dır hem Anadolulu.”
Arkeolog Mehmet Akif Erdem de ele geçirilen sikke ve heykellerin, antik dönem sakinlerinin Homeros’u kendilerinden biri olarak gördüğünü kanıtladığını vurguluyor.
Ancak Prof. Dr. Erdem’in Euronews’e altını çizdiği gibi, tarihsel ve dilbilimsel izler sürekli olarak antik Smyrna’yı işaret etse de nihai fiziksel kanıt hâlâ toprağın altında keşfedilmeyi bekliyor.