Sızdırılan bir tüzük, Trump’ın 'Barış Kurulu'nun küresel bir yetki alanı hedeflediğini öne sürüyor. Uluslararası hukuk uzmanları ise kurulun gücünün sınırlı olacağını söylüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Gazze’nin savaş sonrası geçiş sürecini denetlemesini öngördüğü yeni 'Barış Kurulu' kamuoyunun gündeminde.
Ancak sızdırıldığı belirtilen bir tüzüğe ilişkin haberler, kurulun hedeflerinin Orta Doğu’nun çok ötesine uzanabileceğine işaret ediyor.
Bu durum, yapının Birleşmiş Milletler’le nasıl örtüşeceği ve bağımsız bir hukuki yetkiye sahip olup olmadığı konusunda çevrim içi tartışma ve spekülasyonları beraberinde getirdi.
Euronews’in doğrulama ekibi The Cube, şu ana kadar doğrulanabilen bilgileri ve kurulun varsa hangi yetkilere sahip olacağını adım adım inceledi.
Beyaz Saray ne açıkladı?
Beyaz Saray, 16 Ocak’ta Trump’ın 20 maddelik Gazze planının bir parçası olarak 'Barış Kurulu'nun oluşturulduğunu doğruladı.
Açıklamada, projeyi hayata geçirmekle görevli bir yürütme kurulunun kurulduğu belirtildi. Bu kurulda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın Orta Doğu özel temsilcisi Steve Witkoff, damadı ve eski danışmanı Jared Kushner, İngiltere eski Başbakanı Tony Blair, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve iş insanı Marc Rowan yer alıyor.
Yapı ayrıca Gazze’ye özgü unsurlar da içeriyor. Bunlar arasında, geçiş döneminde güvenlik ve yeniden yapılanmaya destek verecek bir Gazze yürütme kurulu ile bir istikrar gücü bulunuyor.
Beyaz Saray’a göre 'Barış Kurulu', Gazze’deki finansman, yeniden inşa ve istikrar çabalarının koordinasyonunu üstlenecek.
Sızdırılan tüzükte ne yazıyor?
Times of Israel tarafından yayımlanan ve dünya liderlerine gönderildiği belirtilen davet mektuplarına ekli olduğu iddia edilen bir belgede, 'Barış Kurulu', çatışmadan etkilenen ya da çatışma tehdidi altındaki bölgelerde istikrar ve barışı teşvik etmeyi amaçlayan bir “uluslararası kuruluş” olarak tanımlanıyor.
Üyelikle ilgili olarak tüzükte, her üyenin görev süresinin “üç yılı aşamayacağı” belirtiliyor.
Ancak bu sınırlamanın, tüzüğün yürürlüğe girdiği ilk yıl içinde Barış Kurulu’na “nakit olarak 1 milyar doların (yaklaşık 43 milyar TL) üzerinde katkı” yapan üye devletler için geçerli olmadığı ifade ediliyor.
Belgede Gazze’ye açık bir atıf ise yer almıyor.
Trump’a göre kurul, "küresel çatışmaların çözümüne yönelik cesur ve yeni bir yaklaşım" benimseyecek. Trump’ın Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ile Paraguay lideri Santiago Peña’ya gönderdiği davet mektupları da, kurulun faaliyet alanının Gazze Şeridi ile sınırlı kalmayabileceğine işaret ediyor.
Associated Press’e konuşan üst düzey bir yetkili, kurulun genişletilmiş rolünün şimdilik “temenniden ibaret” olduğunu söyledi. Ancak Trump’ın yakın çevresinin bunun mümkün olduğuna inandığını belirten yetkili, bu yaklaşımın Birleşmiş Milletler’e yönelik duyulan memnuniyetsizlikten kaynaklandığını aktardı.
Aynı ajansa konuşan bir başka yetkili ise, pazartesi günü itibarıyla dolaşımda olan taslak metnin nihai olmadığını ve değişikliğe uğrayabileceğini belirtti.
BM neyi onayladı?
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Kasım 2025’te 'Barış Kurulu'na atıfta bulunan 2803 sayılı kararı kabul etti.
Karar, Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan planını ve bu kapsamda Gazze Şeridi için geçici bir yönetim olarak 'Barış Kurulu'nun kurulmasını onaylıyor.
Karar uyarınca kurul; Gazze’nin yeniden inşasını koordine etmek, geçiş yönetimini denetlemek ve insani yardımın ulaştırılmasını sağlamakla yetkilendirildi. Ayrıca, kurulun rehberliğinde faaliyet gösterecek bir Uluslararası İstikrar Gücü’nün oluşturulmasına da izin veriliyor.
Metinde, kurulun yetkisinin yalnızca Gazze ile sınırlı olduğu, 31 Aralık 2027’ye kadar geçerli olacağı ve her altı ayda bir BM Güvenlik Konseyi’ne ilerleme raporu sunması gerektiği belirtiliyor.
Peki 'Barış Kurulu' gerçekte ne kadar yetkiye sahip?
Mevcut bilgilere göre 'Barış Kurulu'nun hukuken tanınan tek yetkisi, BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı çerçevesinde Gazze’nin savaş sonrası geçiş sürecini desteklemek.
Bu yetki geçici ve coğrafi olarak Gazze ile sınırlı.
Trump’a atfedilen sızdırılmış tüzük, daha geniş kapsamlı bir küresel barış örgütü hedefi ortaya koysa da, hukukçular bunun kurula kendiliğinden bağımsız bir yetki kazandırmayacağını söylüyor.
Exeter Üniversitesi’nde kamu uluslararası hukuku profesörü Aurel Sari, devletlerin yeni uluslararası örgütler kurabileceğini ancak bunların Birleşmiş Milletler gibi mevcut uluslararası hukuk düzeni ve yükümlülüklere saygı göstermesi gerektiğini vurguluyor.
Sari ayrıca, sızdırılan tüzüğe göre karar alma yetkisinin büyük ölçüde kurulun başkanı olan Donald Trump’ın elinde toplandığını, Trump’ın çoğu karar üzerinde veto yetkisine sahip olacağını belirtiyor.
Bu düzeyde merkezi kontrolün, uluslararası kurumlar açısından emsalsiz olduğuna dikkat çekiyor.
Tüzükte ayrıca Trump’ın kurduğu kurulun faaliyete geçebilmesi için yalnızca üç devletin katılımının yeterli olduğu belirtiliyor.
Aurel Sari, The Cube’a yaptığı değerlendirmede, "Bu son derece düşük bir sayı" dedi.
Sari, “Bu kadar az sayıda devletin, uluslararası hukuki kişiliğe sahip bir uluslararası örgüt kurup, onu ulusal mahkemelerde hukuki denetimin dışına çıkaracak geniş dokunulmazlık ve ayrıcalıklarla donatıp donatamayacağı sorusunu gündeme getiriyor,” diye konuştu.
Reading Üniversitesi’nde kamu uluslararası hukuku profesörü Marko Milanovic ise genişletilmiş “Barış Kurulu”nu “son derece alışılmadık bir yapı” olarak nitelendirdi.
Milanovic, The Cube’a yaptığı açıklamada, "Hukuki açıdan bakıldığında, kurulun yetkileri ancak devletlerin rızasından ve varsa bir Güvenlik Konseyi yetkilendirmesinden kaynaklanabilir; bunun ötesinde bir gücü olmaz,” dedi.
BM kurallarına göre, Güvenlik Konseyi kararlarından doğan yükümlülükler, bunlarla çelişen diğer uluslararası anlaşmaların hukuken önüne geçiyor.
Peki siyasi gücü ne olabilir?
Hukukçular kurulun resmi yetkisini sorgulasa da, analistlere göre siyasi etkisi kayda değer olabilir.
Avrupa işleri danışmanı Henrique Burnay, The Cube’a yaptığı değerlendirmede, sızdırılan tüzüğün çok taraflı kurumlardan uzaklaşmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıttığını ve bunun "yıkıcı sonuçlar" doğurabileceğini söyledi.
Burnay, kurulun etkisinin, kimlerin katıldığına ve pratikte nasıl işlediğine bağlı olacağını da ekledi.
Uluslararası kriz çözümü alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu International Crisis Group’un program direktörü Richard Gowan ise, devletlerin tüzüğü imzalaması halinde kurulun çok taraflı bir anlaşmaya dönüşebileceğini belirtti.
Gowan, BM’nin Gazze’ye ilişkin ilk yetkisinin küresel bir barış yapısına onay vermesi olarak yorumlanmasının bir ilk olacağını ifade etti.